Loading...

Aynalı telefonlar, fest…

5 Aralık 2018 21:42
A
a
         Fest simgesi, veya işareti, belki de emri, her ne ise, ferdiyetçi türünü de bünyesinde taşıyan kurumsal kapitalizminin, Atatürk’ü iktisadi alanda ters yönden taklit ederek kullandığı tahripkar ekonomik bir silah…
Atatürk. Bu silahları milletin ve ülkesinin namusu aşkına cephedeki askerlerinin şahadet aşkını alevlendirmek amacıyla kullanmıştı. “İlk hedefiniz”le başlar, “Ya istiklal ya ölüm” ile devam ederlerdi…
Günümüzün  Fest’leri, düpedüz ihanet silahları… Kolektif emir kumanda merkezinden “ateş” emri mucibince aşağıda, cephelerde “takırdatılıyor”…
Koşun koşun, geç  kalmayın, bir harcama da siz yapın!..
Bu fest’ler, sanıyorum ilk kez Bursa’da başladı…
Alışveriş festivalleri!..
Xxxxxxxxxx
İnsanlar gördükleri nesneleri, şeyleri ve simaları görebildikleri kadar, ya da gösterildiği kadar görüyorlar. Buradaki “görme” fiillerinden muradımız, birisinin fiziki, diğerinin de gavsi oluşu. Göze çarpanın-çarpılanın ve çarptıranın iç dünyalarındaki perdelenmiş gizli amaçlarını görebilme ve sezinleyebilme…
Alışveriş festivalleri de böyle. Bir bakışınızla objenin zahirini görüyorsunuz. Ne cicili bicili güzel bir şey. Yararlı, lüzumlu, kullanışlı ve de ucuzundan evimizin eksiğini giderici!..
Festivallere zahirinden fiziki görünüşüne bakan kişinin algıları gerçekten böyledir. Bayram yerinden elleri dolu ayrılanlar, satın aldıkları nesnelerin benzer fonksiyonlarına sahip evlerinde başka eşyaların varlığını yokluğunu düşünemeyecek kadar mutludurlar artık. İşte bu mutlanmadır, rahatlıktır, tüketim ekonomisinin idrakleri ifsat eden dinamik iksiri…
Bu iksir, aynı zamanda ülkeleri, insanları ve özellikle bizimkiler misali az gelişmiş ekonomi politikacılarını, halklarıyla birilikte kalkınma ve gelişme masallarında sarhoş eden lanetli saki…
Ne var ki, yine bu sakidir bize benzer ülke insanlarını, ne tuhaftır ki, şükretmeyi de hatırlatarak mutlu kılarken gözle görülemeyen ağulu şarap…
Haddi aşmamak ve bir lokma ve bir yudumla kalmak kaydıyla ölümcül açlık hallerinde domuz eti olsun, şarap olsun, kullanılmasına ruhsatlı değil midir, şükredici Müslümanlar?..
Ne bizler, bu güzel topraklarımızda son nefesimizi vermek üzere ölüm halindeyiz ne de, festivalciler, akıllarınca bizlere ölümü tehir ettirici birer lokmalık haram nesne ikramında bulunuyorlar…         
Meze olarak festival süresinde alış veriş faturalarına bayram sonu ikramiyesi olarak sunulan, sinema biletleri konser davetiyeleri ve bir takim davul tozlarıyla minare gölgeleri altında yapılan, istenen ve amaçlanan şudur…
Stoklarda birikenlerin tez elden satılması…
Yerli imalatın ithalata bağlılığı ve kullanıma hazır eşyaların da doğrudan ithalatla getirilişi, bu tüketim fırtınalarında yerli parayı dışarıya savurur. Bu savrulma da; ülkemizi, devletimizi ve milletimizi dışarıdaki can, kan ve namus düşmanlarımızın kucağına oturtur…
Unutmayalım, Allahımızın da emridir, tasarruf ibadeti
Xxxxxxxxxxxxx
Küffarının yol gösterici tavsiyeleri her zaman aleyhimize olmayabiliyor. Sanayileşmekten vazgeçirip, hıyar yetiştirme tavsiyesini yapanlar, zaman geliyor, “ayakların yorgana göre nispetlenmesini”, insanlığın gereği sayıp, ifadeden kaçınmadıkları da oluyor…
Bizimkilerse, politikayı meslek olarak algıladıklarından, “yorgan/ayak” dengesizliğinin kendi şahsi çıkarlarına uygunluğunu gördüklerinden, halkla birlikte, veryansın tüketim…
Xxxxxxxxxxxx
Bir süre evvel savurganlığımızı önleyici bir takım tasarruf tedbirleri  alınmıştı. Misal, sonradan görmelerin bebek oyuncağı haline getirdikleri aynalı telefonların taksitli satışları yasaklanmıştı…
Ne hazindir ki, her üç çocuğun elinden düşürmediği, hem de çok veçheden zararlı olan üçer-beş bin liralık  bu cep telefonları, sanki Noel Baba hediyesiymiş gibi, on iki taksitle satışına izin verildi…
Uyanmamız ve uyandırmamız gerekiyor…
 
1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

hava durumu HAVA DURUMU
arşiv HABER ARŞİVİ



 
Bu haber ilginizi çekebilir! Kapat