Eğitim Zorda

Eğitim 24 Eylül 2016 19:28
Videoyu Aç Eğitim Zorda
A
a

Eğitim-Bir-Sen Şube Başkanı Şeker, Eğitime Bakış 2016 raporunu değerlendirirken, ülke genelinde 130 bin öğretmene ve 60 bin dersliğe ihtiyaç duyulduğunu söyledi.

Eğitime Bakış 2016 Raporu'nu değerlendiren Eğitim-Bir-Sen Bursa 1 Nolu Şube Başkanı Numan Şeker, Türkiye'de öğretmenlerin tecrübe açısından bölgelere ve illere göre dengesiz dağılımının, eğitimde fırsat eşitliği bağlamında endişe verici boyutta olduğuna dikkat çekti. Yaklaşık 40 bin norm fazlası öğretmen bulunduğunu, 130 bin öğretmene ihtiyaç olduğunu kaydeden Numan Şeker, ortalama sınıf mevcutlarında OECD ortalamasını yakalamamıza rağmen, ilk ve ortaokullarda yaklaşık 60 bin dersliğe ihtiyaç olduğunu dile getirdi.
Şube Başkanı Numan Şeker, gerçekleştirdiği basın toplantısı ile Eğitime Bakış 2016: İzleme ve Değerlendirme Raporu’na ilişkin değerlendirmelerde bulunarak, eğitimin ve eğitim çalışanlarının sorunlarını kamuoyuna paylaştı. Numan Şeker, raporla ilgili detaylar verirken, “Tarafsız bakış ve yapıcı yaklaşım çerçevesinde yürütülen uzun soluklu bir çalışmanın eseri olan Eğitime Bakış 2016’nın, Eğitim-Bir-Sen’in eğitimi izleme ve değerlendirme raporlarının ilkini oluşturuyor. Eğitime Bakış 2016: İzleme ve Değerlendirme Raporu hazırlanırken, eğitime dair ulusal ve uluslararası göstergeler, parametreler incelenmiştir. Bundan sonra ‘Eğitime Bakış’ ana temasıyla her yıl izleme ve değerlendirme raporu yayımlamak konusundaki kararlığımız devam edecektir. Böylece, Türkiye’de eğitimin mevcut durumunu ve küresel görünümünü sürekli ve istikrarlı bir disiplinle mercek altına almış olacağız. Raporumuzun, birçok veriyi toplu olarak sunmak niteliğiyle, gerek öğretmenlerin ve eğitimle ilgili araştırma yapan akademisyenlerin gerekse eğitim politikalarıyla siyasi ve idari karar alıcıların çalışma masalarında yer alacak temel bir kaynak olacağına inanıyoruz” dedi.
 130 BİN ÖĞRETMENE İHTİYAÇ VAR
Kamu okullarında çalışan 40 bin civarında norm fazlası öğretmen bulunduğunu belirten Şeker, “130 bin öğretmen ihtiyacı varken (Şubat 2016 verisi), öğretmenlerin yüzde 5’inin ihtiyaç fazlası olarak okullarda görev yapıyor olması eğitimde fırsat eşitliği bağlamında ve kamu kaynaklarının etkin ve verimli kullanımı açısından son derece sorunlu bir durumdur. Anayasal haklar kapsamında tanınan aile bütünlüğünün korunması ve sağlık ihtiyaçlarının giderilmesi gibi haklar ihlâl edilmeden bu sorunun çözümüne yönelik politikalar geliştirilmelidir” dedi.
Türkiye’de öğretmenlerin tecrübe açısından bölgelere ve illere göre dengesiz dağılımının, eğitimde fırsat eşitliği bağlamında endişe verici boyutta olduğunu vurgulayan Şeker, “Türkiye genelinde kamu çalışanı öğretmenlerin hizmet süresi ortalaması 11,7 yıl iken, Kuzeydoğu Anadolu, Ortadoğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde sırasıyla 6,0, 6,7 ve 7,2’dir. Öğretmen hizmet süresi ortalamasının en yüksek olduğu iller sırasıyla İzmir (15,6), Aydın (15,5), Karabük (14,9), Ankara (14,9), Yalova (14,8) ve Balıkesir (14,8) iken, en düşük olduğu iller sırasıyla Şırnak (1,8), Hakkâri (2,0), Ağrı (2,8), Muş (3,1) ve Bitlis’tir (3,9). Onuncu Kalkınma Planı’nda belirlenen hedef doğrultusunda, öğretmenlerin dezavantajlı bölgelerde ve okullarda uzun süreli çalışmalarını özendirecek birtakım düzenlemelerin yapılması gerekmektedir. Özellikle öğretmenlerin özlük hakları ile ilgili bir düzenlemenin bu doğrultuda etkili bir politika aracı olacağı düşünülmektedir” diye konuştu.
