HADİSLERLE SAHURU ÖĞRENELİM

Bursa 24 Mayıs 2018 19:04
Videoyu Aç HADİSLERLE SAHURU ÖĞRENELİM
A
a

"Sahur yapınız, zira sahurda bolluk-bereket vardır." "Bilal geceleyin erkence ezan okur. Siz İbni Ümmü Mektüm ezan okuyuncaya kadar yiyip içiniz." "Bizim orucumuz ile Ehl-i kitabın orucu arasındaki en önemli fark sahur yemeğidir."

Hadislerle sahuru öğrenelim
 
"Sahur yapınız, zira sahurda bolluk-bereket vardır."
"Bilal geceleyin erkence ezan okur. Siz İbni Ümmü Mektüm ezan okuyuncaya kadar yiyip içiniz."
"Bizim orucumuz ile Ehl-i kitabın orucu arasındaki en önemli fark sahur yemeğidir."
Hadislerin ufkumuzu açmasıyla sahur hakkında bilgilerimizi tazelemiş olalım.
 
Ramazan orucunun Ramazan’da günlük hayatımıza kazandırdığı önemli güzelliklerden biri de hiç şüphesiz, halkımızın ifadesiyle,  sahura kalkmaktır.  Bu kalkıştan maksat, "bir yudum su ile de olsa" sahur yapmaktır. Gecenin sonunda yenilen sahur yemeğinin "mübarek bir yemek" olduğunu ifade buyuran Peygamber Efendimiz, bu yemeği teşvik ve tavsiye etmiştir. Gerekçe olarak da sahura kalkıp yemek yemekte bereket ve bolluk olduğunu bildirmiştir.  Çok şükür ki aynı iftar davetleri gibi toplu halde sahur yemeği yemek te toplumumuzda yaygınlaştı.
 Artış demek olan bereket, mümkündür ki, hem seher vaktinin bereketi, hem de sahura kalkan kimsenin yapacağı ibadet, zikir ve diğer güzel işlerin toplamından oluşan bir hayır ve sevap bereketidir. Hatta Peygamber tavsiyesine uymuş olmak da başlı başına bir kazanç, bereket ve hayır vesilesidir. Ayrıca, sahurda alınacak gıdanın, tutulacak oruca yardımcı olması da bir berekettir denebilir. Hz. Peygamber Efendimiz bir başka hadiste "Gündüz orucu için sahur yemeğinden, gece namazı için de öğle uykusundan (kaylûle) yararlanın" buyurmuştur.
Sahura kalkıp bir şeyler yiyip içmek farz ya da vacip değildir. Bu konudaki emir tavsiye anlamındadır. Bu sebeple de sahura kalkmak sünnettir. Yani sahura kalkmadan da oruç tutulabilir. Ancak, sahur yemeği ile ilgili hadislerinde Peygamber Efendimizin haber verdiği bereketten nasip alabilmek için kalkıp bir bardak su ile de olsa sahur yapmak uygun olanıdır.
 



Sahur ne zaman yapılmalıdır
 
Büyük sahabe Zeyd İbni Sabit, bir keresinde Hz. Peygamber ile sahur yemeği yediğini ve sonra kalkıp sabah namazını kıldıklarını haber vermektedir. Onun bu tecrübesini nakleden diğer sahabe Hz. Enes, kendisine sahur yemeği ile sabah namazı arasında ne kadar zaman geçtiğini sormuş, Zeyd de, ne çok uzun ne de çok kısa ayetlerden olmamak kaydıyla ve mutedil bir okuyuşla  elli ayet okuyacak kadar bir sürenin geçtiğini bildirmiştir. Bunun dört dakikalık bir süre demek olduğuna işaret edilmişse de, günümüzde imsakten 18 dakika sonra sabah namazının ilk vakti girmiş, fecr-i sadık gerçekleşmiş  kabul edilmektedir.
Sabah namazının efdal olan vakti, imsaktan 50 dakika kadar sonradır. Geçmişte bu iki durum (yani sabah namazının ilk ve efdal olan vakti) imsakiyelerde belirtilirdi. Şimdi ise sadece imsak ve güneşin doğuşuna yer verilmektedir.
 
Süre tayininde beden hareketlerini esas almanın mümkün olduğu da görülmektedir. Aslında Araplar zamanı genellikle "koyun sağımı" süresiyle tahmin ve takdir ederlerdi. Zeyd İbni Sabit'in bir hadiste sahur yemeği ile sabah namazı arasında geçen zamanı, ayet okuma (kıraat) süresi ile takdir etmesi, o vaktin ibadet vakti olmasından dolayıdır. Bu büyük bir irfan ve inceliktir.
 
