Reyhan Değirmenci Batut

Bayram geldi….

12 Haziran 2018 21:28
A
a
Nostaljik olan her zaman güzel gelir. Dünyanın, ülkenin dertli bu günlerinde ayrı tatlı gelir. Tüm medya da şiddet dolu olaylar varken, ben bayram kutlayan çocukların çok olduğu, bayram gezmelerinin, alışverişlerinin bolca yapıldığı, muhteşem bayram sofralarının kurulduğu bir güzel bir bayram diliyorum.
Sonun da bayrama geldik. Ramazanın en güzel kısmı bayram çünkü özlenenlerle görüşme şansı daha fazla.
Annesi babası hayatta olana daha tatlı, kaybı olana buruk olsa da, bayram coşku veren bir özel gün.
Bir önce ki yazı da geleneklere, tatlara değindik. Pek çok özelliği, güzelliği olan bir coğrafya da yaşamanın keyfi başka olduğunu anımsadık.
Bayramlaşma, hediyeler, ikramlar ziyaretlerle devam edecek ve birkaç gün yorulurken dinlenebilme şansı doğacak. Hayli telaş yaşansa da sevilenlerle beraber olmak bunu hoş kılacak.

Hayatta keşkeler var, ama olmaması elimiz de.
Benim babamsız yaşayacağım ikinci ramazan bayramım, onsuz olmak hala ilk gün ki kadar zor, ama çok şükür iyi ki’lerim var.
 Bu acıyı da, neşeyi de yaşamayı kolaylaştırıyor. Bize mutlu olmayı, yaşamın devam ettiğini, olması gerekeni, eskisi gibi yapmamız gerektiğini fark ettirmeden öğretmiş. Şimdi mutlu olmaktan, onun sayesinde suçluluk duymuyoruz.
 Eğer anne babanız hayatta ise tercih için hala şansınız var. ‘Keşke’ demek mi istersiniz,  ‘iyi ki’ mi siz karar verin.
Eğer küs olanlar varsa bu harika fırsatı sakın kaçırmasınlar, ‘yarın’ var mı kimse bilmiyor, tek gerçek şimdi.
Eğitim aile de başlar için, bir hatırlatma daha yapalım, çocuklarımız söylediğimizi değil, gördüklerini yapıyorlar.


Hatırladığınız ilk bayramınız bir düşünün, sonra da bu güne bakın herkes tam mı?
Sevgi ifade etmenin, sarılmanın, özledim demenin yumuşatamayacağı kalp yok bence.
Gerçek bayram o zaman işte, bir sürü yaralı kalp varken, her gün bayram olsa ne anlamı var.
Bayram sabahı bir araya gelenler, birkaç kişi olabilenler için bayramlaşma ritüeli bile başlı başına bir bayram coşkusu.
Ailelerimizden gördüğümüz, adeta ast, üst ilişkisi içinde yaşanan ne tatlı bir keyiftir. Gün be gün büyürsün, kendini daha önemli hissedersin.
Görmek, yaşamak isteyene mutluluk hayatın, her şeyin içinde.
Sırf siz gideceksiniz diye sevdiğiniz bir şeyi hazırlayan, sizi bekleyen birini ya hayal kırıklığına uğratır, mutlu olma fırsatını kaçırırsınız ya da gider karşılıklı mutlu anılar biriktirir hatırladıkça gülümsersiniz.
Hadi biraz neşelenelim, bayram yazısı bu kadar da hüzünlü olmasın.
Eskilerden güzel bir kardeşlik vefa içeren hikaye paylaşalım.

