Çelebi Mehmet ve Fetret-2

14 Mayıs 2017 22:11
A
a
Süleyman Çelebi ilim ve edebiyatta söz sahibi bir şehzadeydi. Şair ve ulemayı himaye ederdi. Sefahata düşkün olması ise, onun dezavantajıydı. Venedik ile ticaret anlaşması yapan da Süleyman Çelebi olmuştur. H. 811/M.1409 Sadrazam Ali Paşa içkiye müptela olmasına rağmen, devleti yönetmekte pek başarısız sayılmazdı. Saltanatının ilk zamanlarında Ru­meli'nin intizamını teminde muvaffak olan Süleyman Çelebi, Ulah ve Sırp hükümetlerine kuvvetini kabul ettirmiş, Bos­na'yı yeniden Osmanlı Devleti’ne bağlayıcı şekilde bent ettirmişti. Alp Dağları’nın eteklerine kadar varan akınlarla kuvve­tini muhafaza ettiğini gösterecek numuneler sergilemişti.
Daha sonraları, her şeyi mahveden sefahat alemleri, Süley­man Çelebi'nin şuurunda bir zayıflık meydana getirmişti. Kumandanlar ve alimler, kendisini sefahate kurban eden Süleyman Çelebi'den yüz çevirmeye başladılar. O zamana kadar kendisine silah çekmeyen şehzadeler onun gidişatını beğenmedikleri için, Rumeli'ye geçip, tahtını elinden almayı düşünmeye başladılar.
 
Anadolu’nun durumu
 
Timurlenk'in ordusu, savaştan sonra Anadolu'yu bir harabe haline getirmişti. Amasya'dan Eskişehir'e kadar olan topraklar Çelebi Mehmet'e, Bursa'dan boğazlara kadar olan bölge İsa Çelebi'nin,hükmü altındaydı. Bu iki kardeş şehzade, Süleyman Çelebi'nin durumunu gördüklerinden, birleşerek hareket edeceklerine, önce kendi aralarındaki kozu halletmeye başladılar. Çelebi Mehmet, İsa Çelebi'ye nasihat etti ise de, İsa Çelebi buna alayla karşılık verdi. Ayrıca, “Süleyman'dan yaşça küçük olmakla beraber, yaşça senden büyüğüm” diye cevap verdi. İşte tam bu sırada Timur, Musa Çelebi'yi kışkırtıp ortaya çıkarınca, işler iyice karıştı.
İsa Çelebi ile Mehmet Çelebi Uluabat Ovası’nda karşılaştılar. Tabii sonuçta İsa Çelebi mağlup olunca, Bizans'a kaçtı, zaten Kayser'le ittifakı vardı. Daha önce ittifakı perçinlemek için Kayser'in sülalesinden bir kızla evlenmişti. Kayser vasıtasıyla Süleyman Çelebi'den yardım alan İsa Çelebi yine Mehmet Çelebi'nin karşısına dikildi. Fakat gene mağlup oldu. Fakat İsa Çelebi kurtulmuş, bu sefer de Saruhan, Germiyan beyleri ile anlaşarak, 20 bin atlı ile Mehmet Çele­bi'nin üzerine yürümüştü. Bu seferde Mehmet Çelebi az bir kuvvetle onları karşılamasına rağmen, perişan etmişti. Savaş sonunda Saruhan Beyi Hızır Bey esir oldu. Hızır Bey'i idam ettiren Çelebi Mehmet, topraklarını da zapt etti. Aydın Beyi Cüneyt ve Germiyan Beyi Yakup Bey, Mehmet Çelebi'den aman dilediler. İsa Çelebi bu defa da Karaman taraflarına firar etti ve bir daha da sesi duyulmadı. Süleyman Çelebi, kendi adamı olan Cüneyt Beyi ve kuvvetlenmekte olan Mehmet Çelebi'yi cezalandırmak için Edir­ne'den kalktı ve Anadolu'ya geçti. Bursa ve Ankara kaleleri, Süleyman Çelebi'ye saltanat sahibi olması münasebetiyle derhal kapılarını açtılar. Cüneyt Bey, ittifak ettiği beylere haber vermeden, ordugâhını terk ederek Süleyman Çelebi'ye katıldı ve affını diledi.
Mehmet Çelebi, ağabeyinin kuvvetli durumunu görünce, geri çekilmeyi daha uygun buldu. Çünkü ne de olsa, akacak kan Müslüman kanı idi... Buna imkân vermemek, bir Müslüman'ın esas vazifesidir diye düşünmüştü...
Musa Çelebi ise, Mehmet Çelebi'nin yanına iltica etmişti. Sessiz bir şekilde ömrünü geçiriyordu. Durumlara çok üzülü­yor, fakat karışmak istemez görünüyordu. Mehmet Çelebi'nin, Karaman Beyi ile yaptığı ittifaktan sonra, kendisine müracaat ederek, Rumeli taraflarına memur edilmesini isteyen Musa Çelebi, Ulah ve Sırp yardımıyla, kuzeyden yapılacak bir hücumun, Süleyman Çelebi kuvvetlerini zayıf düşüreceğini ileri sürdü. Mehmet Çelebi, Süleyman Çelebi'nin idaresinin bozulduğunu görüyor, ehl-i İslâm'a arız olan: “Kuvvetlinin yaşama hakkı, zayıfın ise ezilme ve yok olma anlayışı”, bu Müslüman evladını üzüyordu. Musa Çelebi'nin eline tavsiye mektupları vererek, kendisine istediği memuriyetleri verdi. Bunun üzerine Musa Çelebi, Sinop üzerinden Ulah ülkesine doğru yola çıktı...
 
