الاربعاء-Çarşamba

Osmangazi 20 Ekim 2016 11:08
Videoyu Aç الاربعاء-Çarşamba
A
a

Şimdi başlığa bakıp şaşırabilirsiniz… Tıpkı bizim Bursa’nın güzide semti Çarşamba’da kendimizi yalnız ve kaybolmuş hissettiğimiz gibi… Bursa’nın en eski değerlerindendir Çarşamba semti… Her ne kadar asayiş olaylarıyla gündeme taşınsa da, son zamanlarda Suriyeli mültecilerin gözdesi olmasından dolayı, “Suriye Mahallesi” olarak anılıyor. Biz de Yeni Marmara Gazetesi olarak, hem v

Suriye ve Suriyeli mülteciler konusu Türkiye’nin gündeminden düşmüyor.  Suriyeli vatandaşlar tarafından en çok göç alan illerden biri olan Bursa’da da durum farksız… Suriyeli mültecilerin adeta mesken tuttuğu Çarşamba’da konu hakkında farklı fikirler var. Suriyeli esnaflar durumlarından memnunken, Türk esnaflar aynı görüşte değil. Suriyelilerin, savaşı Türkiye’ye yerleşmek için bahane olarak kullandığını düşünen Türk esnafların en büyük şikayeti: Suriyelilere Türk vatandaşlığının verilmesi iddiası. Suriyeli vatandaşlar arasında da fikir ayrılıkları var. Bazı Suriyeliler savaş bitince geri dönmeyi düşünürken, bazıları Türkiye’de kalacaklarını dile getirdi.
Çarşamba Mahallesi, Suriyeli mültecilerden önce de asayiş vakalarının en çok yaşandığı semtlerden biri olarak anılıyordu. Biz de Yeni Marmara Gazetesi olarak, hem savaştan önce Bursa’ya gelen Suriyeli işadamlarını, hem Suriyeli hem Türk esnafını, hem de Çarşambalı vatandaşları dinledik. Kentin merkezinde yer alan ve başka dünyaları bir arada toplayan Çarşamba’nın sosyolojik bir haritasını çıkarmaya çalıştık…
“SURİYE’DE DURUM ÇOK KÖTÜ”
Memleketindeki savaştan sonra Çarşamba’ya yerleşen M. Loui Klziah’ya kulak verdik önce… Klziah bize şunları söyledi: “Türkiye’yi çok seviyorum ve kendi vatanım gibi görüyorum. Çarşamba’da esnaflık yapmaktan mutluyum. En büyük sorunum kız kardeşimi, sınır kapısı kapalı olduğu ve vize alamadığı için orada bırakmam. Türkiye’ye geleli üç sene oldu. Türkçeyi kolay öğrendim çünkü Türkçede Arapça kökenli çok fazla kelime var. Daha Türkiye vatandaşlığı alamadım ama çok istiyorum, çünkü o zaman her şey daha kolay olacak. Ben Suriye’de kuyumcuydum bu yüzden Bursa’ya gelmeyi tercih ettim. Bursa’da birçok kuyumcu atölyesi var. Burada sorun çıkarttığımızı söyleyenler oluyor. Ama Türkiye’de olduğu gibi Suriyeli gençler arasında da kötü niyetli olanları var ancak bütün Suriyeliler böyleymiş gibi görmek yanlış. Suriye’de savaşta kaybettiğim akrabalarım oldu Suriye’de durum çok kötü.”
“12 KİŞİ YAŞIYORUZ”
Bir diğer savaş mağduru Ameen Tabaa ise şöyle diyor: “Çarşamba’da esnaflık yapmaktan yana bir sıkıntım yok. Ancak maaşlar az, masraflar çok fazla. Türk devleti bize sadece kapılarını açtı, başka bir yardım yok. Türkiye’ye geleli 1 sene oldu. Annem, babam, arkadaşlarım hepsi orada kaldı. Ailemi buraya getirmeyi çok istiyorum. Savaşta amcamın oğlu ve arkadaşlarım öldü. Savaş biterse Şam’a dönerim. Şam’ın şartları Bursa’dan daha iyiydi. Suriyeli olduğumuz için ev sahipleri evlerini bize kiraya vermiyor.  Arkadaşlarımla beraber kalıyorum ancak 12 kişi yaşamak gerçekten çok zor. Türk kimliği için evraklarımı tamamlamama rağmen daha kimliğimi alamadım. Kimlik olmadığı için her şey daha da çok zorlaşıyor. Hastanelerde bakılamıyorum, özel hastaneye gidiyorum, ilaçları dışarıdan alıyorum bu da çok masraflı oluyor.”
