Bizim batı aşıklarına-4

8 Ekim 2016 21:35
A
a
“Avrupa’ya muazzam faydaları olan Endülüs Medeniyeti nasıl oluştu”
 
Bazı kaynaklarda Hz. Osman zamanında Endülüs’e gidildiğinden bahsedildiğini söyler tarihçiler. Endülüs Medeniyeti söz konusu olunca Musa İbn Nusayr’dan söz etmemek haksızlık olur kanaatindeyim. Kendisi Kuzey Afrika’da önemli fetihler gerçekleştirmiş, birçok “berberinin” kölelikten kurtulması ve Müslüman olmasında önemli katkıları olmuş cengâver bir komutandır.
 Berberilerden olan Müslüman olduğu için kölelikten azad edilen TARIK BİN ZİYAD, 710 yılında bir rivayete göre İspanya’da yaşayan barışçıl hristiyanlardan olan JULİAN (Yulyan) tarafından bu coğrafyaya gelmeleri noktasında ısrarcı olur. Musa ibn Nusayr kendisini dinledikten sonra Şam’daki halife Velid’e ulak gönderir genel cevap dikkatli olunması noktasındadır. Titizlikle küçük bir birlikle harekete geçilir, yıl 710.
Bir yıl sonra iş ciddileşir ve 711 yılında İspanya’nın Katalan bölgesine kadar ilerleyerek yerleşik düzen kurulması kararlaştırılır. Böylelikle 1500 yılına kadar sürecek “Endülüs Medeniyeti” resmen başlamış olur. Yarım ada niteliğindeki Endülüs Medeniyeti’nin  kırıntıları hala devam etmektedir. En önemlisi ise Cebeli Tarık Boğazı ismidir. Komutanın ismiyle anıla-gelen dünyanın en stratejik geçitlerinden birinin ismi aslen berberi bir köle olan, İslam’la şereflenmesinin ardından Yüce Yaratan’ın Fazlı keremiyle ismi dünyanın en önemli bir yerinde yüz yıllardır anılması gerçekten akıl sahipleri, için çok manidardır. Aynı Habeşli Bilal gibi! O çağda üstün medeniyet olan Habeşistanlı bir kişi Bilal, Arap yarımadasında köle olarak satılır. Daha sonra kafir/müşrik bir adam O’nu satın alır, Müslüman olduğunu öğrenince epey işkence yapar, “Çağrı” filminde konu uzunca anlatılır. Kısaca; zahiren bakıldığında Üstün bir medeniyetten Arap yarımadasına köle olarak gelmek hoş bir durum değildir. Lakin Habeşli Bilal Hz. Muhammed SAV yanında “HABEŞİ BİLAL” oluvermiş, peygamberin müezzini olmakla şereflenmiş, vefat ettiğinde ise Suriye Valiliği yapmış bir kişiydi. İşte Tarık bin Ziyad da öyle. İslam insana büyük bir onur ve şeref vermektedir.
Tarık bin Ziyad düşman komutanı Rodrik’in üzerine kahramanca atılarak ordusuna örnek olan büyük bir mücahittir. Barbata Nehrinin, Janda gölüne birleştiği noktada karşı karşıya gelinir. 25.000 kişilik Rodrik’in ordusu 7.000 kişilik Emevi ordusuyla savaş başlamıştı. Müslümanlar kesin zafer kazanmışlardı.
Sonraki yıllarda efsaneleştirilerek anlatılacak olan, İberia Yarımadasının 780 YIL SÜRECEK “Endülüs Medeniyeti” çağı başlamıştı. Aradan geçen 7 yıl sonrasında bütün yarımada Müslümanların kontrolüne girmiş, Arabistan-Ürdün-Filistin başta olmak suretiyle Müslüman coğrafyasının her yerinden yeni İslam beldesi olan Endülüs’e göçler gerçekleşmiş.
Hz. Muhammed’in SAV vefatından seksen yıl geçmiş olmasına rağmen, Müslümanlar Avrupa’da Büyük bir medeniyet kurmayı başarmışlar, bundan yirmi yıl sonra da Fransa’nın Paris sınırlarına dayanmayı başarmışlar. Bu olay batı ülke yöneticilerinin gözünde çok büyük bir başarı kabul ediliyordu. Çin Seddinden Avrupa’nın ortalarına kadar uzanan bir imparatorluğu Müslümanlar yönetiyorlardı. Bu onlar için korkutucu olsa da Müslümanlar barışçıl yönetimleriyle yaklaşık bin yıl batıda kalacaklardı.
Endülüs’ün Medeniyet olmasında en büyük katkı belki de Tarık bin Ziyad’a aittir. Askerlerinin karaya çıkmalarıyla gemileri yakıp geriye dönmemekte karalılığıyla yapacağı işe imanının büyüklüğünü görebiliyoruz. Bu büyük İslam komutanı 720 yılında Şam’da hayata gözlerini yumacak ama ismi belki de kıyamete kadar devam edecekti…
“Endülüs’ün sonu” yazımızla devam edeceğiz!..
 
1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

hava durumu HAVA DURUMU
anket ANKET

e-gazete E-GAZETE
arşiv HABER ARŞİVİ
Bu haber ilginizi çekebilir! Kapat