Babama rahmet…

24 Eylül 2016 22:40
A
a
“En masum olduğun zaman uyuduğun ve sonra uyandığın zaman ki o birkaç dakika… Sonra kendine gelir gelmez canımıza okuyorsun” derdi rahmetlik babam… Adam yerden göğe haklı… Zekâsı Fransız bilim adamlarınca bile tahmin edilemeyen bir çocuktum ben…(ukalalığım herkesçe malum) Fransız bilim adamlarına gelince onlar zaten mekanik üzerine araştırmalar yapan bilim adamlarıydı. I.Q. testiyle filan alakaları yoktu yani... Neyse işte şimdi benim minik kedilerim de aynı ben gibi… Uykulu halleri öyle masum ki… Sonra bir kendilerine geliyorlar… Ev haşat… Ben haşat… Onlar haşat… Kısacası zeki olanlar yaramaz da oluyorlar vesselam… Yazı bile yazdırmıyorlar yani keratalar…
***
İnegöl’ün Fuat Avni’si…
Ben de uzun bir aradan sonra umumi ısrarlara dayanamayıp sosyal medyaya dönüş yaptım… Zeki Karan ya da Fethi Vacip ismiyle İnegöl’den birileri ekledi… Hemşerim olunca kabul ettim tabi ki… Ama sonra gördüm ki çocuklar Fuat Avni’cilik oynuyorlar… Anlayamadım… Çözemedim… O Fransız bilim adamlarını bile hayran bırakan zekâm çuvalladı… Sonra dedim ki İnegöl büyük bir şehir… Elbette Fuat Avni’si de olacak... Senin aklın ermez böyle şeylere… Sildim ikisini de… Çeçen aklı böyle kestirme çalışır… Ben de en kestirme yolu seçtim… Yani gerçeğinden bu ülke neler çekti bir de çakmaları ile mi uğraşacağız yahu… Bırakın işimize gücüme bakalım… Gazetecilik yapalım… Kedilerimizi sevelim, çiçeklerimi sulayalım… Değil mi? Tabi meclisin en tecrübeli milletvekili Kamer Genç gibi değil…
***
Samimiyet her şeydir…
Sabahın köründe telefonum çaldı…  Eski bir can yoldaşım Yalçın Can ağabeyim aradı… Kendisiyle İnegöl Büyük Birlik Partisi’nde birlikte idik… Sonra biz gençlere yol açılsın diye aktif siyaseti bıraktık…  Ama dostluklarımız devam etti tabi ki… Bir seçim öncesi birbirimize seçimlere kadar hastalanmayı yasaklayıp seçim gecesi hastanenin acil servisinde buluşan mahşerin üç atlısı… Sayımız az olsa da samimi insanlardık biz… Sonra ne mi oldu? İnanın bilmiyorum… Öyle bir koptuk ve savrulduk ki hepimiz bir yana… Geride uğradığımız suikastlar, atlattığımız badireler, tatlı birkaç anı ve Muhsin Yazıcıoğlu’nun aziz hatırası kaldı…  Ve bir iki taksi, birkaç bisikletten oluşan o muhteşem seçim konvoyumuz, seçim turumuz… Allah şehadetini kabul buyursun Muhsin Başkanım… Ve inşallah katillerine de lanet olsun sonsuza değin…
***
 Mutluluklar Kıbrıslılar…
Ahmet Cihat ile Ebru kızımız evlendiler bu arada Gazi Magosa’da… Ahmet Semih’in holteri sebebiyle düğüne gidemedik… Ama Allah evlatlarımızı mesut etsin bir ömür diye dua ettik… Edeceğiz de… Sevgi ablamın ve Hasan ağabeyimin üzerimdeki haklarını ne inkâr edebilirim, ne ödeyebilirim… Onlar dar vakitlerinde insanlığın, güzel birer örnek oldular bizlere… Bir Müslüman kadın nasıl olur Sevgi ablamdan, bir Müslüman erkek nasıl olur Hasan ağabeyimden öğrendim…  Ne zaman Kıbrıs’a gitsem evim hazırdır bilirim…  Aklıma gelmişken tatlı Berre’ye, annesi Burcu Nur’a ve Nisanur teyzesine selamlar olsun… Damadımıza da hürmetlerimizi iletelim bu vesile ile…
***
Dedikodu bizim işimiz…
Sabah Orhan Kaplan ile denk geldik… Birlikte Keyf-i Âlem’de hem kahvemizi içtik, hem de sohbet ettik…  Yolda yürürken gazeteyle ve personelle ilgili konuşuyorduk… Arkamızdan gelen bir amca gülerek dedikodu yapmayın gidin yüzlerine söyleyin dedi…  Aslında amcacığım lütfen arkamızdan konuşma diye işi boğuntuya getirebilirdim ama amca son nefesini her an verebilecek kadar yaşlı ve bizde ofise yetişmek için bir o kadar hızlı idik… Ama yüzlerine de söylüyoruz filan dedimse de ben bile inanmadım bu söylediğime… Bariz dedikodu yaparken yakalanmıştık işte… Savunulacak tarafımız yoktu… Orhan Kaplan haklısınız beyefendi dedi gülerek…  Ama bütün okurlarımızda bilsin ki biz sadece gazetemizin çizgisini nasıl daha iyiye taşıyabiliriz, nasıl çıtayı daha yukarı çıkarabiliriz diye sohbet ediyorduk… Bizi uyaran o sevgili amcamıza ve harika kahvelerinden dolayı Keyf-i Âlem’den Metin Bey kardeşimize teşekkürler ediyorum…
***
Gâvurca…
Güzel dilimizin nasıl katledildiğine tanık olduk Heykel’de bir çatı katına bakınca… Bir kahve vardı çatı katında ve ismi bi bashka kafe idi… Yayın danışmanımız Orhan Kaplan’ın ilgisini çekmişti, ben arkam dönük olduğu için caddeye, görememiştim… Bi farsça idi... Olumsuzluk eki olarak kullanılıyordu ama burada bir kelimesinin kısaltılmasına tanıklık ettik… Bashka da başka olarak okunuyordu… Ama bu kadar zorlamaya ne gerek vardı bunu anlayamadık ikimizde…  Bir başka kahve demek için neden gâvurcayı seçtiler diye sorduk kendimize… Zaten gâvur firmalarının isimleri gâvurca… Bir de bizimkilerin bu gâvurca merakına pes diyorum…  Eminim sadece ben değil birçoğumuz diyoruz…
1000
icon
Hikmet alb 25 Eylül 2016 14:00

