Loading...

Bencillikten birlikteliğe

14 Ocak 2018 21:50
A
a
Bu yazımızda toplumumuza yanlış bir şekilde dikte edildiğini düşündüğüm bir takım atasözlerinden ve bunların hayatımıza etkilerinden bahsetmeye çalışacağım. Bilindiği üzere atasözleri geçmişten günümüze tecrübeyle tespit edilmiş öğüt verici nitelikteki kısa cümlelerdir. Lakin dikkatimi çeken 2 adet atasözü vardır bunlar üstünde daha lise yıllarımdan beri düşünegelmişimdir. Ve bunların topluma yan etkilerinin nasihat niteliğinde değil sanki uygularken zarar verdiği kanaatine vardım. Bu önemli atasözleri ve anlamlarını elimden geldiğince sizlere izah etmeye çalışacağım.
            “Her koyun kendi bacağından asılır.”
Bu atasözünün çıkış hikayesini sizlere anlatayım.
            Osmanlı zamanında bir beldede bir Allah dostu yaşarmış.
Bu zatı herkes çok sever ve sayarmış.
Yaşı da oldukça fazla olan bu zat Cami'den eve evden Cami'ye öyle bir yaşam sürermiş.
Bir de beslediği ve çok sevdiği 3 tane koyunu varmış.
Mahallede yaşayan birde ayyaş bir zat varmış.
Bu zat içki içermiş, kimsede buna korkusundan bir şey diyemezmiş.
Ancak haram konusunda hassas olan bu yaşlı amca nerde görse tatlı dille ikaz eder ve vazgeçmesini istermiş...
Gel zaman git zaman bu adam artık yaşlı amcanın sözlerinden usanmış ve onu kadıya şikâyet etmiş. 
Ayyaş: Bu yaşlı adam beni sürekli ihtar ediyor artık canım sıkılmaya başladı demiş.
Bunun üzerine kadı efendi yaşlı zatı çağırarak: "Bak bey amca adama karışamazsın istediğini yapar" demiş.
Yaşlı amca da kötü bir niyetinin olmadığını sadece bu haramdan vazgeçmesini istediğini söylemiş.
Kadı efendi bu söz üzerine: "Sana ne bey amca, her koyun kendi bacağından asılır, ne hali varsa görsün" demiş. 
Bunun üzerine oldukça üzülen yaşlı amca evine dönmüş.
Ertesi sabah mahalleli uyandığında çok kötü bir kokunun mahalleyi sarmış durumda olduğunu görmüşler.
Bir de ne görsünler yaşlı amca 3 koyunu bacaklarından asmış.
Kokan koyunlarda bütün mahalleyi berbat bir duruma getirmiş.
Bunu duyan kadı efendi hemen amcayı çağırmış ve neden böyle yaptığını sormuş.
Yaşlı adam şu cevabi vermiş: "Bakın, her koyunu kendi bacağından astım ama bütün mahalle pisliğini çekiyor..."
 
           
 
Bana dokunmayan yılan bin yaşasın”
TDK ‘ ya baktığımızda bu atasözü şu şekilde açıklanmaktadır : ““Birçok kimse, kendilerine kötülüğü dokunmayan kişiye ilişmek istemez”” anlamında kullanılan bir söz. Yani ayrıntıya girdiğimizde bencil çıkarcı kimselerin zararı kendine dokunmuyorsa kötülüklere ses çıkarmama, toplumu yok etse dahi kendine dokunmayacağını zannederek her şeye eyvallah çeker mahiyette takınılan bir tavırdır. Biz buna kısaca nemelazımcılık da diyebiliriz. Lakin biraz tahayyül ettiğimizde böyle bir hayat felsefesine toplumun ciddi bir çoğunluğunun sahip olması bizim milli ve dini yapımıza elbette ki ters düşmektedir.
Bu iki atasözü o kadar sık kullanılmasına rağmen toplumu bir arada tutma amacı taşıyan şu atasözleri ve Peygamberimizin hadislerinden birçoğumuz bihaberizdir.
“Müslüman kardeşine bir sene küs duran kimse onun kanını dökmüş gibi vebaldedir.(Ebu Davud, Edeb, 47)
“İman etmedikçe cennete giremezsiniz, aranızda sevgi ve muhabbeti ikame etmedikçe de iman etmiş olamazsınız.” (Müslim, İman, 93)
“Müminler birbirlerini sevmede, birbirlerine merhamet ve şefkat göstermede tıpkı bir organ rahatsızlandığında diğer organlarda uykusuzluk ve yüksek ateşle bu acıyı paylaşan bir bedene benzer” (Müslim, Birr, 66)
“Birbirinizden nefret etmeyin, birbirinize haset etmeyin, birbirinize sırt çevirmeyin. Ey Allah’ın kulları, kardeş olun. Bir Müslüman’ın din kardeşiyle üç günden fazla küs durması helâl olmaz.” (Buhari, Edep, 62)
 
Bir elin nesi var, iki elin sesi var.  (Türk Atasözü)
Sac ayağın ayağı üç olur, Birbirine güç olur, biri kulursa hiç olur. (Türkmenistan Türkleri Atasözü)
Bir mahalle de birisi açlık sebebiyle ölürse, o mahallenin hepsi onun katili olur.
İmece günü bulut görmeyene ne mutlu. (Türk Atasözü)

Düşenin elinden tut ki sende düştüğün zaman tutacak bir el bulasın.
Tabi ki de bunlara örnekleri çoğaltabiliriz lakin yazıyı kısa tutmak amacıyla bir kısmına yer verebildim.
Sonuç olarak toplumumuza uzun bir süredir empoze edilmekte olan bu iki atasözü toplumsal yapımızın temeline konulmuş bir dinamittir. “Herkes kendi işine baksın boyunuzdan büyük işlere burnunuzu sokmayın” vesaire gibi tehditler savuran insanlara baktığımızda hatta yalnızca insanlara değil siyaset arenasında devletler arası konuşmalarda bile bizlere bu parmak sallayanların hiç alakaları olmayan meselelerde söz sahibi olduklarını, hiç bilgisi olmayan konularda bilgiçlik tasladıklarını ve kendi işleri tıkırında gittiği sürece kimseye parmak sallamadıklarını görürsünüz.
İşte ilk başta toplumumuzun milli ve dini değerleri ile hiçbir şekilde bağdaşmayan ilk 2 atasözünü hayatımızdan çıkarmalıyız. Zulüm gören eş, dost, vatandaş, dindaş hatta hiçbir insan olmasa bile bir sokak hayvanına dahi zulüm edildiğini gördüğümüzde gücümüzün yettiği kadar ikaz ederek birbirimizi uyarmalıyız. Buradaki ikazı şöylede özetleyebiliriz. Dinimizde her Müslüman üzerine farz-ı ayın olan bir durumdan bahsetmek isterim. “Emr-i bi’lma’rufnehy-i ani’lmünker” yani şu demektir; iyiliği emret kötülükten sakın. Bizlerin tarihte dünyaya hükmettiğimiz dönemler işte bu birlik ve beraberlik içinde hareket ettiğimiz birbirimizin kusurlarını hoş görüp gerektiğinde kusurlarımızı doğru şekilde değiştirme gayretine girdiğimiz dönemlerdir.
            Rabbim bu yüce dinin ve Türk milletinin tekrar eski şanlı günlerine kavuşması için bizlere bir olmayı nasip etsin..
 
1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

hava durumu HAVA DURUMU
arşiv HABER ARŞİVİ



 
Bu haber ilginizi çekebilir! Kapat