Loading...

Reyhan Değirmenci Batut

Ana diliniz yabancı dil olmasın

15 Mayıs 2018 21:48
A
a

Ana dilimizi konuşmak ve yazmak.

Okula başlayıncaya kadar konuşmayı, başladıktan sonra da yazmayı ve okumayı öğreniyoruz.

Öğreniyor muyuz?

Hayır.

Daha hoşu bilenlerimiz de unuttu.

Ben de tlf dili kullanmaya başladım mesela. İğneyi kendime batırmazsam ayıp olur.

‘Ok, tmm, bye, h.g’ ve daha pek çok kısaltma kullanıyorum. Whats app’ça yazar oldum. Allahtan henüz konuşmayı unutmadım.

Sanal dünyanın ve sınava hazırlanmanın etkisiyle pek de okumayı sevmeyen bir nesil var, fazla vakitleri de yok. Kısaltmalar ve İngilizce kelimelerle konuşuyorlar, yazıyorlar.

Anlaşıyoruz bir şekilde bunun kime zararı var diyelim mi?

Demesek iyi olur. Zaten Türkçe olmayan tabelalar ve dejenere edilmiş kelimelerden oluşan mağaza isimleri var. Ana dilimizi de tam kullanmazsak çocuklarımızla aramızdaki uçurum büyüyecek.

Sanırım ‘ eee nasıl diyor siz’ gibi bir durum olacak.

Dili bir ülkenin can damarıdır, tüm kaynakları, geçmişi, şimdisi, geleceği diline bağlıdır.

Konfüçyüs’e sormuşlar,

- Bir ülkeyi idare etmeye çağrılsaydınız, yapacağınız ilk iş ne olurdu?

Konfüçyüs cevap vermiş:

- İşe önce dili düzeltmekle başlardım. Çünkü dil bozulursa kelimeler düşünceleri iyi anlatamaz. Düşünceler iyi anlatılmazsa, yapılması gereken işler yapılamaz. Görevler gereği gibi yapılmazsa, töre ve düzen bozulur. Töre ve düzen bozulursa, adalet yoldan sapar. Adalet yoldan çıkarsa, şaşkınlık içine düşen halk ne yapacağını, işin nereye varacağını bilemez. Bunun içindir ki hiçbir şey dil kadar önemli değildir.

Ne kadar basit gibi görünüyor ama ne kadar da önemli değil mi?

Lütfen dikkat edelim, uyaralım dikkat çekelim.

Bizim çok zengin bir dilimiz var. İçinde pek çok kelime barındırıyor, pek çok başka dille kaynaşmış, dilimize uyarlanmış kelimeleri kullanır olmuşuz.

Şiirlerimiz, şarkılarımız, öykülerimiz, bilimsel eserlerimiz çok çeşitli ve her biri ayrı tat, ayrı öğreti.

Bu zenginliği kaybetmek elimizdeki her şeyi yitirmek gibi olur. Çocuklarımıza bırakacağımız şahane bir mirastan vazgeçmekse büyük bir kayıptır.

İşin bir de başka yönü var.

Konuşmayı biliyoruz, konuşabiliyor muyuz?

Benim seminer konularımdan biridir bu.

Etkili iletişimin olmazsa olmazı aynı dili konuşmak. Bunun için de dilimizi iyi bilmemiz ve doğru kullanmamız gerekiyor.

Anlaşılır ifade edebilmek için karşımızdakinin anlayacağı gibi konuşabilmeliyiz.

Doktor hastalığımızı Latince adıyla, yapmamız gerekenleri tıbbi terimlerle, ilacımızı da prospektüsünde yazdığı gibi anlatsa sanırım anlayamadığımız için iyileşemeyiz.

İş dünyasında, çalıştığımız sektöre, yöreye, yaş grubuna göre konuşmazsak, konuşamazsak ‘hedef kitle’yi nasıl yakalarız. Hatta hayli komik durumlar da yaşamaz mıyız?

