ABD hegemonyasına karşı Türkiye

4 Aralık 2017 21:36
A
a
Türkiye Cumhuriyeti Devleti kurulduğundan bu yana, ekonomik ve siyasi gelişim kaydettiği, bölgede söz sahibi olma iradesi gösterdiği her durumda ABD İngiltere eksenli operasyonlarla karşı karşıya kalmış darbelerle kaos ve terörle terbiye edilmek istenmiştir. ABD’nin başını çektiği küresel hegemoni; ‘ancak benim istediğim kadar büyüyebilirsin, benim istediğim kadar sanayileşebilirsin, benim çıkarlarıma dokunmamalısın’ baskısıyla Türkiye siyasetini dizayn etmiş ve kontrol altında tutmuştur.
Bu süreç Osmanlı’nın son dönemlerinde Sultan Abdülaziz ile başladı.Osmanlı’nın başta İngiltere olmak üzere, hakim güçlerin kontrolünden çıkma gayretleri, yokluk ve baskılara rağmen milli donanmasını geliştirmesi hakim güçleri rahatsız etti. Sultan Abdülaziz intihar süsü verilerek katledilip tahttan uzaklaştırıldı. Sultan Abdülhamid de Batı hegemonyası ile mücadele eden padişahlardandı. Yahudiler’in Filistin üzerindeki planlarını bozmuş, eğitim ve teknoloji hamleleri İngilizler’e karşı verdiği mücadele Batı tarafından Kızıl Sultan ilan edilmesine neden olmuş etrafı sarılarak alçakça hile ve entrikalarla tahttan indirilmişti.
Batı’nın Türkiye’yi dizayn etme müdahalelerine maruz kalan bir başka lider de Adnan Menderes’ti. Menderes, ABD hegemonyasına karşı koymanın, Türkiye’yi geliştirme ve Rusya ile yakınlaşma girişiminin bedelini canıyla ödedi. Başta Batı ile işbirliği içinde olan Süleyman Demirel o zamanki Rusya ile teknolojik işbirliğini geliştirmeye kalkışınca iktidardan indirilerek terbiye edildi ve Batı eksenine sokuldu. Turgut Özal’ın ekonomide, dış politikada alternatifler oluşturma gayretleri, Kürt sorununu çözme niyetleri şüpheli bir ölümle sonlandırıldı. Faizsiz sistemi savunan, milli ekonomiyi ve milli siyaseti geliştirme niyetleri ile yola çıkan, Anadolu sermayesini ayağa kaldıran Refah-Yol hükümetine 28 Şubat’ta post-modern darbeyle son verildi.
2000’li yıllar ve AK Parti’nin kurulması Türkiye için yeni bir dönemdi. IMF’ye olan borçların nihayetlendirilmesi ile Türkiye prangalarından kurtulmuş ABD-İngiltere ekseninde Türkiye’yi dizayn etmek, söz dinletmek zorlaşmıştı. 