ATAMA BEKLİYORLAR
Raporda ülkemizde gelecek yıllarda da öğretmen olmak isteyenlerin sayısının talebin üzerinde olacağının öngörüldüğünün altını çizen Şeker, “Eğitim fakültelerindeki mevcut öğrenci sayıları, yeni kayıt öğrenci sayıları ve mezun sayıları birlikte değerlendirildiğinde ve ayrıca fen-edebiyat fakültelerinin mezunlarına verilen pedagojik formasyon sertifikalarının sayısı göz önünde bulundurulduğunda, önümüzdeki yıllarda da öğretmen arzının birçok alanda öğretmen talebinden daha fazla olacağı öngörülmektedir. 2015 yılında 417 bin 480 öğretmen adayı KPSS Eğitim Bilimleri Testine girmiştir” şeklinde konuştu. 
 FIRSAT EŞİTSİZLİĞİNİ TETİKLİYOR
Yer değiştirme ile bulunduğu ilden ayrılanların büyük çoğunluğunu Güneydoğu, Ortadoğu ve Kuzeydoğu Anadolu bölgelerindeki öğretmenlerin oluşturduğunu ifade eden Numan Şeker, konuşmasına şöyle devam etti:
“İller arası yer değiştiren öğretmenlerin yaklaşık yüzde 52’si bu bölgelerdeki illerden ayrılmıştır. İller arası yer değiştiren öğretmenlerin önemli bir kısmı (yüzde 43) Akdeniz, Ege ve İstanbul bölgelerinde bulunan illere tayin olmuştur. Genel olarak bakıldığında iller arası yer değiştirmelerde öğretmenlerin görece az gelişmiş illerin bulunduğu bölgelerden ayrılarak, görece daha gelişmiş illerin bulunduğu batıdaki bölgelere doğru hareket ettiği görülmektedir. İller arası yer değiştirme ile ayrılan öğretmenlerin oranlarının yüksek olduğu doğu bölgelerinde ve sosyo-ekonomik gelişmişlik düzeyi düşük olan illerden ayrılan öğretmenlerin yerleri büyük oranda yeni atanan öğretmenlerle doldurulmaktadır. İlk atama ile atanan yeni öğretmenlerin yüzde 73’ü doğu bölgelerindeki illere atanmaktadır. İller arası yer değiştirmeye bağlı atamalar ve ilk atamalar birlikte değerlendirildiğinde, doğu bölgelerindeki öğretmen ihtiyacı yüzde 90 ve üzeri oranlarda ilk atamalarla atanan yeni öğretmenlerle karşılanırken, diğer bölgelerde yüzde 49 ila yüzde 75 arasında değişen oranlarda iller arası yer değiştirme ile atanan deneyimli öğretmenlerle karşılanmaktadır.”
 60 BİN DERSLİK İHTİYACI
Şeker, ortalama sınıf mevcutlarında OECD ortalamasını yakalamamıza rağmen, ilk ve ortaokullarda yaklaşık 60 bin dersliğe ihtiyaç bulunduğunu kaydederek, “2013 yılı OECD verileri esas alındığında, ilkokul ve ortaokul düzeylerinde Türkiye’de ortalama sınıf mevcutları (sırasıyla 23 ve 28) OECD ortalamasının (sırasıyla 21 ve 24) üzerindedir. Son yıllarda yaşanan gelişmelere bağlı olarak Türkiye 2015 yılında OECD’nin 2013 yılı ortalamasını yakalamıştır. Ancak ortalama sınıf mevcutlarında bölgeler ve iller arası farklılıklar yani eşitsizlikler son 10-15 yıllık dönemde ciddi boyutlarda azalmasına rağmen söz konusu gösterge için bölgeler ve iller arası eşitsizlikler halen devam etmektedir. İlk ve ortaokul kademelerinde ikili eğitim yapan okul ve öğrenci oranları 2010 yılından (sırasıyla yüzde 22 ve yüzde 51) 2015 yılına (sırasıyla yüzde 19 ve yüzde 46) az miktarda düşüş göstermiştir. 