Bizim batı aşıklarına-3

5 Ekim 2016 22:28
A
a
            “Avrupa’nın gelişmesinde Müslümanların tesirleri”
Endülüs Devletinin yıkılmasının ardından o ihtişamlı medeniyetin kırıntıları dahi bir kez olsun görülememiştir. Çeşitli etnik ve dini gurupların birbirlerinden iyi olanı, faydalı olanı, güzel olanı, ahlaki olanı alıp benimsemeleri neticesinde barış medeniyetini oluşturan bir İslam Medeniyetini yani Endülüs’ü meydana getiriyordu. Endülüs’ten kalma bu özellik yüzyıllar boyu İspanya ve Portekiz topraklarında devam etmiştir.
Endülüs’ü doğu İslam ülkelerinden ayıran en önemli özellik belki de inanç farklılıklarının birbirlerini kabullenmesi olmuştur. Yöneticilerin kendi hukuk ve sosyal-kültürel yaşantılarına saygılı davranmaları neticesinde barış, uzun yıllar egemen olmuştur. Mesela sokak dili olarak Arapça (Endülüs Acemiyesi) benimsenmiş ve halk tarafından hiç yadırganmamış. 3-5 yıl önce İspanya’ya giden gazeteci bir arkadaşım, bir hristiyan İspanyol dedenin torununa şarkı diye Fatiha Suresini okuduğuna şahit olduğunu anlatmıştı.  Aradan yüzyıllar geçmiş ama O kültür devam ediyor.
Dünya tarihinde yüzyıllardır medeniyetler ve inançlar arasında mücadeleler-savaşlar duyurulmuş, karşılıklı paylaşımlar, kardeşlik, işbirlikleri pek duyurulmamıştır. Farklı inanışa sahip insanların iyi günlerini üzüntülerini sevinçlerini paylaşmaları, herkesin Adem Peygamberin nesli olduğunu bilerek hareket etmeleri sanırım günümüzde de en çok ihtiyaç duyulan bir konudur.
İnsanoğlunun birçok ortak paydaları vardır, çeşitli dillerde aynı veya birbirine yakın kelimelerle tanımlamalar-isimler kullanılır. Arapça-Farsça-İngilizce-Türkçe de benzerlik gösteren kelimelere rastlamak mümkündür. Ortak paydaların varlığını insanlar birbirlerini anlamaya çalıştıklarında fark edebileceklerdir. Aslında en büyük sorunlardan birisi de günümüzde insanların birbirlerini anlamak istememeleri hatta dinlememelerinden kaynaklanıyor diyebiliriz. Geçmişi örnek alsak, Farabi’nin Aristoyu anlamaya çalışmasından eserlerini tercüme etmesinden bir İbni Sina yetişmiş. İbni Sina batının tam kabul ettiği bir fikir adamı olmamasına rağmen İslam dininin üstünlüğünü batıya kabul ettirme gayretinde olan çalışmaları batılıların düşünceye sevk edilmesine neden olmuş, batı doğruyu faydalıyı bulmak adına sorgulayan bir topluluk haline dönüşmeye başlamıştır. Aynı zamanda batıdaki Müslüman düşünürlere de örnek bir isim olmuştur İbni Sina. İbni Rüşd Müslüman fikir adamı olarak batılıların düşünmesi olayları sorgulaması noktasında oldukça başarılı olmuştur. Sonrasında Endülüs’ün bir bölümü hristiyan yöneticilerin eline geçmesine rağmen yöneticileri kendilerini “iki dinin kralı” olarak tanımlayarak Arapçaya ve bilimsel çalışmalara en az Müslüman yöneticiler kadar sahip çıkmışlardır. Hristiyan yönetiminde olan bölgelere birçok Avrupa ülkesinden düşünürler bilim adamları geliyor, verilen eğitimi görünce şaşkınlıklarını gizleyemiyorlar, ama ülkelerine döndüklerinde memnuniyetlerini paylaşıyorlarmış. Hatta İngiliz bilim insanı Adelard batılı âlimlere okullarını bırakıp Müslümanlarla birlikte çalışılmasının daha akılcı olacağını savunmuş. Âlimlerin arasında Kur’an-ı Kerim’i Latinceye tercüme edenler de olmuş.
Başarılmıştı, batılı fikir adamları açıkça Müslüman düşünürleri zikrediyor, faydalarından bahsediyorlardı. Dante, Müslümanların batı kültürüne katkılarının gizlenemeyeceğini savunurken, İngiliz Bacon felsefenin Arap düşünürlerden öğrenilebileceğini, ilim adamlarının başka çaba harcamamalarını tavsiye etmiştir. Aquinas’ın teorilerinde izlediği metot İbni Rüşd’ünkiyle uyuşmuş, İslam düşüncesine paralel olmuş. İkisinin de kutsal kitapları farklı olmasına rağmen yaklaşımları benzerlik gösterirmiş.
Peki İspanya’ya bu medeniyet kim tarafından nasıl gelmiş/getirilmişti?
Devam edeceğiz!..
 
1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

hava durumu HAVA DURUMU
anket ANKET

e-gazete E-GAZETE
arşiv HABER ARŞİVİ
Bu haber ilginizi çekebilir! Kapat