Loading...

Bir ileri iki geri…(6)

11 Şubat 2019 21:53
A
a
Geçmiş önemli olaylara şöyle bir göz attığımızda bohem siyaset anlayışımız başımıza çok büyük dertler açtı. Yaptığımız hataları anlayınca da geri adım attığımız çok oldu. En basitinden daha düne kadar kamuoyunu meşgul eden ve ABD ile aramızda sorunlara yol açan Rahip Brunson davasında, sayın büyüğümüz keramet arz edeyim diye “bu ten canda olduğu sürece rahip içerden çıkamaz” gibi büyük laflar etti. Ekonomimize dışarıdan müdahale olup döviz fiyatları olağanüstü şekilde yükselmeye başlayınca da, yediğimiz lokma büyük gelince, rahibi tahliye etmek için kendi bulduğumuz gizli tanıklara son celsede ifade değiştirerek, rahibi tahliye ettirdik. Günü kurtarmak için de, yattığı süreye tekabül eden iki küsur sene ceza verip memleketine yolladık. Atalarımızın dediği “büyük lokma ye ama, büyük konuşma” lafını unuttuk. Bu atasözünü unuttuğumuz için de tükürdüğümüzü yalamak zorunda kaldık. Düşünün ki dava sonunda haklı olarak, sayın büyüğümüzün ağzından çıkan müebbet veya yüklüce bir ceza verilseydi, bu sefer dış güçler Türkiye’deki adalet sistemini sorgulayacaklar, cumhurbaşkanı emretti, mahkeme de ceza vermek zorunda kaldı diyerek de büyük sorunlara yol açacaktı. Sonunda aklı selim galip geldi. Orta yol bulundu da kriz atlatıldı.
Kaşıkçı cinayetinde de aynı aceleci mantık devredeydi. Sayın büyüklerimizin ağzından çıkan “sanıkları bize iade edin biz yargılayacağız” şeklindeki demeçleridir. Sen elindeki cani dediğin adamları, hem de olaydan bir hafta sonra ellerini kollarını sallaya sallaya yurt dışına çıkışlarına göz yum, sonra da bunları ben yargılayacağım geri verin diye meydanlarda konuş. Evet Türkiye olarak S.Arabistan’ın konsolosluk binasının içine ve müştemilatına müdahalede bulunamazsın ama, binayı dışarıdan abluka altına alır, oradan çıkanlardan şüphelendiğin varsa sorgulayabilirdin. Gerekirse gözaltına alabilirdin. İstanbul sokakları ve caddelerinin tümü S.Arabistan konsolosluğu binasının tabi olduğu milletlerarası hukuka tabi değil ki. Gelen haberlere bakılırsa cinayetten şüphelenilen 5 kişi S.Arabistan’da idamla yargılandıkları yazıldı. Ceza alırlarsa öldürdükleri insan gibi öldürülecekler. Oranın kanunlarında ölüm cezası var. Burada biz yargılasak idam yok, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verip, otuz sene besleyeceğiz bilahare salacağız. Otuz sene sonra caniler piyasada dolaşacaklar. Acaba hangi devlet yargılayıp cezalandırsa caniler için yaptıklarının karşılığı olacak, iyi düşünmek lazım. Zaten dikkat edilirse önceleri bu konuda her gün demeç veren büyüklerimizin akılları başlarına gelmiş olacak ki uzun süredir Kaşıkçı cinayeti hakkında konuşmuyorlar.
Maalesef Türkiye Fırat’ın doğusuna yapacağı harekatı da çok dillendirdi. Beş altı aydan beri, bir gece anısızın gelebiliriz teraneleri çok fazla milleti de baydı. Ordumuz her türlü tedbiri aldı, sınıra askeri ve lojistik yığınaklarını yaptı. Sadece yukarıdan gelecek emri bekliyor. Bekliyor da bu emir gelecek mi? Gelecekse ne zaman gelecek? Bütün bu demeçler verildikten sonra, kamuoyunu algı metotları ile bu harekata hazırladıktan sonra artık harekat kaçınılmazdır. Ansızın gelebiliriz lafları ile harekatı oyalamanın bir nedeni de yok. Zaten geleceğini altı ay önceden dillendirdiğin bir harekat ansızın olmaz. Halk arasında bir söz vardır. “Kavgada ilk vuran kazanır.” Düşman hazırlıksız iken hiç beklemediği bir anda tepesine binersen, en az zararla bu harekatı kazanabilirsin. Geleceğini altı ay önceden haber verirsen, karşındaki her türlü tedbirini alır, üzerine gitsen bile çok büyük zayiatlar verirsin.
Bugün Türkiye’nin başına gelen belalar, düşmanlıklar hep başımızdakilerin ağızlarından çıkan hesapsız kitapsız sarf ettikleri sözlerdendir. Halbuki atalarımızın bu konuda birçok sözleri vardır. “İnsan ne çekerse dilindendir”, “Bin düşün bir söyle”, Söz gümüş ise sukut altındır.” Bu sözleri daha da çoğaltabiliriz.
Artık, Fırat’ın doğusuna harekat yapalım mı, yapmayalım mı? Tartışmalarının sona ermesi lazım. Bugüne kadar yaptığımız harekatlar, Elbab, Afrin ve İdlip operasyonları Suriye ile olan münasebetlerimizi olumlu bir mecraya soktu mu? Gördük. Şu anda bile dış mihraklar ufak ufak bu yarayı kaşımaya başladı.
Bu operasyonlar mecbur kalındığı için yapıldı. Ama aynı sorunlar bu bölgede hâlâ devam ediyor. Bu bölgede Suriye ve Türkiye huzur istiyorsa, sorunun tek çözümü ABD, Rusya, İran, AB vs değil. Esat’la diyaloğa girip karşılıklı iyi niyetli girişimler yoluyla olur. Türkiye eskiden acele davranıp sorumsuz demeçlerle Suriye ile bozduğu komşuluk ilişkilerini ancak karşılıklı diyaloglarla çözebilir. PYD, PKK ne varsa masaya yatırırsın. Suriye de kendi bağımsız hudutları için de başına bela olacak başka bir Kürdistan’ın kurulmasını istemez. Esat’la anlaşır da o içeriden sen sıradan PYD’yi sıkıştırırsan ancak bu dertten kurtulabilirsin. Yoksa bu harekatlar havanda su dövmekten öteye geçmez.
 
1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

hava durumu HAVA DURUMU
arşiv HABER ARŞİVİ
Bu haber ilginizi çekebilir! Kapat