“ZORLUĞA DAYANAMADILAR”
Daha sonra Suriyeli göçmenlerle komşu olan Çarşambalı esnafa kulak veriyoruz. Çarşamba’da esnaflık yapan Türk esnaflar, Suriyelilerin ekonomik olarak işlerini etkilemediğini, Suriyeli esnafların kendi halkına hizmet verdiğini ifade ediyorlar. Bazı esnaflar ise, Suriyelilere vatandaşlık verilmesi konusunda devlete kızgın olduğunu belirtirken, “Biz ülke olarak onları koruyoruz, onlar bizim ekmeğimize göz dikiyor” diyor. İsmini açıklamak istemeyen bir esnaf, sorunlarını şöyle dile getiriyor: “Ben şahsen onlara dükkânımı, arabamı ve evimi kiraya vermem. Suriye’de gençler zorluğa dayanamadı. Annesini, babasını savaşta kaybetti ve kaybedecek hiçbir şeyi kalmamasına rağmen Türkiye’ye kaçtılar. 15 Temmuz’da biz sokakta hiç Suriyeli vatandaşları göremedik, kendi vatanını savunamayan insanların bizim vatanımızda işi yok. Türk gençliği bu tarz vatanından kaçan insanları kabullenmez” diye konuştu. Bir diğer esnaf ise, devlet politikaları hakkında kendilerine söz düşmeyeceğini ancak Suriyelilerin gelmesinden sonra ülkede işsizlik ve ev kiralarının artması gibi sorunların oluştuğunu belirtti.
“TÜRKLER BİZİM KARDEŞİMİZ”
İşin bir de, savaştan önce Türkiye’ye gelmiş ve burada iş kurmuş Suriyeli işadamları boyutu var. Onların da tüm bu olanları nasıl yorumladığını merak ettik. Öncelikle Ronny Moulla bizimle konuştu. Moulla şunları söyledi: “Suriye’de olayların başladığını anlayınca 2012 yılında Türkiye’ye geldik. Bizim oradaki işimiz de ev tekstili ihracatıydı. Bursa’nın tekstil şehri olmasından dolayı buraya yerleştik. Burada ihracat üzerine bir firma kurduk ve tekstil ürünlerimizi ihraç ediyoruz. Vatandaşlık aldığımızı düşünüyorlar ama böyle bir şey yok. 5 yıl çalıştıktan sonra böyle bir hak elde edebiliriz. Vatandaşlık almak istiyoruz, çünkü o zaman işlerimiz çok daha kolay olacak. Türk ekonomisi büyük bir potansiyele sahip. Suriyeliler de iş tecrübesine… Suriyeliler ekonomi için tehdit değil, destekçi olacak ve ekonomiye katkı sağlayacak. Örneğin, ihracatta deneyimli çalışanlar, Arapça bilen çalışanlar Türk ekonomisi ve pazarı için çok önemli. İşim sebebiyle Suriye’ye dönmeyi düşünmüyorum. Savaş bitse bile her şeyin düzelmesi için en az 10 yıl var. Ama savaştan sonra gelen Suriyeliler dönecekler diye düşünüyorum. Çünkü orada çok inşaat işi olacak ve Suriyeliler bu işte çok iyiler.  Ben Türkiye’den çok memnunum. Bursa’daki sosyal hayatımda da oldukça aktifim. Birkaç derneğe üye ve yönetimdeyim. Bu dernekler: JCI ve Foreigners in Bursa.  Türkiye bizim ülkemiz oldu ve biz Türkiye ve Türkleri çok seviyoruz. Suriyeliler için en iyi ülke Türkiye oldu. Türkler bizim kardeşlerimiz. Çok iyi şeyler yaptılar ve ben Türkiye ve Türklere çok teşekkür ediyorum.”
“YABANCILIK ÇEKMİYORUZ”