50 yıllık yeni dünya düzeni projesinde Ortadoğu’nun ve Türkiye coğrafyasının tamamını ele geçirip yeni sınırlar çizmek, kültürel ve din adına sahip olduğumuz tüm değerleri yıkmak, ülkemizi parçalamak niyetinde olan küresel haydutlar için artık Türkiye’ye söz dinletmek zorlaşmıştı. Türkiye artık birkaç ülkeyle ticaret yapmak zorunda olan, NATO’nun çöp diye attığı hurda silahları, milyar dolarlar ödeyerek satın almak zorunda bırakılan bir ülke olmaktan çıkmış, dünyanın birçok ülkesi ile ticaretini geliştirip çeşitlendiren, milli savunma sanayisini geliştirerek kendi silahlarını üreten Rusya ile füze anlaşması yapan altyapı yatırımları ile bölgede büyük bir cazibe merkezi haline gelen söz dinlemez bir ülke olmuştu Türkiye. Erdoğan dünyada yaşanan zulme baş kaldırıyor, Dünyada yaşanan zulmü, çifte standardı ve Batı’nın ikiyüzlülüğünü yüzlerine vuruyordu. Türkiye’nin bu tavrı Batı’yı adeta çıldırttı; “Erdoğan ne pahasına olursa olsun devrilmeli, Türkiye’de söz dinleyen ve kontrol edilebilir bir hükümet kurulmalıydı.” Bu amaçlarını CHP, FETÖ ve PKK gibi aparatlarını kullanarak gerçekleştirmek istediler.
AK Parti kapatma davası, muhtıra, 7 Şubat MİT krizi, 17-25 Aralık operasyonu, Gezi kalkışması, 15 Temmuz darbe girişimi dahil, içimizdeki en etkili ajanlarını da kullanarak, FETÖ ve PKK eliyle devlete ve millete darbe yapmaya kalkışsalar da, bu hain girişimlerini başarıya ulaştıramadılar. Müttefikimiz dedikleri Türkiye’ye karşı akıl ve mantık dışı bu saldırıları, Türkiye’den ve köklü devlet geleneğinden ne derece korktuklarını ifşa ediyor. “Rusya’dan S-400 alma, alırsan sonuçlarına katlanırsın” gibi tehdit içeren beyanlarına aldırmayan Erdoğan’ın, Afrin’i de, Münbiç’i de kurtaracağız ve sahiplerine teslim edeceğiz; dünya Müslümanlarına ve mazlumlarına sahip çıkan söylemlerle -bizim davamız cihangirlik davası değil, İslam davası- diyen atalarımızın bu coğrafyadaki cihanşümul devlet aklını devreye sokması onları adeta çıldırtıyor ve dengelerini kaybettiriyor. Dünya nizamı ve dünyayı adalete kavuşturma amacı taşıyan cihanşümul devlet aklı, onlara cihana hükmeden ve sahip olduğu toprakları yüzyıllarca adaletle yöneten bir devleti hatırlatıyor. Öylesine deliriyorlar ki; Atatürk ve Erdoğan’a ne derece düşman olduklarını gizleyemiyorlar. Osmanlı’yı parçalarken yeni kurulan Türkiye Cumhuriyeti’ni ve kurucu aklını da hazmedemediklerini, niyetlerini 40 yıl önce devlete sızdırdıkları FETÖ adlı ihanet yapılanması ve PKK adlı terör örgütü marifetiyle yeniden bölüp parçalamak olduğunu anlıyoruz.
 