Peygamber Efendimizin sahur vakti ile ilgili de bir uygulamasını görmekteyiz. İki müezzininden biri olan Bilal-i Habeşi, biraz erkence ezan okur, sahura kalkacakları uyandırırdı. İkinci müezzini İbni Ümmü Mektüm ise, sahur vaktinin bitip sabah namazı vaktinin girdiğini ilan etmek için ezan okurdu. Bu ikili uygulama, büyük ihtimalle, daha sonraları özellikle memleketimizde sahura başlama ve bitirme toplarının atılmasına ve bu iki top atımı arasında da Ramazan davulu ile Müslümanları sahura kaldırma uygulamasına esas teşkil etmiş olabilir.
 
İbni Ömer'in, "İki müezzinin ezanı arasındaki süre, birinin inip diğerinin çıkacağı kadardı" sözü üzerinde durmak ta faydalı olacaktır. Söz doğrudur, ancak uygulama farklıdır. Bilindiği gibi Hz. Bilal, gece vakitlice ezan okuduğu yüksekçe yere çıkar, ezanı okur ve orada oturur, zikir ve dua ederek gökyüzünü gözetler, şafağın sökmesini beklerdi. Şafak sökmeye başlayınca iner ve âmâ olan İbni Ümmü Mektüm'a vaktin geldiğini haber verir, o da çıkar hem sahurun bittiğini hem de sabah namazı vaktinin girdiğini ilan eden ezanı okurdu. Böylece bu ikisinin ezanı arasında, kalkıp yıkanacak olanların yıkanacağı, sahur yemeği yiyebileceği ibadet ve zikir yapacakların bunu yerine getirebilecekleri kadar bir süre bulunurdu. Yoksa İbni Ömer'in sözünün zahirinden anlaşıldığı gibi Bilal'in inip İbni Ümmü Mektüm'ün çıkacağı kadar bir süre, “iki-üç dakikalık bir süredir”  söz konusu değildir.
 
Zaten bilindiği gibi Resul-i Ekrem Efendimiz, ümmetine en kolay gelecek uygulamaları yeğler ve tavsiye ederdi. Şimdi bir düşünün hiç sahur yapmasaydı, şüphesiz bu durum, Müslümanlara zor gelirdi. Özellikle yaz mevsimi gibi uzun günlerde oruç tutmakta son derece zorluk çekiliyor. Yine gecenin yarısında sahur yapacak ve yaptıracak olsaydı, bu da beklenen kolaylığı sağlamaz ve uyku severlere o saatte kalkmak çok zor gelirdi. Netice itibariyle sahurun tamamen terkine sebep olabilirdi. O halde bu durumları dikkate alarak, sünnetteki uygulamaya uyum sağlamış olmak bakımından sahur yemeğini son vaktine kadar geciktirmek uygun olur. Böylelikle orucun sınırlarına riayet edilmiş olunur.
 
Tüm bunlarla birlikte diğer dinlerle aramızda fark olması uygun olanıdır. Sahur yemeği uygulamasının Müslümanlara has bir özellik olduğunu peygamberimiz belirtmektedir. Ehl-i kitap yani yahudi ve hıristiyanlar ile biz Müslümanların oruçları arasında bir çeşit “alamet-i farika” sahur sünnetidir.
Böyle olunca, sahura kalkıp bir yudum suyla da olsa sahur yapmak ayrıca bir önemlidir. Sahurun faziletinin bir yönü de onun Müslümanlara has olmasıdır. Sahura kalkmak, bu açıdan bakıldığı zaman bize tanınmış olan bir ruhsata ve bereketli nimete şükür gerektirir.
 


Buraya kadar bahsettiklerimizi şöyle özetleyebiliriz

Ramazan gecelerinde sahura kalkıp bir şeyler yiyip içmek sünnettir. Sahur, diğer dinlerde olmayıp ümmet-i Muhammed'in özelliklerindendir. Sahur yemeğini sabah namazı vaktine kadar geciktirmek, yeni orucun sınırlarına riayet etmek daha uygundur. Sahur yemeği, geçmiş ümmetlerin orucu ile bizim orucumuz arasındaki en önemli farklılıktır. Sahur yemeği, İslam dininin kolaylaştırma dini olduğunun göstergesidir. Sahur yaparak sünnet-i seniyyeye uymak başlı başına bir rahmettir, berekettir.
 
Kaynak : HAZIRLAYAN: Hasan KARABULUT
1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

hava durumu HAVA DURUMU



 
Bu haber ilginizi çekebilir! Kapat