Dil önemli, güzel bir dilimizi doğru kullanarak sadece onu değil, Konfüçyüs’ün dediği gibi ülkemizi de korumuş oluruz.

Dost acı söyler demiş eskiler, aslında dost acıyı tatlı söylermiş.Yeteri kadar kelime biliyor düzgün konuşabiliyorsa.

Tarihçiler tarihi doğru yazıp kayıt tutmakla görevli, bunu yaparken de kellelerini korumaları gerek. Kardeş katli vaciptir yasası var ve gelenek belli. Dili sağlam olan tarihçinin kaydı ‘merhametli padişah kardeşlerini cennet kayığına bindirdi yada gönül gözünü açtı’ diye olunca hayatta kalabilmiş. Latif ya da değil bilemem o yüzden isimsiz yazdım ama gerçek o ki dili iyi kullanan her daim kazanmıştır. Dili iyi kullanmaya dair örnek çok bir tane daha paylaşalım.

Padişah, bir gece rüyasında bütün dişlerinin döküldüğünü, yemek bile yiyemez hale geldiğini görür. Sıkıntı ve elem içinde uyanır. Vezirini çağırıp sarayın rüya tâbircisinin hemen huzuruna getirilmesini emir buyurur.

Uyku sersemi tâbircibaşı, gözlerini ovuştura ovuştura padişahın yanına gelince, padişah beklemeden rüyasını anlatıp sorar:

“Tâbircibaşı, bu rüya hayır mıdır, şer midir? Neye işarettir, hele bir söyle.”

Tâbircibaşı biraz düşünür; sonra utana, sıkıla, “Şerdir, Padişahım” der.

Padişah yüzüne karşı böyle söylenmesine şaşırmış, adeta küçük dilini yutmuştur. Tâbirci devam eder:

“Uzun yaşayacaksınız; ama ne yazık ki, bütün yakınlarınızın gözlerinizin önünde birer birer ölüp sizi yapayalnız bıraktıklarını göreceksiniz.”

Bir an sessizlik olur; ardından padişah kükrer:

“Tez atın şunu zindana, felaket tellalığı yapmak neymiş öğrensin!”

Tâbircibaşı, yaka paça götürülüp zindana atılır. Padişah bir başka tâbircinin bulunmasını emreder. Huzura getirilen ikinci tâbirciye de rüyasını anlatıp sorar:

“Hayır mıdır, şer midir?” der.

İkinci tâbirci de önce biraz düşünür ama sonra yüzü aydınlanır:

“Hayırdır, Padişahım!” der. “Bu rüya, bütün akrabalarınızdan, yakınlarınızdan daha uzun yaşayacağınıza dalalet eder. Daha nice seneler boyu güzel memleketimizi yüksek adaletinizle idare edebileceksiniz inşaallah.”

Padişahın keyfi yerine gelir, ağzı kulaklarında buyurur:

“Bu tâbirciyi TÂBİRCİBAŞI yaptım. İki kese de altın verin!”

Başından sonuna kadar durumu takip edenler, tâbirciye sorarlar:

“Aslında sen de, tâbircibaşı da aynı şeyi söylediniz. Niçin onu cezalandırdı da seni mükâfatlandırdı?”

Zeki tâbirci güler:

“Elbette aynı şeyi söyledik; ama mühim olan, kimilerine NE söylediğin değil, NASIL söylediğin, karşıdakinin NEYİ, NASIL anladığıdır?”

Alıntıları özellikle çokça kullandım ki bize zenginlik katan değerlerimizi hatırlamış olalım.

Bir Ezop masalıyla bitirelim bu hafta yazımızı.