Süleyman Çelebi'nin Sonu
 
Musa Çelebi'nin Sinop, Ulah ve Sırbistan üzerinden her geçen gün kuvvetlenerek Edirne'ye geldiğini haber alınca, alelacele Bursa'daki eğlencelerini bırakarak Edirne'ye hare­ket etti. İki ordu birbirleriyle karşılaştığı zaman çok enteresan durumlar görüldü. Musa Çelebi'nin kuvvetlerinden bazı kumandanlar, birlikleriyle beraber Süleyman Çelebi tarafına, Süleyman Çelebi tarafındaki bazı kumandanlar da birlikleriyle beraber Musa Çelebi tarafına geçtiler. Yapılan savaşı Süleyman Çelebi kazandı. Musa Çelebi dağılmış ordusundan mahrum olarak günleri kâh Ulah Beyi, kâh Balkanlar’da vakit geçirmeye başladı. Bu arada da Süleyman Çelebi'nin hal ve durumunu istihbar etmeye çalışıyordu.
Süleyman Çelebi, bu savaşın verdiği rahatlıkla kendisini da­ha fazla sefahat alemlerine vermişti. Bu sefahat alemine ait bir kısa bölümü Solakzade'nin tarihinden okuyalım:
“...Her sabah ve akşam Edirne hamamlarında şakıyan nazik endam ve hoşhıram elinden, nûş-u câm-ı bâde-ı gitfam etmede ve akıl ve idrakini nefsi emmareye ram etmekte idi...” Şu günkü anlamıyla anlatmaya gayret edelim: Kırmızı şurubu cam kaseler içinde edalı ve cilveli yürüyüşleriyle sallana sallana sunan şurup dağıtıcılarının elinden içerken, akıl ve düştüğü durumu, nefsinin arzusuna bırakmasıdır.
Musa Çelebi, günü gününe takip ettiği ağabeyinin durumu üzerine, yeniden asker toplamaya muvaffak olarak Edirne'nin kapısına geldi dayandı. Durumu haber alan kumandanlar saraya koştuklarında Süleyman Çelebi'nin yine hamam sefasında olduğunu öğrendiler ve kendisine haber gönderdiler. Süleyman Çelebi, gelen haberciyi kendisini rahatsız ettiği gerekçesiyle, tellaklara dövdürttü. Bunun üzerine Güngörmüş ihtiyar kahraman Evranos Bey, hamama girerek Süleyman Çelebi'ye nasihat etmek istedi. Ne var ki sözünü dinletemedi. Fiemanillah.
 
1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

hava durumu HAVA DURUMU
anket ANKET

e-gazete E-GAZETE
arşiv HABER ARŞİVİ



 
Bu haber ilginizi çekebilir! Kapat