Baban giderse…

1 Şubat 2018 21:54
A
a
Bu dünyada ne kazandıysanız yiyiniz!
 
Yoksa, öleceğiz bir gün; GÖMECEKLER.
 
Birkaç gün, ÖVECEKLER.
 
Sonra kalan malını BÖLECEKLER.
 
Hatta memnun kalmayıp SÖVECEKLER!
 
………………
 
Neyzen’in bu lafı çarpıyor gözüme dün Kayhan’da, İdris Pideli Köftecisi’nde siparişimi beklerken.
 
Babasından devraldığı dükkanı işleten İbrahim Alakoç asmış bazı dörtlükleri çerçeveletip camdan duvara.
 
Az önce Şahadet Camii’nden, Hazım Adanur’u uğurlayarak gelmişim oraya.
 
…………….
 
Ömür dediğin üç gündür.
 
Dün geldi geçti, yarın meçhuldür.
 
O halde ömür dediğin bir gündür.
 
O da bu gündür!
 
……………
 
Hayat sürüyor…
 
İkindi ezanına kadar bir hayli süre var.
 
Aynı gün Orhan Altınöz’ü de defnedeceğiz.
 
“Önce bir yemek yiyeyim” diye düşünüyorum, vakit geçirmek için.
 
Aklıma “pideli köfte” düşüyor.
 
Saat dörde kadar da “iki uzlaşma görüşmesine” katılacağım aynı gün.
 
Adalet Bakanlığı yeni bir uygulama başlattı.
 
Şikayet üzerine bir dava açılmadan önce soruyorlar müşteki ve davalıya, “Uzlaşmak ister misin” diye?
 
Şikayet eden yine BTSO’nun hasbelkader FETÖ sayesinde Başkanı olan İbrahim Burkay.
 
İbraam’ın neyiyle uzlaşacağım ki?!.
 
Kendi şirketindeki özel şoförünü getirip seçildikten sonra Bursa Ticaret ve Sanayi Odası’ndan sigortalı yapan, buna bile tenezzül eden, kayınpederini getirip orada işe sokan ve tüm bunların ardından basına “sırıtarak” poz veren bir adamın neyini muhatap alacaksın?!.
 
Öte dünyada bakalım nasıl hesap verecek İbrahim Burkay?
 
Başkasının hakkına tenezzül eden, ortalıkta bir “kibir” abidesi olarak dolaşan insana neler yapmazlar ki öte yakada?!.
 
Şunlar deniyor Kur’an’da kibirliler için:
 
“Ona: "Allah'tan kork" denildiğinde, büyüklük gururu onu günaha sürükler, kuşatır. Böylesine cehennem yeter; ne kötü bir yataktır o.
 
(Allah) "Öyleyse oradan in, orada büyüklenmen senin (hakkın) olmaz. Hemen çık. Gerçekten sen, küçük düşenlerdensin.”
 
Öyleyse içinde ebedi kalıcılar olarak cehennemin kapılarından girin. Büyüklük taslayanların konaklama yeri ne kötüdür.”
 
……………..
 
Rahmetli Orhan Altınöz’ün, Bursa Ulucami’de yapılan cenaze töreni orada gördüğüm en kalabalık uğurlamalardan biriydi.
 
Atatürk Caddesi park eden araçlardan dolayı çift şerit kapatılmış, yine de kafi gelmemişti Altınöz’ü sevenlere; çevredeki otoparklardaysa gıdım yer kalmamıştı.
 
Herkes zamanında yerini aldığında, artık dua ve namaz başlamak üzereyken kalabalığı yara yara en ön sıraya geçmeye çalışan İbrahim Burkay göründü kendisine öfke ve acıma hissiyle bakan gözlere!
 
Cenaze namazı bu!
 
Bulunduğun yerde saf tutuverirsin ölenin ruhuna bir Fatiha okumak için.
 
Fakat en öne geçmeliydi İbrahim Burkay, onun yeri orası olmalıydı çünkü!
 
Kibir…
 
Sadece kibir!..
 
………………..
 
Cenaze törenlerini pek sevmem, çok sık katılmam da…
 
Çünkü ölen için değil, geride kalanlar için yapılır gerçekte o nümayişler!
 
Gidene hiçbir faydası da yoktur üstelik!
 
Millet çoklukla kendini gösterir diğerlerine.
 