YİNE KANLI BİR DİZAYN HEDEFLENİYOR!
 
Kendisini dünyanın tek egemen gücü olarak gören ABD, artık kendine gelmelidir...
ABD’nin kendi çıkarları açısından ambargo koyarak ya da işgal ederek diğer ülkeleri cezalandırması artık komik ve basit karşılanmaktadır.
Kaldı ki ABD ambargosunu delen ABD’de, birçok şirket ve AB’de şirketler varken, sadece Reza Zerrab davasının ele alınması tamamen siyasi bir hamledir. Yeni Türkiye’yi eski Türkiye seviyesine çekip, Erdoğansız yeni dünya düzeni ekseninde, eski Türkiye’yi de aratacak kanlı bir dizayn hareketi  hedeflenmektedir.
Ayrıca Türkiye’nin ambargoyu kabul etmek gibi bir zorunluluğu olmadığı gibi birkaç kişi arasında geçen rüşvet konuları ABD’yi ilgilendirmez. Erdoğansız yeni dünya düzeninde, eski Türkiye planı başka bir deyişle (BOP) projesinde belirlenen, Türkiye’de kan akıtarak yeniden şekillendirme/dizayn etme hedeflenmektedir.
Peki, Türkiye’nin adımı ve devletin tavrı ne olur? Birkaç gündür gelişmelere bakarsak, Cumhurbaşkanı’nın tavrı çok net! Türkiye’nin savunma taktiğinden taaruz hareketine geçilmiş ve 15 Temmuz’un arkasındaki iç ve dış aktörlerin üzerinden ABD’yi teröre destek vermekle suçlamak mümkün. Çünkü; ABD, PKK’nın Suriye koluna silah gönderirken FETÖ’ye finansal destek de sağlıyor. Üstelik 15 Temmuz’un bir ayağı ABD’de ve FETÖ elebaşı F. Gülen’i Türkiye’ye iade etmemek için binbir dereden su getiriyor.
Bence Türkiye ABD’yi yargılayacak. Hatta bazı bilinen tutuklu isimler tanık yapılarak bu çerçevede MİT TIR’ları krizi ve ABD’nin FETÖ ile 15 Temmuz darbe girişimi tertibi arkasındaki isimler ve ülkeler tanıklarla netleştirilecektir.
Sadece gelişmeler bunlar değil...
Türkiye Cumhuriyeti Devleti, Reza Zerrab davasını BM’ye taşımak için harekete geçti. BM nezdinde, Halk Bankası ve diğer bankaların ticaret hukukunun masaya yatırılması bekleniyor. Halk Bankası’nın İran’la yaptığı ticaret tamamen BM ve DTÖ’nün belirttiği kurallar çerçevesinde gerçekleştirildiği için, bu Türkiye’yi dünya nezdinde daha da güçlendirecek bir karar çıkmasını sağlayacağı umuluyor. Türkiye, ABD’ye ambargo konusunda bir taahhüt vermemiş ve BM ile anlaşmalar yaparak ticaret hacmini genişletmiştir. Davayı BM’ye taşımamız bu yüzden çok doğru ve akılcı bir adımdır. Umduğumuz gibi ülkemiz adına beklenen adaletli bir sonuç çıkarsa, bu ABD’nin dünya üzerindeki egemenliğini ve karizmasını bitirecektir.
ABD’nin uygulamaya koyduğu yargı darbesinin arkasındaki gerçeğin; siyasi bir soğuk savaş olduğunu dünya her yönüyle öğrenecektir.
Yeni Türkiye sürecinde artık dış mihrakların baskısına boyun eğme yoktur. Yeni Türkiye tıpkı Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün hedeflediği muhasır medeniyet vizyonunda ilerlemeye ve coğrafi konumunu ve verimini kullanmaya devam edecek, dünya ile bilimde, sanayide gelişmeye ve rekabet etmeye devam edecektir. Hiçbir gücün Türkiye’nin her alanda gelişmesi yönünde verdiği çabaları manipüle etmeye hakkı yoktur.
CHP Genel Başkanı Türkiye’yi karanlık bir kaosa sürüklemek istiyor. İftira siyasetine doymayan ve Türkiye’nin bekasına kastetmek isteyenlere çanak tutan malum genel başkanı, ‘kasetle geldi, belgelerle gider’ benden söylemesi…
17-25 Aralık yargı darbesi, 15 Temmuz’la devam eden işgal girişiminden sonuç alamayanlar, Rıza Zarrab üzerinden 17-25 Aralık’ta yarım kalan işi tamamlamaya çalışıyorlar. Bu asla bir rüşvet davası değildir. Türkiye’ye siyasi ve ekonomik müdahale davasıdır. Gerekçe olarak gösterdikleri ambargo, kendi şirketlerini ve kendi vatandaşlarını ilgilendirir. Türkiye İran’la ticaretini devam ettirerek doğru olanı yapmıştır.
Öyle umuyorum ki bu dava Türkiye’nin değil - Amerika dünyadan büyüktür-  diyen küresel zorba ABD’nin sonunun başlangıcı olacaktır. Ülkemizde ve dünyada yaptığı darbelerin cinayetlerin zorbalıkların, terörün döktükleri kanın işlediği insanlık suçlarının tek tek hesabını verecektir.
İnşaAllah…
Selam ve dua ile…
 
1000
icon
Selma tetik korkmaz 5 Aralık 2017 05:19

Ellerine saglik bir iki kelimen ve tespitin haric çok güzel ve akıcı yazi.

0 0 Cevap Yaz
hava durumu HAVA DURUMU
anket ANKET

e-gazete E-GAZETE
arşiv HABER ARŞİVİ



 
Bu haber ilginizi çekebilir! Kapat