Bayramın Kurban, Murat Kulun Olsun…

25 Ağustos 2016 22:15
A
a
 

Tebdili mekânda hayır vardır diyerek, asırlarca önce atalarımızın, ayak basarak yaşadıkları diyar olan balkanları ziyaret için sefere çıktık. Atalarımızın asırlar önce yaya veya at sırtında aylarca, bin bir zahmetle gittikleri beldeleri, makamları, camileri ve türbeleri gördük. Balkanlarda hala Osmanlı’nın izleri var… Seyahatimiz sırasında ilerlerken bir yerde yükselen bir minare gördüğümüzde içimizdeki coşku bir kat daha arttı. “Ol mahiler ki derya içredir, deryayı bilmezler” misali bizler bu İslam diyarında adım başı cami ve minareler gördüğümüz içinde kıymetini bilemiyoruz. Ama yurtdışına çıktığımızda kiliseler arasında bir minarenin gökyüzüne yükseldiğini gördüğümüzde, kendi mukaddes değerlerimizin kıymetini daha iyi anlayabiliyoruz.
Gezimizin yedinci Cuma günü Kosova Cumhuriyeti’nde bulunan Priştine Şehri hudutları içindeki Osmanlı Padişahı 1. Murat (Hüdavendigar) hazretlerinin şehit edildiği makamına vardık. Yabancı diyarlarda garip gibi kalmış bu şehitliği T.C kuruluşu olan yurtdışında büyük eserleri ve hizmetleri olan TİKA tarafından yeniden restore edilmiş, Kosova Ovası’nın ortasında parlayan bir ışık silueti gibi yükselmiştir. Külliyenin bahçe kapısından iç mekâna girdiğinizde, yıllar önce ilayi kelimetullah için buralara kadar gelerek şehit olmuş bir padişahın mezarını ziyaret, ister istemez insanı duygulandırıyor. Zira bu ziyaret herhangi bir büyüğün kabrini ziyareti değildir. Vahşi Avrupa’ya din için, ilayı Kelimetullah için gelip, bir büyük zaferle Balkanların ve Doğu Avrupa’nın kapılarını bizlere açan bir cihan hükümdarının büyük bir kumandanın huzuruna gireceğimiz büyük bir şehidin ziyaretidir.
Şehitlik içerisinde müze olarak kullanılan iki katlı bina içinde Sultan 1. Murad’ın savaştan önce yaptığı duası yer almakta olup, ordumuzun bu günlerde Suriye’de Cerablus bölgesine yaptığı harekât nedeniyle de bu duanın çok önemli ve günümüz kumandan ve idarecilerine yol göstereceğine inanıyorum.
Sultan I. Murad Hüdavendigar, 8 Ağustos 1389’da Kosova ovasına girdiğinde ortalığı toza dumana katan bir fırtına ile karşılaşmıştı. Bu durumda âdeta göz gözü görmüyordu. İşte o gece Berat Gecesi idi. Murad Han, iki rekât namaz kıldıktan sonra, gözyaşları içinde şu duayı yaptı:
“Ya Rabbi! Bu fırtına, şu âciz Murad kulunun günahları sebebiyle çıktıysa, onun yüzünden masum askerlerimi cezalandırma!..Allah’ım! Onlar ki buraya kadar sâdece Sen’in adını yüceltmek ve İslâm’ı teblîğ etmek için geldiler!
İlâhî! Bunca kerre beni zaferden mahrum etmedin. Daimaduamı kabul buyurdun. Yine Sana iltica ediyorum, duamıkabul eyle! Bir yağmur nasîb eyle! Bu toz bulutu kalksın. Kâfirin askerini aşikâr görüp, yüz yüze cenk edelim!
Yâ İlâhî! Mülk de, bu kul da Sen’indir. Ben âciz bir kulum. Benim niyetimi ve esrarımı en iyi Sen bilirsin. Mal ve mülk maksadım değildir. Yalnız Sen’in rızanı isterim.
Yâ İlâhî! Bu mü’min askerleri küffâr elinde mağlup edip helâk eyleme! Onlara öyle bir zafer lütfet ki, bütün Müslümanlar bayram eylesin! Dilersen o bayram gününün kurbanı da şu Murad kulun olsun!
Yâ İlâhî! Bunca müslüman askerin helâkine beni sebep kılma! Bunlara yardım eyle ve zafer bahşeyle! Bunlar için ben canımıkurban ederim; yeter ki Sen beni şehitler zümresine kabul eyle!.. İslâm askerleri için ruhumuteslimerazıyım... Beni gâzî kıldın. Sonunda lütfen ve keren şehitlik de nasip eyle!..Âmîn!”
Bu halisanemünacattan sonra Sultan, fevkalâde bir huzur içinde Kur’ân-ı Kerîm tilâvetine başladı. Çok geçmeden rahmet bulutları peyda oldu. Kosova meydanı üzerine sağnak hâlinde yağmur boşaldı. Rüzgâr durdu. Toz bitti…
Bu tecellilerin ardından düşmana hücum edildi. Sekiz saat süren muharebe zaferle neticelendi.
Murad Han, savaş meydanında bulunan yaralı ve şehitlerin arasında dolaşıyordu ki, ölüler arasından yaralı bir Sırp askeri kalkarak:
“–Beni bırakınız; padişahın elini öpüp Müslüman olacağım!” dedi. Yaralı taklidi yapan Sırp, padişahın elini öper gibi yaptı ve koltuğunun altında sakladığı hançerini hızla Hünkâr’ın göğsüne sapladı. Orada şehadet şerbetini içen Murad Hân’ın duası da kâmilen gerçekleşmiş oldu. Bu büyük hünkar cenazesinin yaban ellerde kalmaması için vasiyeti gereği, iç organları alınarak bulunduğu yere gömülmüş, cesedi de ilaçlanarak bugün Bursa da bir semt ve mahalleye adını veren Murat Hüdavendigar Türbesi’ne defnedilmiştir. Makamı cennet olsun..
Formun Üstü
Formun Altı
 
 
1000
icon
murat sarıbıyık 26 Ağustos 2016 16:14

bizi yine derin bilgilerinizle aydınlattınız recep bey.teşekkür ederiz.

0 0 Cevap Yaz
hava durumu HAVA DURUMU
anket ANKET

e-gazete E-GAZETE
arşiv HABER ARŞİVİ
Bu haber ilginizi çekebilir! Kapat