Bizim batı aşıklarına-1

1 Ekim 2016 21:55
A
a
Jöntürklükle doruğa ulaşan batı aşkı, sonrasında inanç-islam düşmanlığına dönüştürülerek devam ede gelmiş bir fikriyattır aslında. Batı her platformda olduğu gibi burada da iki yüzlü davranmış, devşirdikleri kişiler ve kurumlarla asıl olan  “İslam düşmanlığını” sürdürmektedir. Düşmanlıkları reconquistas (yeniden başlama) hareketi ile 1492 sonrası 1556 yılında İspanya kralı 2. Philippe’nin Müslümanların dil ve dinlerini değiştirmeleri veya ülkesini terk etmelerini aksi takdirde öldürüleceklerini açıklamasıyla başlamıştır. Bu başlangıç aslında batının Müslümanlar tarafından medeniyetleşmesinin-çağdaşlaşmasının durdurulması anlamına da gelmektedir.
İslamın altın çağı diyebileceğimiz 8.ve 10. Yüzyıllarda Fransa’nın Pireneler Dağlarından  Filipinlere kadar uzanan coğrafyaya “dünya İslam barışı” hakim olmuştur. Bu hâkimiyet gönüllerin fethedilmesiyle gerçekleşmiş, bundan dolayı da çeşitli inanışlara sahip insanlar birlikte barış içerisinde yaşamışlardır. Bu coğrafyadaki barış ülkesine tarihte ENDÜLÜS ismi verilecekti. Endülüs İslam Medeniyeti adeta ikinci bir “Asrı Saadet” dönemiydi. Asrı Saadetin bilgi birikimi yaşam felsefesi Endülüs Medeniyetinde yaşanarak iyice pekiştiriliyordu. İlimin Endülüs’e gelmesi Anadolu’da da aynı şekilde gerçekleşmiştir. Önce ilim ehli yetişmiş talebeleriyle yerleşmiş, yaşantılarıyla İslami hayatı batılılara göstermişler. Hz. Muhammed sav’de aynısını yapmadı mı? Peygamberlik gelmeden önce “EMİN KİŞİ” değil miydi? Ebu cehil en azılı düşmanıyken bile servetini Hz. Muhammed sav’e emanet edermiş. Ve tabi ki batılı tüccarların Müslümanlarla yaptıkları ticaretle birçok bilgi edinme, medeni yaşantıyı tanıma fırsatı olmuştur.
Endülüs Medeniyetine kadar kiliselerin şiddetli baskısı altında yaşayan batılılar, bilim-kültür-sanat faaliyetlerinden yoksun olmalarının yanında hastalarını tedavi dahi ettiremiyorlar, tedavi edilmesi durumunda kilise tarafından aforoz edilip dinden çıkmakla suçlanıyorlardı. Bir diğer yobazlıkları ise kasabanın bir kızını her yıl törenle kasabanın meydanında öldürerek kurban ettiklerini sanmalarıydı. Nasıl İslam öncesi Arap Yarımadası cahiliyet döneminde kızları diri diri toprağa gömerlerdi, bir benzeri batıda devam ede geliyordu.
              Batının Müslümanlarla bir diğer tanışma şekli haçlı ordularının Kudüs’e ulaşmak için Müslümanlarla yaptıkları savaşlarla olmuştur. Yine haçlı orduları arasında Müslüman coğrafyaya gelen ve savaş yanlısı olmayan gezginler-düşünce adamları buradaki Müslüman ilim erbabının kitaplarını batı dillerine, önce latinceye çevirmek suretiyle insanların medenileşmesi söz konusudur. Bu çalışmalar da Sicilya ve Endülüs başrolleri oynamışlar. 
                Müslüman ilim adamlarının kitaplarının tercümeleri batıda yaşayan insanların düşünmesine sorgulamasına neden olmuştur. Zira kilise ile bozuk inanış sahibi din adamları insanların kiliseye girerken akıllarını dışarıda bırakmalarını söylemişler, herkesinde kiliselere önemli bağışlar yapmalarını teşvik etmişler, bu sistemin ve kilisenin egemenliğinin bitmemesi için önlemler almışlar. Böyle bir çağ da Müslümanların Endülüs Medeniyeti adeta batı insanına Allah’ın büyük bir lütfu olmuştur….
Devam edeceğiz!
 
1000
icon
Arzu Arınel 3 Ekim 2016 11:37

"Yine haçlı orduları arasında Müslüman coğrafyaya gelen ve savaş yanlısı olmayan gezginler-düşünce adamları buradaki Müslüman ilim erbabının kitaplarını batı dillerine, önce latinceye çevirmek suretiyle insanların medenileşmesi söz konusudur." Cümlesi bir cümle olamamış, düşmüş kalkmış yüklemini evde unutmuştur, binaenaleyh önce Türkçe'ye çevrilerek medenileşmesi söz konusu olmuştur! Bir de içeriğe dokunacak olursak, "Zira kilise ile bozuk inanış sahibi din adamları insanların kiliseye girerken akıllarını dışarıda bırakmalarını söylemişler, herkesinde kiliselere önemli bağışlar yapmalarını teşvik etmişler, bu sistemin ve kilisenin egemenliğinin bitmemesi için önlemler almışlar. " Saptaması bana günümüzün çok tanıdık bir coğrafyasını hatırlatıp, "Allah Allah, Hristiyanlığın ortaçağı, sanki bizim yakın çağımız gibi miymiş neymiş" dedirtti... Hani iğneyi kendine, çuvaldızı elaleme batırmak gerekir ya... O bakımdan hatırlatayım dedim.

0 0 Cevap Yaz
Hikmet alb 1 Ekim 2016 23:30

DİN KONUSUNUN NASIL GÖRÜLECEĞİ HUSUSUNDAKİ DÜŞÜNCELERİMİ DAHA ÖNCELERİ BELİRTMİŞ İDİM TEKRAR ANLATMAMA GEREK YOK HERKES DİNİNİ İSTEDİĞİ GİBİ YAŞAMALIDIR BASKI YAPMAK VEYA BENİM YAPTIĞIM DOĞRUSUDUR DEMEK HATALIDIR ULEMA DEĞİLİZ AMA AKLIMIZA VE MANTIĞIMIZA UYAN HERŞEY BİZİM DİNİMİZE DE UYGUN DÜŞER

0 0 Cevap Yaz
hava durumu HAVA DURUMU
anket ANKET

e-gazete E-GAZETE
arşiv HABER ARŞİVİ
Bu haber ilginizi çekebilir! Kapat