Ask ve azim dolu bir basarı öyküsü

Bursa 26 Eylül 2017 12:10
Videoyu Aç Ask ve azim dolu  bir basarı öyküsü
A
a

Çivinin ve telin ortak bir paydada vücut bulduğu bir sanat, özenle tek tek ince bir titizlikle çakılan çivilerin sanata doğru olan yolculuğu ve işini aşk ile yapan bir filografi sanatçısı Sevim Pala’nın gazetemize anlattığı başarı öyküsü.

Sevim Pala, atölyesinde bizi ağırlarken filografi sanatı ile ilginç bir tanışma hikayesi olduğunu anlattı. Pala, “Aslında çok enteresan bir tanışmam var. Bir gün bir yerde filografi tablosu gördüm ama filografi sanatı o zamanlar bu kadar yoğun ilgi görmüyordu ve çok bilinmiyordu. İlk defa gördüm, tabi o zaman ne olduğunu bilmiyordum. Çok da ağır bir eserdi. Bunu yapan kesinlikle çılgın birisi dedim, çünkü normal bir insanın yapabileceği bir şey değil diye düşündüm. O kadar şaşırıp etkilenmiştim ki... Böyle tabloya bakakaldım. Çivilerden yapılmış, telle örülmüş. Sonra yine bir gün komşular ‘kursa yazılalım’ dedi. Ne kursu? diyince filografi dediler. ‘O neymiş?’ diye sordum hatta. Çiviyle yapıldığını söylediler. Sonra kursa başladım. Çok hoşuma gitti, kurs hocamız biliyordu ama öğretmiyordu ve ben bu şekilde daha da teşvik oldum yani başladığım kursta öğrenmedim. Sonrasında aldığım özel eğitimler ve evde sabahlara kadar yılmadan çalışarak öğrendim.



ÖĞRENCİLİKTEN ÖĞRETMENLİĞE

Bu işi öğrenip kendisini hissettiği anda Balibey Han içerisinde bir atölye açtığını söyleyen Sevim Pala, yine almış olduğu gerekli eğitimlerden sonra halk eğitimlerde dersler verdiğini anlattı. Pala, “İşi öğrendiğime, bu işi yapabileceğimi kendimde gördüğümde atölyemi açtım. Öncesinde yaklaşık 1 yıl kadar ev ortamında çalıştım ama evde biraz gürültülü bir iş olduğu için çok ses çıkıyordu o yüzden atölyemi açma gereği duydum. Birkaç sergi yaptık, kişisel sergilerim oldu. Bu esnada Yıldırım, Kestel, Gürsu’da halk eğitim de usta öğreticilik yaptım. Balibey Han’da bir atölye açtım. Burada da bu sanatı öğrenmek isteyenlere kurs veriyorum” dedi.

FİLOGRAFİ ‘BİR DÖNÜM NOKTASI’
Filografi sanatıyla olan bağını bir dönüm noktası olarak yorumlayan Sevim Pala, “Filografi benim için yeni bir başlangıçtı, bir dönüm noktasıydı. Sanat olarak tabii ki güzel bir sanat ama yaptığınız işin, çaktığınız çivinin, sardığınız telin yani sizi sonuca götürecek olan bir eserin çıkması sizin elinizden çıkıyor olması çok özel ve güzel bir duydu. Ben bu sanatı çok seviyor ve büyük bir sevgiyle yapıyorum” şeklinde konuştu.



“AMACIM İYİ BİR HOCA OLMAK”

Sevim Pala, kendisinin bu sanatı öğrenirken hocasının ilgisizliğinden yakındı. Hırs yapıp öğrendikten sonra ve artık kendisi de hoca olduktan sonra her şeyden önce iyi bir hoca olmak için çok çaba sarf ettiğini söyleyen Pala, “Bu işi ben çok iyi yapıyorum diye bunu asla söyleyemem. Ben öyle öğrenciler yetiştirdim ki benden çok iyi çalışmalar yapıp, güzel eserler ortaya koyuyorlar. Ama ben şunu iddia ediyorum: Ben bu sanatı öğrenirken hocamdan tecrübe ettiğim için onun gibi olmayacağıma ve çok iyi bir öğretici olacağım konusunda kendime söz verdim. ‘Ben ne biliyorsam bu kurs da bittiğinde onlar da onu bilecekler’ dedim ve hep bu yönde çalıştım ve başardım, çok da mutluyum” dedi.



HAT YAZILARI VE OSMANLI FİGÜRLERİ

Filografi sanatçısı Sevim Pala yapmış olduğu çalışmalarda kullandığı figür olarak sanatını yaparken işin ticari boyutu da olduğu için birçok konuda eserler çıkardığını söyledi. Pala, “Neye çok talep var ise onun üzerine çalışıyoruz. Günümüzde de hat ve Osmanlı motifleri çok ilgi görüyor ya da bazen özel siparişlerde de bulunabiliyorlar. O zaman da ona göre çalışıyoruz” şeklinde konuştu.

,

SANATA DEĞER VERMEK

Her el emeği göz nuru ile yapıp ortaya çıkan sanatın çok kıymetli olduğunu söyleyen filografi sanatçısı Sevim Pala, “Bu sanat eski bir sanat ve unutulmaya yüz tutan sanatlar arasında iken son yıllarda yeniden canlanmaya başladı. Osmanlı zamanında çocuklara çivi çaktırırlarmış. Ne kadar güzel ve düz çakarlarsa o çocuk o kadar terbiyeli ve düzgün bir çocuk olarak görülürmüş. Yani en başından da dediğim gibi bu sanat zor ama sabır gerektiren bir sanat. Ortada bir emek olduğu için de bizlerin tek isteği buraya insanlar geldiğinde bu eserlere baktıklarında, bunlara ne kadar zaman ayırdığımızı, ne kadar uğraştığımızı, el emeğimizi, çabalarımızı ve bu eserleri ortaya çıkarırken, bizim manevi bir bedelin yanı sıra maddi bir bedel de ödediğimizi bilip, bu eserlere ona göre kıymet vermelerini istiyor, herkesi de Balibey Han’a davet ediyoruz” dedi. 

Kaynak : MERVE ÖZDEMİR / ÖZEL HABER
1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

hava durumu HAVA DURUMU
anket ANKET

e-gazete E-GAZETE
arşiv HABER ARŞİVİ
duyurular DUYURULAR



 
Bu haber ilginizi çekebilir! Kapat