Loading...

Abdülkerim Paşa ile Mustafa Kemal Paşa telgraf mülakatı

2 Aralık 2018 21:28
A
a
Muhterem okurlarım, Serbesti gazetesi sahibi ve yazarı Mevlanzade Rıfat Bey'in 'Türk İnkılabının İç Yüzü' adıyla Pınar Yayınları’nca neşredilmiş, anıları tarafımdan Osmanlıcadan çevrilmişti. Bilindiği gibi Sultan Vahideddin'in vatanın kurtarılması hususunda Mustafa Kemal Paşa'yı Anadolu’ya göndermiş ve eline verdiği salahiyetnamenin, Osmanlı devleti tarihinde hiçbir sadrazama verilmediğine dair görüşler varittir. Samsun'da Milli Mücadeleyi başlatan Mustafa Kemal Paşa, Sivas kongresini 4 Eylül 1919 - 11 Eylül 1919 tarihleri arasında gerçekleştirmişti. Bu ulusal bir kongredir. Yazımızın başlığında yer alan, iki değerli paşa arasında gerçekleşmiş olan telgraf mülakatı, 'Türk İnkılabının İç Yüzü' adlı anı kitabında 27 ile 28 Eylül gecesi saat 23.00'te, (Öp Elimi) Abdükerim Paşa ile Mustafa Kemal Paşa arasında aşağıdaki şu konuşma yapılmıştır şeklinde yer almıştır. Bu vaziyet karşısında, bu telgraf mülakatının, 4 Eylül'de başlayıp, 11 Eylül'de sona eren Sivas kongresinden sonra vukuu bulduğunu göstermektedir. Bir bakıma bahse konu kitabın 283. sayfasından aktarmaya geçelim:
Abdülkerim Paşa ile M. Kemal Paşa Arasındaki Telgraf Konuşması:
Sivas Telgrafhanesi, İstanbul Telgrafhanesine- M. Kemal Paşa telgraf başındadır, Abdülkerim Paşaya söyleyiniz, buyursunlar.
İstanbul Telgraf - Zât-ı sâmileri M. Kemal Paşa hazretleri misiniz? Ruhum!
Sivas Telgraf- Evet muhterem Kerim Paşa Hazretleri İstanbul Telgraf- Hazreti Evvel karşınızdadır. Afiyeti âlileri iyidir inşaallah kardeşim vatanın hayrı için bütün vatanperver kardeşlerim ile ihvan-ı âliyye-i temsiliye ile düşünce alışverişinde bulunmak isterim. Hakipayinize ulaşmak üzere Ali Fuad Paşa vasıtasıyla bir telgraf göndermiştim. Değerli ellerinize varmış olan işte o telgraf esasatı üzerine bir hali meşkür, bir fayda çıkarırız. Memleketin geçirmekte olduğu nâzik ve pek mühim bir devrey-i muazzamayı lutfu hûda ile müjdeler sayfasına ulaştırırız. Bundan Kerim-i Hüda-i Nevvar'dan mehaluk-u âmal-i rehakârımız mürşid dilimizden buna dair şeyler konuşarak maksadımızı vatan için birleştirelim değil mi? Pek fatin ve tedbirli kardeşim! Ne buyurursunuz? Ruhum. Bu güzel memleketimizdeki ayrılığı ve kötü ümitlerinde mefluç ve cansız bırakalım. Yalnız hükümet ile milletin ve vatanın selameti için sarf ve hizmete gayret edelim ki; müşterek gaye zaten hep birdir. Vatan endişesiyle gösterilen birinci bahisin dünya medeniyeti karşısında muazzez topraklarımızın korunmasına ait en büyük hamiyet ve vatanperveri olduğu bir kere daha temhid zımnında mevcut müşkül durumu kaldırdım. Buna bir çare bulmak için de bu muazzam kardeşinizle düşüncelerimizi birbirimize nakledelim. Minnettarım kardeşim. Bu teşebbüsüm hakkında hükümetin geniş bir şekilde bir iyi niyet ortaya koyduğunu ilave eylerim ruhum!
