Bütün İslam Âlemi, O anı beklemektedir.

21 Ekim 2016 22:24
A
a
Kurtuluş Savaşı sonrası 17 Milyon nüfus ve kırık dökük bir ülke olarak kalmıştı Türkiye. 22 Milyon km vatan toprağı yüzyıllar boyu erimiş/eritilmiş neticede büyük bir mücadele ile 784 Bin km toprak parçası Vatan edinilmiştir.
Çeşitli anlaşmalarla bazen masada bazen savaşta yitirmişiz Ecdat kazanımlarını.
Hiç unutmamışlar gayri Müslimler kaybettiklerini hep fırsat kollamışlar “öç almak” için.
Selahaddin Eyyübi’ye mezarı başında hakaret etmiş Haçlı komutanları, Sevr mağarasının adını taşıyan sevr anlaşması dayatılmış dedelerimize. Yunan işgal edince Payitahtı Nilüfer Hatun’un kabrine gidip “nasılda yanlış yaptığını” haykırmış, Yunanlı komutan.
Mehmet Sağlam’dan dinlemişti Türkiye; “Bağdat işgal edilmiş anne” dediğimde annem “bizim Bağdat mı oğlum” dediğini.
“Haçlı Ordusu Kudüs’e girmiş her yere aygırlar gibi saldırıp işkence yapıp kan gözyaşı akıtırken açlıkla karşı karşıya kaldıklarında bir papaz; “Müslüman cesetlerinden getirin derilerini yüzüp tuzlayın ve pişirip yiyin” demesiyle azdıkça azan haçlıların zalimliği günümüzde de devam etmektedir.
Bir diğer taraftan da Peygamberimizin (SAV) gözünün nuru Hz. Hüseyin (RA) ve ehl-i beytten 70 kişinin çoluk çocuk demeden katledildiği günlerde sanki tarih tekerrür ediyor.
Macar bir tarihçiyi BBC Türkiye radyosu yayını devam ederken dinlemiştim, “Türkler Macaristan’da 300 yıl kalmışlar ve topladıkları verginin iki katı imar yapmışlar” demişti. Osmanlının hiç mi askeri, memuru, amiri Macaristan’da görev yapmadı yemekte mi yemedi? Bu örnek gösteriyor ki Osmanlı fethettikleri yere medeniyet götürürken, batı/haçlılar kan, gözyaşı, ızdırap götürmüşler/götürmekteler.
Avrupa’nın en kilit noktası Viyana 1 Temmuz 1683 yılında ikinci kez kuşatılmıştı. Daha önce Kanuni tarafından 17 gün kuşatılmış olan Viyana ağır silahların getirilmemesi ve yaklaşan kış sebebiyle tekrar gelmek üzere sonlandırılmıştı. İkinci kuşatmayı 4. Mehmet/Avcı Mehmet gerçekleştiriyordu. Aslında Macarlar üzerine artan Alman zulmünü önlemek için oldukça kalabalık bir ordu ile Merzifonlu Kara Mustafa Paşa sefere çıkmış, epey ilerleyip önünde karşı koyacak güç kalmayınca, Merzifonlu ordusunun içerisindeki paşalarla istişaresinde fikrinin Viyana’ya yürümek olduğunu söyler. Paşalardan Kırımlı Murat Giray karşı fikir söyler. Kırımlı Paşaya Koca İbrahim Paşa’da katılmıştı. Diğer paşalar kesinlikle Viyana’nın kuşatılması için hem fikirdiler.
Buna rağmen istişarede 2. Viyana Kuşatma kararı 1 Temmuz 1683 günü verilmiş yola çıkılmıştı. Kısa geçelim Merzifonlu şehri kuşatmıştı, fakat tarihi bir kent olması nedeniyle şehre zarar vermek istemiyordu. Tatlı bir reçete ile Viyana’nın kendiliğinden teslim olması yönünde bazı uygulamalar yapmaya başlanmıştı. Diğer taraftan Haçlılar Tuna Nehrinin karşı kıyısında toplanıyorlardı. Nehrin üzerindeki köprüden başka, şehre bir ulaşım yoktu. Köprüyü tutma görevi ise Kırımlı Murat Giray Paşaya aitti. Kırımlı Tatar Ağası, istişarede kendi fikri doğrultusunda hareket etmediği için Merzifonluya bir ders verilmesi gerektiğini düşünüp adeta kendi sözünün dinlenmediği için başarılı olunmasını istemiyordu. Köprüden sivillerin bile geçmesine engel olacakken haçlı ordusunun köprüyü geçmesine müsaade etmişti. Haçlıların köprüyü geçmesiyle Osmanlı ordusu iki ateş arasında kalınca belki de Kırımlı hatasını anlamıştı, ancak iş işten geçmiş, büyük kayıplar verilmeye başlanmıştı. Merzifonlu kahramanca savaşırken, yine istişarede karşı görüş beyan eden Koca İbrahim Paşa verdiği emirle askerlerini savaştan men ediyordu. Bu iki ihanet sonrası Merzifonlu gönlü istemese de 12 Eylül’de toplanma merkezini belirleyerek, “herkes başının çaresine baksın” diyerek geri çekilme emri vermek zorunda kalmıştı.
Tarihin en önemli dönüm noktalarından biri belki de bu olaydır. Şayet iki paşa ihanet etmeseydi Allah bilir de en doğrusunu, geri çekilme neticesinde bütün Avrupa’nın Müslüman olması engellenmiş oldu. Bu olay Osmanlı’nın toprak kaybetmesinin başlangıcı olmuştu. Belgrad yakınlarında toplanmış Osmanlı Ordusu mahkemeyi kurmuş, İbrahim Paşanın idam kararı verilmişti. Merzifonlu’nun makamında gözü olanlar yaptıkları kulis çalışmalarıyla, büyük kahraman paşanın da idam fermanını padişahtan istemiş ve muvaffak olmuşlardı.
Merzifonlu’nun kesilen başı Edirne Sarayı önündeki Adalet kulesinin yanındaki “ibret taşı” na konulmuştu. Ardından Osmanlı gerileme dönemi başlamıştı. Şayet iki paşa Merzifonluyu dinleyip emrine uysaydılar, Avrupa tamamıyla Müslüman olacak ve son 500 yıldır vefat eden hristiyanlar Müslüman olarak can vereceklerdi.
Osmanlının topraklarında günümüzde de ızdırap kan ve gözyaşı devam etmektedir. Zira Siyonistlere göre “Osmanlı bitirilmiş değil, durdurulmuş bir medeniyettir.” Durdurulmuş medeniyet olan Osmanlı’nın stratejik ortaklarını bir gözden geçirerek “nerede kalmıştık” diyerek tekrar aslına kimliğine bürünmesi elzemdir/gereklidir. Bütün İslam Âlemi O anı beklemektedir.
 
1000
icon
ÇELİK 22 Ekim 2016 23:24

hoca verir talkımı, kendi yutar salkımı.

0 0 Cevap Yaz
hava durumu HAVA DURUMU
anket ANKET

e-gazete E-GAZETE
arşiv HABER ARŞİVİ
Bu haber ilginizi çekebilir! Kapat