Bağımlılıkta ailenin rolü

Bursa 23 Ocak 2018 22:00
Videoyu Aç Bağımlılıkta ailenin rolü
A
a

Bir ağaç bir aileyi sembolize eder. Bir aile bir geleceği. Çocuklar her şeyi ilk olarak aileden öğrenir. Rol modeldir aile çocuk için. Hepimizin bir gün bağımlı ya da yakını olma ihtimali vardır. Peki, bağımlılık nedir? Ailenin rolü ne derecedir?

Bağımlılık üzerine görüşlerini aldığımız Sosyolog ve Aile Danışmanı Gökhan Öztürk bu konuda ailenin birinci derecede etken olduğunu söylerken, toplumun bağımlılara karşı bakış açısından, ön yargılara, bağımlılığın belirtilerinden, sigaranın madde bağımlılığında hiçte o kadar masum olmadığına kadar birçok konuya değindi. Sosyolog ve Aile Danışmanı Gökhan Öztürk, “Bağımlılık aslında bir aile hastalığıdır. Kişisel bir sorun değildir. Kısacası biyo- psiko-sosyal bir hastalıktır” diyerek de altını çizdi. Ailenin en temel görevinin çocuğun psikolojik tatminini aile içinde yaşamasının gerektiğini, bu boşluğun aile içerisinde doldurulamaması sonucunda zararlı alışkanlıklara yönelmesinin mümkün olabileceğini, sağlıklı yasamın öneminin ergenlik döneminde önce çocuklarımıza aşılamanın önemli olduğunu vurguladı.



TOPLUMSAL KABUL  VE ÖNYARGILAR

Madde kullanımının toplumdaki karşılığı ve toplumun bakış açısını yorumlayan. Sosyolog ve Aile Danışmanı Gökhan Öztürk, “Maddenin toplumsal yapıda kabul görmesi, maddenin kullanımını arttırır. Toplumsal kontrolün azalması da madde kullanım artışına yol açabilir. Yine toplumun bağımlılara bakış açısını değerlendirdiğimizde korku, ötekileştirme, uzak durma, suçlama gibi düşüncelere sevk eder. Bakış açımız ve ön yarılarımız sonucunda da bağımlı kişi üzerinde yalnızlık, barınma ve iş sorunu, kısır döngü ve iyileşmenin mümkün olmadığına inanma gibi yanlış düşünceler doğurur. Bunların yerine bağımlılara karşı bakış açımızı değiştirdiğimizde, bağımlı ve yakınlarının iyileşme sürecini olumlu yönde etkileyecektir” dedi.

AİLE YAPISINDAKİ ÇÖZÜLME
Ailenin çocuklar üzerinde en büyük faktör olduğunu belirten Sosyolog ve Aile Danışmanı Gökhan Öztürk bu konuda dikkatli olmalarını belirtti. Öztürk, “Aile yapısındaki çözülme madde kullanımını etkileyen risk faktörleri arasında yer almaktadır. Ege Üniversitesi’nde 1500 öğrenci üzerinde yapılan araştırmada madde deneyimi olan öğrencilerin ailelerinde boşanma oranı yüzde 26 olarak çıkmıştır. Ailede sigara, alkol veya madde kullanımı çocuklarının da kullanabilme oranını arttırmaktadır. Burada aile faktörünün ne kadar etkili olabildiğini görüyoruz ve bu konuda da ailelere çok fazla iş düşüyor” diye anlattı.



SİGARANIN MASUMİYETİ?

Yapılan araştırmalara göre sigaranın madde kullanımına bir geçiş aracı olduğunu ifade eden Öztürk, “Fırat Üniversitesi tarafından 2014 yılında lise öğrencileri üzerinde yapılan araştırmaya göre sigara içenlerin yüzde 34,8’nin alkol kullandığı, içmeyenlerin ise yüzde 5,5’nin alkol kullandığı tespit edilmiştir. Yani sigara içenlerin içmeyenlere oranla alkol kullanma olasılığı 9 kat fazladır. ABD’de yapılan araştırmalarda ise 12-17 yaş aralığında sigara içen ergenlerin içmeyenlere göre uyuşturucu kullanımının 9 kat daha yüksek olduğu saptanmıştır. Burada sigaranın masum olmadığını, alkol ve madde kullanım riskini 9 kat arttırdığını, sigaranın alkol ve madde bağımlılığı için geçiş aracı olduğunu görmüş oluyoruz” dedi.

BAĞIMLILIĞIN BELİRTİLERİ?
Aslında bağımlılık belirtileri ile ergenlik döneminin özellikleri birbirine çok benziyor. Bu nedenle ailelerimiz çocuklarımızın madde kullanmaya başladığını veya bağımlısı olduğunu anlamakta çok geç kalabiliyorlar. O yüzden bağımlılık gizli kalan ve gizlice yayılan bir hastalık olarak karşımıza çıkmaktadır. Aileler özellikle şu konularda çocuklarını çok iyi gözlemlemeli ve takip etmeli. Çocuklarının kimlerle arkadaşlık ettiğini, boş zamanlarını nasıl geçirdiğini bir gölge gibi takip etmeli. Eğer arkadaşlarının ismini vermiyorsa, nerede zaman geçirdiği ile ilgili geçiştirmek için cevaplar veriyor ise, eve geliş gidiş saatlerinde ciddi farklar oluştuysa dikkat etmeli. Ayrıca çok fazla para harcamaya başladıysa ve bu paranın nereye harcandığına dair bir bilgi yoksa, kişisel bakım ve görünümüne eskisi gibi dikkat etmiyorsa, beden ve kıyafet temizliği eskisi kadar önemli değilse, kıyafetlerinde farklı ağır kokular varsa, üzerinde veya odasında kekiğe benzer otlar veya toz halinde beyaz veya sütlü kahve renginde maddeler bulursa, şüphelenmek için önemli sebepler oluşmuştur diyebiliriz. Tabi ki kesin sonuç tıbbi kurumlardaki testlerle ortaya çıkacaktır. Ancak bu gibi durumlarla karşılaştığında da paniğe kapılmadan bir uzmandan yardım almak için adım atmakta geç kalınmamalıdır”.

Kaynak : MERVE ÖZDEMİR / ÖZEL HABER
1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

hava durumu HAVA DURUMU



 
Bu haber ilginizi çekebilir! Kapat