DEĞERLİ YAZARIM HATIRALARINA SAYGIM SONSUZ BÖYLE DOSTLUKLARA CAN KURBAN OLSUN BEN HER OLAYDA SAMİMİYETİ ÖN PLANDA TUTARIM SEVMEDİĞİNİ SÖYLESE BİLE ONU YÜZÜME SÖYLEMESİNİ İSTERİM VE BENİM İÇİN O ŞAHISA GÜVENİM ARTAR EĞER YANLIŞ ANLAŞILDIM İSE VEYA İYİ ANLATAMAMIŞ İSEM ONA TEKRAR ANLATMA İMKANIM DOĞAR ARKAMDAN SÖYLEME KIZARIM VE ONU YALANCILIKLA İTHAM EDER VE UZAKLAŞIRIM GÜZEL BİR DEYİMİMİZ VARDIR ERKEK İSEN YÜZÜME KARŞI SÖYLE DİYE BENİM İÇİN DE GEÇERLİ BİR SÖZDÜ GENÇLİĞİM DE BU SÖZÜN ETKİSİYLE OLACAK Kİ ÇOK KAVGALARIM OLMUŞTUR TABİ ZAMANLA OLGUNLAŞIP BU ANLAYIŞIN YERİNİ AKIL VE MANTIKLI OLMAK ALDI YANİ MAŞA VARKEN ELİMİ ATEŞE SÜRMEDİM HAK ARAMANIN DOĞRU YOLU BU OLMADIĞINI ANLADIM SEVGİLER

0 0 Cevap Yaz
Kadir Kadak 25 Eylül 2016 05:33

Babana Rahmet

0 0 Cevap Yaz
hava durumu HAVA DURUMU
anket ANKET

e-gazete E-GAZETE
arşiv HABER ARŞİVİ
Bu haber ilginizi çekebilir! Kapat