Balkan Savaşı 1912

6 Ekim 2016 22:33
A
a
8 Ekim 1912 tarihinin ardından geçen 104 yıl sonra büyük milletimiz, İslamı hedefine almış olan ve İslamın kumanda sisteminin riyaseti sayılan Türkiye Cumhuriyeti üzerine stratejik hamleler yapan emperyalizm, ciddiye alınması gelen bir tehlikedir. Nasıl ki, 1. ve 2. Balkan Savaşı gailelerini çıkaran, Karadağ, Bulgaristan, Yunanistan, Romanya gibi eski reayamızı üstümüze saldırtan yine hıristiyan alemi, yine emperyalizmdi.
,Balkan ülkelerinin, birleşmelerinde Masonlara ait, hürriyet-müsavat-uhuvvet adlı sloganı benimsemiş olan İttihad-ü Terakki Partisi’nin unsurların birleştirilmesi tarzını seçtiğinin neticesi olduğu sağır sultanın dahi duyduğu husustur. Osmanlının beş asır sulh denizi halinde yaşattığı Osmanlı reayası, 1293-1877 Osmanlı- Rus savaşı sonrasında yaşadığımız şu günlerin ülkemizin doğu ve güneydoğusundaki hali ve Ortadoğunun geleceğini andırmaktaydı. Bu yazımızda biz Büyük Osmanlı Tarihi adlı sekiz ciltlik kitabımızın 6.cildinden aşağıdaki alıntıyla huzurunuzdayım. Bursamız’ın pek büyük bir nüfusunun Balkan kökenli olduğu gibi Balkanlara gönderilişleri de 1353 sonrasında gönderilen Anadolu’nun büyük hanedanlarının Evlad-ı Fatihan olarak yad edilen torunları olduğunu da hatırlatmış olalım.
Sultan 5. Mehmed Reşâd; Osmanlı devletinin 35. padişahı olup, İslam’ın 26. Osmanlı halifesidir. Sultan Abdülmecid'in, Gülcemâl Kadınefendisinden 2 Kasım 1844'de İstanbul'da dünyaya geldi. Vefatı ise 3 Temmuz 1918'de yine İstan­bul'da vuku buldu. Eyüp Sultan’da, Haliç'in sularıyla öpüşen sahildeki türbesine gömüldü. Mevlevî tarikatına intisabı olup, zarif bir insandı. Pek kızdığı zaman sin harfini kefe vurduğu yaygın rivayettendir. Şeyhi Abdülhalim Çelebi Efendi tarafın­dan kılıç kuşandırıldı, Osmanlı tahtına çıktığında. Pek olgun yaş olan 65'in içindeydi, Kılıç kuşatan Mevlevî Şeyhi Abdülhalim Çelebi (1863-1925) dergâhların kapatılması gerçek­leştiğinde, 4 EylüI 1925'de Tepebaşı’nda bu hareketi intihar etmek suretiyle protesto etti. Bu yaşlarda insanlar elde ettik­leri tecrübeler ışığında fevrî olmazlar olaylara serin kanlı ve dikkatli bakmayı elde ettiği ve buna göre kararlar verebilece­ği bir ömür dönemidir, bahse konu yaşlılık, bu Şeyh Efendi­nin hadisesi, ayrı bir araştırma konusu yapılmalı, intihar gibi ahreti berbat edebilecek elîm bir harekete başvurmak kolay gerçekleşecek işlerden değildir.
Sultan Reşad; orta boylu mavi gözlü, beyazlamış sakalları ve dolgun yanaklarıyla tonton bir görünüşe sahipti der mer­hum pederim. Biz o zaman talebeydik, cuma selamlığına bizleri götürdüklerinden sık sık Sultan Reşad'ı görürdük, der­di. Sultan Abdülhamid'i de; beş-altı defa gördüğünü hep dü­şünceli bir profil verdiğini, hafif öne mail halde yürürdü de­mekteydi. Ancak; Sultan Reşad'in çok merhametli bir insan olup, fakir fukaraya, eytam eramile yâni dul ve yetimlere yardım etmeyi, en büyük görevi addederdi. Lütfi Simavi Bey, çok zeki olduğunu ve bu zekâsını saklama tedbirliliğini de bi­lirdi demekte. Hatıratında Lütfi Si­mâvî Bey, şöyle bir vak'a anlatır: Sultan Reşad bir Bursa seyahati esnasında gece ora­daki ikametgâhta sabahladıktan sonra kendisini yanına ça­ğırır. Bir tepsi üzerinde para keseleri, keselerin yanında bulu­nan listede de hangi kese hangi paşaya diye hazırlanmış liste vardır. Lütfi Simâvî Bey; efendimiz, bunlar ne olacak diye sorduğunda; bunları sahiplerine odalarına gidip, hem hayırlı sabahlar dileyecek hem de ikram edeceksiniz dediğinde, Si­mâvî Bey; aman Efendimiz, bu zevatla birlikte İstanbul'dan birlikte yola çıktık. Aynı vasıtalarla buraya kadar geldik, aynı çatı altında uykumuzu uyuduk, sabah olunca da bu hediyeler niye? Bursa'nın fakir fukarasına, acezelerine hediye ve ik­ramda bulunsanız daha iyi değil mi diye fikri beyanda bu­lunduğunda: Sultan Reşad, zekâsının büyük eserini şöyle sergiler: ‘Hay Allah senden razı olsun; iyi ki hatırlattın. Hemen şu keseleri de onların merkez-i idarelerine ulaştırın, refakatimizdeki zevat hakkında sorduğuna gelince ben bunlara böyle vesilelerle ara sıra ikramda bulunmazsam, onlar bana padişahlık yaptırmaz’ cevabını verir. Bu cümlede saklı olan hakikat aziz ve muhterem okurlar, her ne kadar iktidar yalnız sürdürülürse de, o iktidarın görünmez ortakları vardır ki, bu harem-i hümayundan tutun da, güç sahibi herkesin muhab­betini üzerinde toplamazsanız muktedir olamazsınız. Bu ba­kımdan Sultan Reşad pek talihsizdir. Yeri geldiğinde bu talih­sizliğini de hatırlatırız.
Şimdi; Sultan 2. Abdülhamid Hân gibi şaşaalı bir padişahın yerine geçmek onun mazide bıraktıklarının, yaptıklarının ağırlığı altında ezildiği bir vakı'adır. Sultan Hamid, her şeyi hazırlar ve uygular bu sırada da aksaklık olmaması için işe vaz-ülyed ederdi Sultan Reşad ise, sadece bir tasdik makamı hâlinde taht-ı Osmanî'de oturmaktaydı. Biz Abdülhamid Hân'ın peşinden bir genel değerlendirme ile sayfamızı süsle­mek istiyoruz. Bu değerlendirmenin 1913'de yâni 1.Cihan Savaşı’ndan önce, fakat Balkan harbinin içinde neşredilmiş ve o dönem idadilerinde yâni lise seviyesindeki mekteplerde târih derslerinde okutulan kitabın yazarı Ali Sabri Bey'in ol­duğunu söylerken, bu zâtın değerlendirmelerine itirazımız olursa onu da hemen altına ilâve ederiz. Yazının başlığını biz bir ara başlık hâline getirdik. (Devamı gelecek yazıda. M.H.) Balkan savaşlarının şehidlerini ve gazilerini rahmetle anıyorum. Fiemanillah.
 
1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

hava durumu HAVA DURUMU
anket ANKET

e-gazete E-GAZETE
arşiv HABER ARŞİVİ
Bu haber ilginizi çekebilir! Kapat