Hicrî 130’da doğmuş olan Tarihçi Vakıdî diyor ki:
 “İki arkadaşım vardı, ikisiyle de canciğer dosttum. Kendi aramızda bütün dertlerimize deva olmaya çalışırdık.
“Bir ara bayram yaklaştı, ben şiddetli geçim sıkıntısı çekmekteydim. Herkes çocukları için renkli elbiseler almış, evleri için birçok eşya düzmüştü. Bizim evde ise ne bir bayramlık eşya, ne de çocuklar için alabildiğim yeni bir elbise vardı.
“Eşim bu hâle son derece üzüldü ve bana, arkadaşlarımdan yardım istememi söyledi. Ben de, ‘İyi dost böyle günde belli olur,’ düşüncesiyle bir mektup yazarak arkadaşımın birinden bana yardım etmesini istedim. Fakat bu arkadaşımın da benden fazla bir varlığı olmadığını biliyordum.
“Kısa bir müddet sonra gönderdiğim mektubun karşılığı geldi. İçinde ‘bin dirhem’ bulunan bir kese göndermişti arkadaşım. Keseyi aldığım zaman sevincimden ne yapacağımı şaşırdım. Bu para benim bütün ihtiyaçlarımı karşılayacaktı. Fakat sevincimin beni coşturduğu o anda, bir mektup sıkıştırdılar elime. Açıp baktığımda diğer arkadaşım acıklı bir mektup yazmış, çocuklarına bayramlık bir şey alamadıklarını ifadeyle konu komşuya bakarak ağlayan yavruları için elbise parası istiyordu.
“Tuttum, arkadaşımdan gelen içi para dolu keseyi, ağzını bile açmadan bu arkadaşıma gönderdim. Ve durumu da aileme anlattım. Bereket versin hanımım benden daha anlayışlı idi. Bu yüzden keseyi gönderdiğimi söyleyince sevindi.
“Aradan çok geçmedi, kendisinden para istediğim ilk arkadaşım, elinde bana gönderdiği kese olduğu halde nefes nefese kapıdan içeri girdi ve ilk sözü:
“‘Allah için doğru söyle, sana gönderdiğim keseyi ne yaptın?’ demek oldu. Ben de ‘Keseyi aldığımda öteki arkadaşımın perişan olduğunu öğrendim, ona gönderdim,’ dedim. Meğer o da elinde olanı bana gönderdikten sonra o arkadaşımızdan yardım istemiş, böylece bana gönderdiği ilk kese o arkadaşımdan yine kendisine geçmiş, kesenin ağzının bile açılmamış olduğunu görünce işin iç yüzünü anlamak için koşup gelmiş.
“Bizim birbirimize yaptığımız bu fedakârlıkları duyan Halife Memun bizleri huzuruna çağırdı, duyduğu haberin doğru olup olmadığını sordu. Biz de doğru olduğunu söyledik. Bunun üzerine üçümüze de ayrı ayrı ‘ikişer bin’ dirhem para verdikten sonra hanımım için de ‘yüz dirhem’ ihsanda bulundu. Bizim bu fedakârlığımız bir bayram gününde böylece tatlı bir neticeye bağlandı.”
Ne kadar iyi hissettiren, nasıl umut vaad eden bir hikaye değil mi?
Sevenleriniz ve sevdiklerinizle, mutlu, huzurlu, sağlıklı bir bayram dilerim.
Bayramınız kutlu, sevdikleriniz yanınızda olsun.
Sevgiler….
 
1000
icon
mehmet 13 Haziran 2018 09:27

Harika bir yazı.. Tebrikler

0 1 Cevap Yaz
Mustafa KARABACAK 13 Haziran 2018 08:08

Şimdi o kese için arkadaşlıklar, akrabalıklar ve hatta kardeşlik ilişkileri bile zarar görebiliyor. Reyhan Hanım.emeğinize sağlık. Hayırlı bayramlar

0 0 Cevap Yaz
Arzu Yıldızdağ 12 Haziran 2018 23:38

Canımm ; gönlü , kalemi güzel insan . Bayram gelmeden bayramı yaşattın bana . Bu güzel yazın için teşekkürler .👏👏👏👏

0 1 Cevap Yaz
İsmail unver 12 Haziran 2018 23:35

Büyük dostluk,değerli arkadaşlık bu olsa gerek,maalesef günümüzde böylesi dostluklar kalmadı çünkü: paragözlük,menfaatçilik yağının sevginin önüne geçti,, hayırlı bayramlar diliyorum,,saygılar..

0 1 Cevap Yaz
Aydin Ataman 12 Haziran 2018 22:36

Tebrik ediyor , başarılar diliyorum...

0 1 Cevap Yaz
hava durumu HAVA DURUMU
arşiv HABER ARŞİVİ



 
Bu haber ilginizi çekebilir! Kapat