2015 yılında dersliklerin yaklaşık yüzde 16’sında ikili eğitim yapılmıştır. Buna göre, sınıf mevcutları ve okullaşma oranlarıyla ilgili verilerin sabit kalması durumunda ilk ve ortaokullarda ikili eğitim uygulamasına son verebilmek için yaklaşık 60 bin derslik ihtiyacı vardır” diye konuştu.
GENÇLER EĞİTİME DEVAM ETMİYOR
Ortaöğretimin 2012 yılından itibaren zorunlu eğitim kapsamına alınmasıyla bu kademede okullaşma oranlarının son yıllarda ciddi artış gösterdiğini ifade eden Numan Şeker, “Ancak, ortaöğretimi kapsayan 14-17 yaş grubundaki her 100 öğrenciden yaklaşık 15’i eğitimine devam etmemektedir. Bu durum, yeni politikaların geliştirilmesinin gerekliliğini ortaya koymaktadır” dedi.
AÇIK ÖĞRETİMDE ARTIŞ
Açık öğretimde (ortaokul ve lise) öğrenim gören toplam öğrenci sayısının 2007 yılından itibaren sürekli artış gösterdiğine altını çizen Şeker, 2015 yılında toplam 1 milyon 874 bin 210 açık öğretim öğrencisi bulunurken, bu öğrencilerin 1 milyon 536 bin 135’inin açık lise öğrencisi, 338 bin 75’inin ise açık öğretim ortaokulu öğrencisi olduğunu söyledi. Şeker, ortaöğretimde, 2015 yılı başında açık öğretim öğrenci sayısının toplam öğrenci sayısına oranının yüzde 26,45’i bulduğunu kaydetti.
FIRSAT EŞİTSİZLİĞİ VAR
Yükseköğretim programına yerleşen öğrencilerin mezun oldukları lise türüne göre detaylı analizinin, üniversiteye geçişte lise türleri arasındaki başarı farkını açıkça ortaya koyduğunu belirten Numan Şeker, “2015 yılı yerleştirme sonuçlarına göre, lisans programlarına yerleşme oranı açısından, Sosyal Bilimler Lisesi, Özel Fen Lisesi, Anadolu Öğretmen Lisesi ve Özel Lise (yabancı dil eğitim verenler), Fen Lisesi ve Anadolu Lisesi diğer tüm lise türlerine göre belirgin bir şekilde daha başarılı olmuştur. Lise türlerine göre lisans programlarına yerleşme oranlarındaki uçurum, yükseköğretime geçişteki fırsat eşitsizliğini gözler önüne sermektedir” değerlendirmesinde bulundu.
 ÖNERİLER SUNUYORUZ
402 bini aşkın üyesiyle eğitim hizmet kolunun yetkili sendikası ve Türkiye’nin en büyük sivil toplum kuruluşu Eğim-Bir-Sen olarak 24 yıldır özlük ve özgürlük mücadelesi verdiklerinin altını çizen Şeker, “Medeniyetimizin kök değerlerini idrak etmiş, daha özgür, daha müreffeh ve daha mutlu insanların yaşadığı ‘daha güçlü, daha huzurlu, daha adil Türkiye’yi inşa etmek amacıyla çıktığımız sendikal yolculukta, hem sendikacılık hem de sivil toplum noktasında yeni eşikler oluşturmaya devam ediyoruz. Bu çerçevede, akademik çalışmalarımızla geçmişe, güne ve geleceğe ışık tutuyor, eğitim çalışanları için elde ettiğimiz kazanımlarla emeğin değerini artırıyor, akademik sendikacılık anlayışının hakkını veriyoruz” dedi.
 
1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

hava durumu HAVA DURUMU
anket ANKET

e-gazete E-GAZETE
sayfalar SAYFALAR
arşiv HABER ARŞİVİ
duyurular DUYURULAR
Bu haber ilginizi çekebilir! Kapat