4 yıl önce savaşın büyüyeceğini anladıktan sonra Türkiye’ye gelen Safwan Masri ise, “Ben kardeşin kardeşi öldürdüğü o savaşa girmek istemedim. Çok kaybımız, acımız oldu. 4 yıl önce geldim ve gayrimenkul ve mimarlık üzerine çalışıyorum. Vatandaşlık almadım ancak Türkiye’de iş yapan, vergilerini ödeyen, ülkeye faydası olan Suriyeliler vatandaşlığa alınmalı. Türkler bize yardımda bulunuyor. Türkiye zaten bize çok yakın bir ülke, kültür olarak, zihniyet olarak ve tarih olarak… O nedenle çok yabancılık çekmiyoruz. Türkler, Suriyeliler konusunda ikiye bölündü. Bir kısım seve seve yardım ediyor, kardeşlik gösteriyor, elinden ne gelirse yapmaya çalışıyor; bir diğer kısım ise bize sıcak bakmıyor ve ülkede kalmamızı istemiyorlar” şeklinde konuştu.
Son zamanlarda Çarşamba deyince akla direkt Suriyeliler geliyor. Peki Çarşamba’nın tek sorunu gerçekten sadece Suriyeliler mi? Zaten öncesinde fuhuş, uyuşturucu ve birçok asayiş olaylarının var olduğu Çarşamba’da başka neler oluyor? Bu kez de, yine mahallede yaşayan bir gence sorularımızı yöneltiyoruz.
“ÇARŞAMBA’DA HUZUR İSTİYORUZ”
İsmini vermek istemeyen vatandaş şöyle konuşuyor: “Biz Suriyelilerden yana şikayetçiyiz. Özellikle gençlerinden. Eline sopa alıp, buradaki bir genci darp ettiler. Kendi aralarında da kavga ediyorlar ama biz ne konuştuklarını anlamıyoruz. Bir duyuma göre, buradaki bazı Suriyeliler, Çarşamba’nın adını Şam olarak değiştirmek için belediyeye başvurmuş ama reddedilmişler. Bir diğer sorun da, kiralar. Ben kazandığım üç kuruş parayla aileme yardımcı olmaya, kira ödemeye çalışıyorum; ancak Suriyeliler sebebiyle kiralar yükselince, bizim ev sahiplerimiz de kirayı yükseltmeye çalışıyor. Suriyeliler zaten kendi dükkanlarına Türkleri de sokmuyor. Çarşamba’dan eski Bursalılar kaçtı. Burada Suriyeliler gelmeden önce, mahallenin abileri dediğimiz insanlar vardı. Sorun çıkarırlardı, onlar bile korkup kaçtılar, hapse düşeriz diye… Zaten bir kısmı da uyuşturucu batağına saplandı. Eskiden travestiler vardı, onlar da yok oldu. Çarşamba’da uyuşturucu batağı hep vardı. Son zamanlarda araba farlarının ampullerini çalıp içiyorlar. Biz artık Çarşamba’da huzur istiyoruz.”
Kentin merkezinde koca bir mahalle Çarşamba… Her zaman biraz hırçın, biraz ürkütücü… Şimdiler de ise Amerika’dakilere benzer bir Çin, bir Hint Mahallesi gibi… Asayiş olayları katlanarak artıyor, Türkler Suriyelilere, Suriyeliler Türklere karşı cephe almaya başlıyor… Olası bir çatışmada, ayrışmada olabileceklerin farkında mıyız? Yetkililerin bir an önce sosyolojik bir yapılanma inşa etmesi gerekmez mi? Ancak, sanki görünmez, sanki hayalet şehir Çarşamba… Biz de soruyoruz: Çarşamba’yı duyan var mı?

ECE ERDENK/ÖZEL HABER
1000
icon
ercan 20 Ekim 2016 12:21

Muhtar duyarsiz elli yilldir orda yasiyorum ama yoruldum ben terk etmeye hazirlaniyom fuus uyusturucu suriyeli muhtarda adim yok o yandasbakmaktan kendine bakaamiyo

0 0 Cevap Yaz
hava durumu HAVA DURUMU
anket ANKET

e-gazete E-GAZETE
sayfalar SAYFALAR
arşiv HABER ARŞİVİ
duyurular DUYURULAR
Bu haber ilginizi çekebilir! Kapat