Amazon yetiştiren anneme, annelere…

13 Mayıs 2017 22:12
A
a
Annem beni doğurmadan bir saat önce ‘doğurmaktan vazgeçip’ hastane odasından kaçmış, kendini balkona kilitlemiş, hastane bahçesinde bekleyen babama seslenerek, ‘Ben vazgeçtim, götür beni buradan’ diye bağırmış, hastane ayağa kalkmış, benim harikalar ötesi annemi ikna edip beni dünyaya getirmesi için ellerinden ne geldiyse yapmışlar…
Tabii o zaman ultrason çok yaygın değil, bir iki doktorun acayip yöntemleri sonucunda erkek bebek bekleyen ailem bakıyor ki ciddi ciddi kızım. Baya kızım yani… Babam içten içe kız istemesi sebebiyle daha da seviniyor, her ne kadar doğduğum gibi gözümü açıp tek kaşımı kaldırarak oldukça asabi baksam bile kendisine… Annem de ‘Ece olsun’ diyor adı… Kraliçe edası görmese bile…
Annemin canı çok yanmış olacak ki bir daha doğurmayı hiç istememiş, istemedi. ‘Bir taneyle olmaz, kardeş ister bu, bir tane daha yapıver’ diyerek gazlasa da elalem, annem ‘Bir olsun, benim olsun’ kafasıyla hiç yeltenmedi ikinci çocuğa. Ben de kardeş istemedim. Bilmediğiniz bir duygunun yokluğunu çekmeniz pek mümkün değil çünkü…
Ama bundan daha da ötesi ve önemlisi, annem benim her şeyim olmayı becerecek bir kadındı, hâlâ da öyle. Bir insan hem anne olup, hem de nasıl bu kadar kardeş, bu kadar arkadaş, bu kadar ben oluyor akıl erdiremiyorum…
İnatçı, dediğim dedik annem. ‘Kız çocuğu öyle davranmaz, kız çocuğuna o giydirilmez, kız çocuğu onunla oynamaz’ zırvalarına kulaklarını tıkayıp, ‘Kız çocuğu bu, tek başına gidecek, istediğini giyecek, istediğini yapacak, şimdiden iki ayağının üzerinde duracak’ diyerek yetiştirdi beni ve etrafındakileri. Eleştirileri hiç umursamadı, hem yanımda durdu, hem de durmayanı durasıya kadar haşladı, pişirdi, yedi.
Çocukken sokaktaki tüm arabaların farlarını patlatma huyuma, durmayan çeneme, öfke patlamalarıma, yıllardır ‘Bugün ne giysem?’ krizlerime, istikrarla ve katlanarak devam eden özel hayatımdaki başarısızlığıma, gürültücü arkadaşlarıma, hayal gücüme, öğretmenlerimin haftada 3 gün ettiği şikayetlerine, dellendiğimde çekip gitmelerime, dağınıklığıma, nemrutluğuma, hiperaktifliğime, romatizmama, zatüreme, grip olunca bile kanser oldum ağlamalarıma, erkeklerle daha iyi anlaşıp etraftan gelen dedikodulara, eşyalarını ondan izinsiz kullanmama güçlükle, sabır çekerek, bazen gülümseyerek, bazen ateş topuna dönerek sabretti, ediyor…
Elimden kitap düşürmeyecek kadar bana kitabı sevdiren, tek çocuk olmama rağmen beni şımartmayan, şımartılmaya tepki gösteren, daha çok okumam ve ‘kızsın yapamazsın’ dedikleri ne varsa yapmam için her türlü desteği sonuna kadar veren, beni okutmak için yıllarca çalışan, başarısızlıklarımı da kucaklayan, beni prensesler gibi değil de amazonlar gibi yetiştiren güçlü kadın annem… Deliliğini, hayata mizahi yaklaşımını, inadını, gücünü genetiğiyle bana aktaran, hâlâ taş gibi olan güzeller güzeli annem…
Ben 18 yaşımdayken, ‘Adını Ece koymakla hata ettim, keşke Özgür koysaydım’ diyerek ismimi değiştirmeyi teklif eden, tek bir cümleyle beni ölesiye kadar güldürebiliyorken, tek bir bakışıyla elimi ayağımı titretebilen, ‘Çok zayıfladın, gözlerin pörtledi, çok çirkinleştin’, ‘Çok kilo aldın, hamur gibi oldun’ veya ‘O makyajla iğrenç olmuşsun, sokağa öyle çıkma’ diyebilecek kadar dürüst, beni ben olduğumdan öte tercihlerimle daha çok seven, bana idealistliği, kadın olmayı, hakkımı aramayı, doğrunun yanında olmayı, hak yememeyi, tercihlerimde çok yönlü düşünmeyi öğreten annem…
Anne oldu diye kadınlığını unutmayan, çoğu şeyden korksa bile korkmuyormuş gibi yapan, bağımsız ve bağımsız kız evlat yetiştirebilecek kadar kararlı; kırılgan ama umursamamayı öğrenebilmiş, çoğu şeyden yorulmuş ama yorulduklarına gülmeyi becerebilmiş, zeytinyağlılar dışında yemek yapmayı çok da haz etmeyen annem…
Bir torun istediğini hissettiğim ancak söylemeye pek cesaret edemeyen canımlar canımı annem, ne zaman sözünü dinlemesem başımı belaya soktuğumu ilk ona söylediğim aşırı öngörüşlü annem, başımı belaya sokunca, ‘Soktuğun gibi çıkar’ diyen annem, beni ekranda izlerken ‘Doğurduğum şeye bak, önüne gelene laf yetiştiriyor’ diyerek gururunu acayip şekillerde gösteren annem…
Önce bana, sonra da tüm kız anneleri ve anne adaylarına örnek olmasını dilediğim bir kadın kendisi. Adı Özlem.
‘Kız annesi olmak başka’ der durur Özlem Hatun… Ki haklı…
Kız çocuklarını güçlü, erkeklerin ve toplumun baskısı altında ezilmek zorunda kalmış, sindirilmiş bir profilin çok uzağında, kendi hayatımızın kendi tercihlerini verebilecek seçkin zeka ve bilince sahip olabilecek şekilde yetiştiren başta annemin, sonra tüm kız annelerinin, ardından da tüm annelerin tombik ellerinden, temiz kalplerinden öpüyor, Anneler Günü’nü kutluyorum…
 
1000
icon
Işılay fırtına 15 Mayıs 2017 21:54

Kesinlikle katılıyorum. Annenin hakkı ödenmez. İyi ki varmış. İyi ki yollarımız kesişmiş. Etrafındaki emek verdiği kızlardan birinin annesi....😊 Kız annesi olmak başka gerçekten...

0 1 Cevap Yaz
hava durumu HAVA DURUMU
anket ANKET

e-gazete E-GAZETE
arşiv HABER ARŞİVİ


Bu haber ilginizi çekebilir! Kapat