Loading...

Bir Mikro Mustafa (Güven) geçti bu sahalardan (2)

4 Kasım 2018 21:29
A
a
DÜNDEN DEVAM
Hasırcı: Mustafa ağabey; FB’de bu kadar sene futbol oynadınız nice futbolcular gördünüz. Son elli senenin milli kadrosunu sayar mısınız? Geçenlerde, Diş Hekimi Melih (Ilgaz) ağabeyle konuşurken bir FB kadrosu saydı ki okurlarımızın dikkatine mûcip oldu.
-Benim yaşım 68 (2009’a göre 72), yaşadığıma ve seyrettiğime göre kalede: Cihad (Arman), sağ bek Ahmed (Erol), sol bek Basri ağabey (Dirimlili), sağ haf Fahrettin (Cansever ), santrhaf Ali İhsan (Karayiğit), sol haf Kadri (Aytaç), sağ açık İsfendiyar (Açıksöz), sağ iç Suat (Mamat), santrafor Metin (Oktay) tabii ki, böyle futbolcu kolay gelmez. Yer çekiminden kurtulan bir adam. Kafa, sağ ayak ve sol ayak komple, soliç Lefter (Küçükandonyadis), solaçık benim görüşüme göre Hilmi (Kiremitçi)’dir.
Hasırcı: Vefalı Hilmi daha sonra FB’ye gelmişti.
-Evet! Diyeceksiniz ki; Rıdvan, Selçuk, Tanju gibileri ben bunları…
Hasırcı: Klas bulmuyorsunuz!
-Evet bunlar uzun müddet sürdüremediler.
Hasırcı: Saman alevi gibi.
-Tabii bakın Ahmet Erol her mevkide, kaleci hariç milli oldu. Basri ağabey, bunların hepsi takımlarında onar, onbeşer sene zirvede oynadılar. Cumartesi, pazar ve çarşamba günleri maç, zımpara taşı gibi sahalarda top yağmurlu havada bir-bir buçuk kilo oluyor, para yok. Allah’a şükür bir iz bırakmışız ki, yıllar sonra  geliyorsunuz röportaj yapıyorsunuz. Şimdi bakıyorsunuz bir futbolcu biraz iyi oynuyor hemen milli takıma, halbuki beş on sene büyük takımda oynayacak ki kendini ispat edecek. Ben bunu böyle tespit ettim.
Hasırcı: Tercihiniz bana göre de hayli isabetli . Ancak sürpriz olarak Hilmi’yi buldum çünkü solaçığa koyduğunuza göre, Şükrü Gülesin’i seyretmemiş olmalısınız!
-Yok seyrettim de, Şükrü ağabey İtalya’da filan oynadı. Tabii çok iyi idi. Şeref ağabeyi (Voleci Şeref Görkey), Baba Hakkı (Yeten), Büyük ve Küçük Fikret’i de biliyorum. Yaptığım takımdakiler doya doya seyrettiklerimdir. Diğerleri hepsi büyük değerlerdir ondan böyle bir onbir kurdum. (Mustafa ağabey FB onbiri yerine milli takım onbiri teşkil ettirirken, pek mühim bir ölçü veriyor milli takım için, o da kendi takımında uzun zaman istikrarla yer almak.)
Hasırcı: Mustafa ağabey; Ramazan-ı Şerif zaman zaman futbol mevsimine rastlıyor. Öyle olduğunda orucunuzu tutabiliyor muydunuz?
-Bu soruyu her basın sormaz! Ben oniki yaşından bu tarafa hiçbir şart ve zeminde orucumu terk etmemişimdir. Antrenör Molnar bilirdi. Ben sahaya çıktığımda bir buçuk kilo veren insandım. Sahanın her tarafına ayak basardım. Her karambolde bulunurdum. Bir keresinde beyin kanaması geçirdim. Allah’a şükür izni ilahiyle kurtuldum. FB’de oynarken de, şimdi de, cuma namazlarını hiç kaçırmadım. Eyüpsultan’a çok giderdim. O zamanlar oraya gitmek hayli zordu, yollar dar, trafik sıkışırdı. Lefter’i bile Eyüpsultan Hazretleri götürdüm.
Hasırcı: Öyle mi oldu? Lefter’i’de.
-Tabii.
Hasırcı: Zaten oğlu Poyraz’ın Müslümanlığı seçtiği söylenir.
-Evet biliyorum. İnsanoğlunda inanç vardır. Biz İspanya’ya gittiğimiz zaman Kont Bernabau Stadı’nın sağ tarafı kilisedir. Orada futbolcular da, diğer insanlar da girip dualarını yaparlar çıkarlar. Mademki ben de Türküm ve Müslümanım, benim de bir davam var. Sahaya çıkarken mutlaka sahaya sağ ayağımla girerim.
Hasırcı: İnanç dünyanızdaki düşünceleriniz ne kadar güzel Mustafa ağabey. Futbol dünyanızdan unutamadığınız bir hatırayı okurlarımızla paylaşır mısınız?
-Tabii memnuniyetle hatıra çok, fakat biz GS ile ezeli rakip olduğumuzdan onlarla alakalı birini anlatayım: 1959 senesindeyiz. 58 maç yapmışız ve namağlubuz. O zamanlar haftada iki maç yapılıyor. Bir kümenin şampiyonu biz, diğer kümenin ki GS, iki küme şampiyonu finali oynayacağız ancak o da iki maç halinde, günlerden çarşamba hafif yağmurlu bir havada oynuyoruz, Allah nur içinde yatırsın rahmetli Metin Oktay’ın attığı gol ağları yırttı. O zamanlar ağlar kaleye gerildi mi bir daha sökmezler, her türlü hava şartları yıpratır. Nitekim deniz tarafındaki file böyle yırtıldı. Kalede de Özcan Arkoç var. Cumartesi günü rövanşı oynayacağız. Çok üzgündük kampta üç gün sıkı sıkıya hazırladık kendimizi ve dopdolu bir inançla rövanş almaya kararlıyız. İlk gol Yüksel’den geldi. Çok geçmedi Naci Ağabey ikinci golü attı ben hemen üçüncüyü attım. Şeref 30 metreden bomba gibi vurdu ve 4-0 maçı da aldık, şampiyonluğu da. Unutamadıklarımdandır.