Timsah gözyaşları akıtılır ele güne karşı.
 
Hadi “demiyeyim” diyorum ama içimdeki Şeytan dürtüyor yine!
 
O sıra AS TV’nin başında olan Aysun Karlı’nın cami avlusunda kamera kendisini çekerken birden bire hüngür hüngür ağlamaya başlayışı, kameramanın “pause” düğmesine basmasından sonra da aniden normale dönüşü geldi aklıma, merhum Ali Osman Sönmez’in cenazesinde!
 
Komik, çok komikti yıllar öncesinden usuma not düşülmüş o görüntüler!
 
………………
 
Ölen haza tam bir Bursa beyefendisi olan karşılıklı çok seviştiğimiz Hazım Adanur olunca gidip, yakınlarına bir baş sağlığı dilemeden de olmazdı tabii ki.
 
“Seni çok severdi” dedi kardeşi Hüsnü Bey.
 
“Ben de onu çok severdim.”
 
Zeki, esprili, efendi mi efendi güzel bir adamdı Hazım abi.
 
Ne mutlu ki rahatsızlığı boyunca onu pamuklara saran, başından bir an bile olsun ayrılmayan Hüsnü Adanur gibi bir kardeşe sahipti.
 
Ve tabii oğlu Hakan’a da…
 
Bursa, Hazım Adanur’suz çok eksildi şimdi, bir anlam yitip gitti yemyeşil gözlerinden bu kadim kentin yine.
 
Güle güle Hazım abi, arabanın kornasına takdırdığın, “Üü-ürüh-üüü” diye öten horoz sesi ben ölene dek kulaklarımda yankılanacak; seni iyilikle, gülümseyerek anacağım daima, güle güle!
 
………………
 
Size bir sır vereyim mi?
 
“Aslında hepimiz öleceğiz!..”
 
Bundan 2 milyar yıl kadar sonra dünyada da yaşam tamamen bitmiş olacak; güneşe doğru yaklaşacak, dayanılmaz derecede ısıya maruz kalacak bu yaşlı gezegen çünkü!
 
Çok değil, 4 milyar yıl sonraysa “Dünya” diye bir gezegen kalmayacak ortada, Güneş her şeyi yutacak, birer ışık huzmesi olarak yayılacağız hâlâ genişlemekte olan sırlarla dolu dipsiz uzayımıza.
 
…………
 
DİKKAT!
 
BABA HAZİNEDİR YEMESİNİ BİLİRSEN.
 
ANA SIRAT KÖPRÜSÜDÜR GEÇMESİNİ BİLİRSEN.
 
KARDEŞ BEDEN AYNASIDIR BAKMASINI BİLİRSEN.
 
EVLAT DENİZ SUYUDUR; NE İÇİLİR NE DE GEÇİLİR!..
 
Sen çok yaşa İbrahim Alakoç, o hüzünlü ve elim güne duvara astığın manidar manilerle ışık tuttun yine.
 
Orhan Altınöz’ün biricik oğlu Mustafa Korhan ve kızları Ecehan’la, Fatma Aslıhan’ın gözlerine yansıyan yalnızlık ve hüzün duygusu çok sarsıcıydı doğrusu.
 
Ama yara henüz çok sıcak, gün geçtikçe daha iyi anlayacaklar benim gibi “babalarının” yokluğunun ne demek olduğunu.
 
Ne güzel demiş, ne acı demiş Can Yücel giden babalar için:
 
“Baban giderse;
Başı dumanlı dağın gider
Atan gider, sırtın gider
Çınar ağacın gider, yaslanacak yer bulamazsın…
Baban giderse
Darda sana yetişen elin gider
Aklın gider, canın gider
Şu dağlanmış yüreğinde
Çocuk kalan yanın gider
Baban giderse
Öpülecek elin gider
Bayram gider…
 
……………..
 
Hepinizin, hepimizin başı sağ olsun.
 
1000
icon
nazımmangır 4 Şubat 2018 14:14

bütün yazılarınızı okuyorum bursayı ve bursalıları bu kadar iyi tanımanız harika aynen devam cesur kalemlerden bir kaçısınız her kesin bildiğini yüksek sesle söyleye bilmek harika.

1 2 Cevap Yaz
hava durumu HAVA DURUMU
arşiv HABER ARŞİVİ



 
Bu haber ilginizi çekebilir! Kapat