Sıvas Telgraf- Kutbul Aktab deyiniz anlar. Pek muhterem nezih kalpli kardeşim Abdülkerim Paşa Hazretleri. Büyük ve necib milletimiz meşru hukukunu müdrik onu muhafaza ve müdafaaya bütün varlığıyla münasebet kurduğunu görmekle çok mesudum. Düşüncelerin konuşulması hususunda gösterilen arzuya teşekkür ederiz. Fuad Paşa tarafından çekilen telgrafa vakıf bulunuyoruz. Kararımız sebebi ile yazılan beyannamenin içeriği Ferid Paşa ve arkadaşlarına hitaben bir azarlama olduğu biraz tetkik edildiğinde anlaşılır. Padişahın kalbini derin üzüntülere gark eden işler ve davranışlar, milletimiz tarafından değil ama, Ferid Paşa, Dahiliye nazırı Adil Bey, Harbiye nazırı Süleyman Şefik Paşa ve bunların çalışma arkadaşları bulunan Harput Valisi Ali Galip Bey, Ankara Valisi Muhittin Paşa, Trabzon Valisi Galip Bey, Kastamonu Valisi Ali Rıza Bey, Konya Valisi Cemal Bey tarafından yapılmıştır. Malatya'da ihanet teşebbüsü, Çorum'da tertip edilen hainlik, Konya'da yapılmaya çalışılan alçaklık bütün açıklığıyla size ulaşmış değilse zatıâlilerinizin çözüme başlangıç tuttuğunuz yolu yanılmanızdan dolayı mazur görürüz. Yabancıların görüşlerinin lehimize değiştiği doğrudur. Ancak bu değişim hiçbir zaman Ferid Paşa hükümetinin takip etmekte olduğu siyasetinin neticesinde değildir. Bu değişme milletimizin varlığını göstermesi ve bunu ispat etmesinden kaynaklanmıştır. İşte bu noktada Zat-ı Şahaneyi kandırıyorlar. Kurtuluş çaresi ve hayatın umdeleri ancak ve ancak (Kuvay-ı Milliye’nin çalışma ve milli iradenin hakim olmasındadır.) Bu sağlam esas ve meşrudan bir zerre ayrılmak -Allah korusun- devlet, millet ve vatanımızın feci hallere düşmesine sebep olur. Tertemiz milli hareketimizi kötü tefsir etmekten geri durmayan bedbahtların çok olduğu muhakkaktır. Çok derin bir teessüftür ki, bu talihsiz milletin başında, devlet-i ebed müddetimizin başında Sadrazam Ferid Paşa, diğer nazırlıklarda Adil Bey ve Süleyman Şefik Paşa gibi devlet adamları bulunuyor. Memleketimize bölük bölük bolşevikler girdiğini, milli hareketin bolşevik harekatı olduğunu resmen ilan eden ve duyuran bu bedbahtlardır. Necip ve nezih milli harekatımızın ittihatçıların son çırpınışları olduğunu ittihatçıların parasıyla yapılmakta bulunduğunu, resmen dünyaya ve ecnebi gazetecilere ilan edip anlatan bu gafillerdir. Anadolu'da karışıklık olduğunu resmi ajanslar ile ilan eden ve (mütarekenin ilgili maddesine göre) muazzam vatanımızı düşman işgaline uğratmak isteyen bu cahillerdir. Malatya müslümanları ile Sivas müslümanlarını birbirleriyle kavgaya düşürmek isteyen bu zavallılardır. Milli harekatı önleyeceğim diye Sivas ve milli harekata eğilimli her yeri ecnebilerin işgal etmesini isteyenler bu hainlerdir. Bununla beraber bizim en mukaddes gayemiz tabii ki, siz kardeşimin düşündüğü gibi kötü insanların bu güzel memleket üzerindeki iftiralarını ve açıkça yaptıkları melanetlerini kırmak ve onları bu kötü ümitlerinde cansız