AB’nin seçeneği var mı?

29 Kasım 2016 22:09
A
a
Avrupa Parlamentosu, AB ile sürdürülen müzakerelerin ‘geçici olarak dondurulması’ kararı, 53 yıldır kapıda bekleyen Türkiye’yi haklı olarak sinirlendirdi.
Bilineceği üzere Avrupa Parlamentosu üye ülkeler partilerinin Milletvekillerinden oluşmakta.
Yani bu Parlamentoda her siyasi çizgiden insan bulunmakta…
AP’nin Türkiye ile ilgili aldığı karar, Avrupa Konseyi’ne bir tavsiye niteliğinde. 
Hiçbir yaptırımı falan yok yani…
Aralık ayında toplanacak üye ülkeler hükümet başkanları ve liderlerinin böyle bir tavsiyeye de uymayacağı anlaşılmakta.
Öyleyse AP bu karar neden aldı?
Görünüşe göre, bu bir ‘uyarı’ olarak tanımlanıyor.
İşte Türkiye’yi kızdıran da bu…
 
* * *
Kuşkusuz AB ile 53 yıllık ilişkilerimizde öteden beri sorunlar hep olmuştur.
Ancak bu kez sorun bunlara benzemiyor ve daha büyük…
AB ikircikli tutumu ile güven vermezken, son aylarda da takındığı tavır ile ilişkileri kopma noktasına getirdi.
15 Temmuz kalkışması sonrası hiçbir şey olmamış gibi davranması, Türkiye’ye karşı neredeyse bütün terör örgütlerini içinde barındırması, destek vermesi bardağın taşmasına ramak bıraktı.
AB açıkça Türkiye’ye karşı haksızlık yapmaktadır…
Kuşkusuz bu noktada Türkiye’nin de eksiklikleri, hataları da vardır.
Ancak AB’nin kimi ülkelerinin Türkiye’ye karşı takındığı tavır Türkiye tarafından kabul edilemez bir noktaya da varmış bulunmaktadır.
Ne ki, böyle bir durumda bile Türkiye’nin bütün ilişkileri toptan koparma gibi soğukkanlılıktan uzak bir karar vermesi beklenmemelidir. 
Brüksel ile Ankara arasındaki kriz aşılabilir…
Rusya ile yaşadığımız kriz düşünüldüğünde bunu öngörmek zor olmasa gerek.
 
* * *
Zaten halkımızın da bu noktada bile görüşü, ilişkilerin tamamen kopartılması yönünde değil.
Geçmişe göre bir kırılma yaşanıyor…
Bu tamam ama halkın AB’ye girme arzusu uzun yıllara dayandığı için aslında geçmişteki destek oranlarına kıyasla bugün oldukça büyük bir azalma eğiliminin olduğu da açık.
Son zamanlarda kamuoyu önünde liderlerin ve özellikle Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın sert üslubu AB’ye karşı olan desteği azaltmış görünüyor.
Bundan 6 ay öncesinde yüzde 75, daha önceki yıllarda yüzde 80’leri aşan eğilimin bugün çok uzağında olumsuza döndüğünü anlamak zor değil.
Ancak her şeye karşın yeni bir seçenek ilgili bilgi sahibi olmaması halen en iyi gördüğü seçeneğin de yine AB olduğunu da gösteriyor.  
 
* * *
Kaldı ki Türkiye dışa sattığının yarısını AB ülkelerine yapmakta.
Şangay 5’lisi denen ülkelere satışı yüzde 3 bile değil.
Yani ekonomik olarak bu ülkeler AB’ye seçenek değil.
Demokrasi ve insan hakları açısından ise hiç değil…
Hiç kuşkusuz, Rusya, Çin, İran ve diğer ülkelerle ilişkilerin geliştirilmesi, ticaret hacminin artırılması önemli…
Türkiye çok özel bir coğrafi konumda bulunan stratejik bir ülke…
Hem bir Avrupa ülkesi ve hem de Ortadoğu ülkesi.
Hem Balkan ülkesi, hem de bir Karadeniz ülkesi.
Türkiye, dünyada tek kutupluluğun sona erdiği bu süreçte çok boyutlu bir dış politikaya zaten yönelmek de zorunda.
Ancak AB’ye seçenek olarak değil…
Bilim, teknoloji ve patent neredeyse Türkiye’nin yeri orası…
Türkiye de bu konulara ağırlık verecek politikalar geliştirmek zorunda.
Bununla ilgili Türkiye gerekli politik manevraları yapmak durumunda…
Ayrıca son birkaç günün gelişmeleri AB ile ilişkilerin geleceği açısından biraz umut verir gibi.
İdam konusunun gündeme getirmeyecek olmasının Tuğrul Türkeş tarafından seslendirilmesi, OHAL’in kaldırılacağının Başbakanca dile getirilmesi, HDP Milletvekillerinin salıverilmeleri düşüncesinin M. Ali Şahin tarafından gündeme getirilmesini iyi okumak gerek.
 
1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

hava durumu HAVA DURUMU
anket ANKET

e-gazete E-GAZETE
arşiv HABER ARŞİVİ
Bu haber ilginizi çekebilir! Kapat