Bilge Ksantus, bir gün dostlarına, tanışlarına bir şölen vermeyi kararlaştırdığında kölesi Ezop’u çağırıp buyurmuş:

“Çarşıya çık; yiyeceklerin, içeceklerin en güzelini, en tatlısını al; parlak bir şölen hazırla ki gelenlerin hepsi yediklerine şaşırıp parmak ısırsınlar…”

Ezop denileni yapmış, buyruğu yerine getirmiş. Bilgenin dostları, tanışları şölen sofrasına oturmuşlar. Bir de ne görsünler? Bütün yemekler, çerezler, tatlılar hep dilden yapılma değil mi? Kızmışlar, bilge Ksantus’a çıkışmışlar:

“Sen bizimle alay mı ediyorsun? Nedir bu senin yaptığın, hani bizi şölene çağırmıştın, bu mu şölen şölen dediğin senin?” demişler.

Doğrusu, bilge Ksantus da bozulmuş bu işe. Ezop’u çağırtmış:

“Nedir bu olanlar?” demiş. “Sen aklını mı kaçırdın? Bir iş emanet ettik sana, bak ne oldu? Beni durup dururken bunca insana karalattın.”

Ezop:

“Siz bana çarşıdan dünyanın en güzel, en tatlı şeyini al, getir dememiş miydiniz? Ben de dediğinizi yaptım işte…” demiş. “Dil dünyada var olan en güzel, en tatlı şeydir. Bütün bilimlerin anahtarı dildir. İnsanlar onunla anlaşırlar; sevgimizi, düşmanlığımızı dilimizle anlatırız. O olmasaydı halimiz kim bilir nice olurdu!..”

Hem tanışları hem bilge Ksantus, Ezop’un dediklerini doğrulamışlar.

“Evet…” demişler. “Ezop haklı. Dil gibi var mı?”

Aradan zaman geçmiş. Bilge Ksantus yine bir şölen vermeye kalkmış. Bu kez de “En kötü yiyecekleri al getir, onlarla bir şölen hazırla bize Ezop…” demiş. Akşam sofrada çağrılılar toplaşmışlar. Önlerine yine dil ile dil çeşitlemeleri gelmez mi?

“Bre Ezop, yine mi senin oyununa geldik?” diye çıkıştıklarında, Ezop söze girmiş:

“Değil…” demiş. “Dünyada en güzel, en tatlı şey dildir; ama yine de en kötü, en acı şey de dildir. Neden derseniz, insanları birbirine katan dildir; sövüp saydıran, işi dövüşe kadar götüren, çatışmaları doğuran hep bu dildir. İnsanlar ne çekerse dilleri belasına çekerler. Doğru mu eğri mi bu sözüm?”

Düşünmüşler: Ezop haklı. “Doğrusun!” demişler.Diline sahip olmak da bir marifettir insan için. Dil, yeri geldi mi keskin, vurucu bir silahtan beter olur.

1000
icon
Góktuğ Arslan 16 Mayıs 2018 16:11

Öncelikle elinize yüreğinize sağlık gerçekten güzel bir yazı kaleme altmışınızın. İnsanlar kibarlasma adına plaza dili kulanmaya başladılar plaza dili yarı türkçe yarı ingilizce ve bilmediği ingilizce ile kendilerini küçük düşürüyorlar. Özenti benin düşüncem ama değerli öğretmenlerimiz bu konuya dikkat çekmeli biz türk isek türk ingilizcesi olmalı aksam olarak asia ingilizcesi var arabik ingilizce var madem bu şekilde plaza dili internet dili kullanılacak ise özünden sapmamalı insanlar diye düşünürüm hoca hanim teşekürler

0 2 Cevap Yaz
Mehmet 16 Mayıs 2018 12:52

Önemli bir konu tebrikler

0 1 Cevap Yaz
Mehmet 16 Mayıs 2018 11:35

Dil konusu gelecek nesilleri etkileyen önemli bir konudur. Dikkate alınması gerekir ...

0 1 Cevap Yaz
Gülcan Bayraktar 15 Mayıs 2018 23:50

Çok güzel bir yazı artık insanlar kendi dilimize yabancı.

0 1 Cevap Yaz
Aydin ataman 15 Mayıs 2018 23:01

Tebrik ediyorum...

0 1 Cevap Yaz
hava durumu HAVA DURUMU
arşiv HABER ARŞİVİ



 
Bu haber ilginizi çekebilir! Kapat