bırakmaktır. Devlet ile milletin işlerini sırf vatanın selametini isteyen noktada toplamaktır. Allah'a hamd olsun ki; bu gayenin gerçekleşmesinde, artık milletin bedbahtların kötü tesirini kırmış ve bütün kahramanlığı ile azimkâr adımlar ve buna mukabil merkezi hükümetin ne kadar usulsüz ve millet ile ilgisi olmayan bir acizler heyeti olduğunu anlamıştır. Merzifon’u boşalttılar, Samsun'u da tahliyeye başladılar. İç işlerimize ve milli harekatımıza karşı tarafsız kalacaklarını ifade ediyorlar. İşte milli teşebbüsümüzün istiklali temin etme yolunda kazandığı ilk netice budur. Milli cereyan İstanbul'da, kanun-i esasi hükümlerine uyulduğu takdirde netice alabilecektir. Mevcut hükümetin geniş bir surette hüsnüniyet taşıdığı zannınızda isabet bulunmadığını arz etmeme müsaade buyurmanızı rica ederim. Ben daha Erzurum’dan Ferid Paşa'ya vaziyetin hakikatını izah ederek, milletin kuvvet ve iradesine karşı çıkacak hiçbir kuvvet kalmadığını yazmıştım. Kendisine muhalefet etme yanlışlığına düşmemesini hatırlatmıştım. Bu gafil zat bana cevap vermemekle beraber, milli harekatın birkaç kişinin tahrik eseri olduğunu ilan etti. Ve menfaat hırsıyla ve kör bir cehalet ve gafletle iki tarafı idare ederek mevkiini muhafaza edebileceğini zanneden birkaç valinin düzmece raporlarını, benim nezih ve vatanpervarane ikazlarıma tercih etti. Bu her türlü alçaklık ve ihanet ve acz ve miskinlik mevkiinde kaldıktan ve bütün millet durumu tam bir açıklıkla öğrendikten sonra bize düşen vazife en çabuk şekilde milli hedeflere itaatli, yeni bir kabinenin şahısları ve hayatları hakkında bir parça tereddütleri varsa bugün için bu gibi şeylerle meşgule tenezzülden pek yüksek olan milletimiz adına kendilerine istedikleri söz ve teminatı vermeyi, milletimizin menfaati lüzumundan sayarız. Fakat tuttukları yolda devam ederlerse meydana gelecek mesuliyeti kendilerine ait olacaktır. İşte yapılan hayırlı teşebbüsleri münasebeti ile bir kere daha ve son defa değerli zatınız gibi kalbi cidden vatan ve millet aşkıyla, padişaha muhabbbet ve sadakatle bağlı olan ve kardeşlik hatıralarını daima hürmetle muhafaza eylediğim Abdülkerim Paşa vasıtasıyla da duyurmak, bizim için her türlü vicdani huzurun sağlamlığına sebep olmuştur. Milli harekat bütün genişliği ile İstanbul'a ilerlemektedir. Ferid Paşa ve arkadaşları bunu bilmektedirler. Zat-ı âlileri de, bu malumatı talep edip aydınlanınız. Bütün bu harekatı durdurma yalnız ve yalnız ve ancak bir yere dayanır. O da, milli emeli bütün manasıyla kabullenen bir zata kabine riyasetinin verilmesi ve o zatın milli gayeyi anlayarak ona göre tedbirler almasına bağlıdır. Bütün bu anlattıklarımıza göre değerli kardeşimin bir görüşü varsa lütfen bildirmesini rica ederim. (Devam edecek) Fiemanillah.
 
1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

hava durumu HAVA DURUMU
arşiv HABER ARŞİVİ



 
Bu haber ilginizi çekebilir! Kapat