Burak burada yine söze girdi ve: -Şimdiye kadar baktığımızda eskiden iyi futbolcular çok ama takım halinde şimdi daha iyiyiz değil mi?
-Evet futbolda büyük gelişmeler oldu. Eskiden böyle değildi şimdi imkanlar çok geniş o zaman doğru dürüst saha bile yoktu. Para pek azdı.
Hasırcı: Mustafa ağabey; bilhassa milli takımda kaleci meselemiz var diye düşünüyorum, ne dersiniz?
-Tabii bu dışarıdan gelen kalecilerin yüzünden oluyor. Aslında milletimizin tipi kaleci fiziğine son derece müsait. Mesela bizim FB’li gençlerin 14 yaşında kalecileri var, 1.70, 1.80 boyunda, geniş omuzlu, elleri büyük ve hareketli, kaleciler hususunda takımlar kendi kaynaklarına önem vermeliler.
Hasırcı: Yedibuçuk sene FB’de oynadınız, çeşitli takımlardan transfer teklifleri almışsınızdır değil mi?
-Aldık tabii hatta ben bir sene de Avusturya’da oynadım, Racing takımında soliç olarak. Molnar beni çabuk adamların karşısına koyardı. FB’de altı maç sol haf olarak oynamışımdır.
Hasırcı: Ortahafınız Naci Erdem’di.
-Tabii Osman da vardı. Sonra Seracettin vardı. Metin’i iyi marke ediyor diye Özer santrahaf oynatılırdı.
Hasırcı: Mustafa ağabey çoluk çocuk var mı?
-Bir oğlum var. F.Bahçe genç takımında bir müddet oynadı fakat ben futbola fazla bel bağlamamasını öğütledim. Dinledi tahsilini yaptı. Mimar oldu ve şimdi İtalya’da.
Hasırcı: Okurlarımıza bir mesajınız var mı efendim?
-Ben evliyalar diyarı Bursa’da yetiştiğim için maneviyata çok bağlıyımdır, beni arayıp bu röportaja vesile oldunuz size de teşekkür ederim. Torununuza da sorduğu sualler ve çektiği resimler için teşekkür ederim.
Hasırcı: Biz de size uzun, hayırlı ve sağlıklı bir ömür dileriz.
Sevgili okurlarım; kıymetli büyüğüm Atilla Özdür ağabeyim, meğer Mikro Mustafa beyefendi ile çocukluk arkadaşıymış, geçen cumartesi yazısında cami bahçesinde hep birlikte top oynayıp, o seslerle içeride namaz kılan cemaatin namazının huzurunu bozmanın üzüntüsünü yetmişinden sonra bile dile getirmiş. Gerek Mustafa Güven, yani Mikro Mustafa’ya gerekse kendisine Mevla’dan aflarını niyaz ederiz. Bütün sporcuların manevi dünyaları ne kadar zengin olursa, hayatları huzur ve işleri başarı ile yürür. Futbol sezonunun başladığı şu günlerde ramazana müsadif olması bize bu yazıyı gündeme sokmayı getirdi. Hayırlı Ramazanlar. Fiemanillah. Diye bitirmişim röportajı. Merhuma cennet nasip olmuştur İnşaallah. 24 Eylül 2013'te vuku bulan irtihalinin 5. senesinde yad etmiş olduk.
Tribünler bazen şair kesilir, şiir ve destan okurlar Mikro Mustafa’yı aşağıdaki nazmda görmek kabil. “Şeri şeri şeritado tamora sansa degamodo ! Recep zımbasını sağ köşeden atar. Centilmen Turgay kedi gibi tutar. Naci'yi geçmek o biraz zor! Sen, Lefter'i Macarlara sor! Ya Mustafa, ya Mustafa bacak arasından kaçtı vallaha.”
Nur içinde yatsın. 
 
1000
icon
Metin Hasırcı 10 Kasım 2018 20:05

Muhterem büyüğüm alakanıza çok teşekkür ederim. Ellerinizden öperim. Fiemanillah

0 0 Cevap Yaz
atilla özdür 7 Kasım 2018 21:26

Ağabey, Durduk yerde bana Mustafa'yı hatırlattın, sağ olasın. Yeşil Camiinin avlu bahçesi kırklı ellili yıllarda şimdiki gibi güllük gülistanlık değildi. Mahallenin çocukları bulabildilerse şişirmeli gerçek toplarla oynuşır, bulamayanlar da şişirilmiş horoz tavuk gurşaklarına srarılmış bez paçavralarla çiftkale koştururlardı. Mustaf, gerçekten ufacık tefecik bir çocuktu. Dikkat edile o günlerin topçularından bahsederken hepsininon-onbeş yıl ayni klupte top koşturduklarından bahsediyor.. Atatürk futbolcunun ahlaklısını severmiş. Şimdi kalkıp gelse, sevilecek kimseyi bulamaz. Bütün sahalar çöle dönmüş..

0 0 Cevap Yaz
hava durumu HAVA DURUMU
arşiv HABER ARŞİVİ



 
Bu haber ilginizi çekebilir! Kapat