Çiftçi aldanmaz, siz tüketiciyi yanıltmayın!.. (2)

19 Ekim 2016 22:10
A
a
Çağımızdaki tempolu yaşam, artan gelir düzeyi ve eğitim seviyesi, güvenli gıda tüketiminin de önemini artırmış bulunmaktadır.
Tüketiciler direk tükettikleri tarımsal ürünler başta olmak üzere, satın aldıkları tüm gıda ürünlerinin güvenliğinden emin olmak ister hale gelmiştir.
Bu bilinçle, gerek doğrudan tarımsal ürünlerin, gerekse işlenmiş gıdaların güvenle üretildiğinin garantisini tüketicilere sunabilmek için, birtakım sistemler ve standartların oluşturulması gerekmiştir.
Türkiye’de bu, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı uhdesindedir.
Tarım ürünü üretiminde, dış ticaretinde, her türlü endüstriyel gıda işlenmesi ve paketlenmesi konusunda uluslararası standartların korunması amacıyla gıda güvenliğine ilişkin düzenlemeleri bu bakanlığımız yapmaktadır.
Gıda güvenliğine ilişkin bir dizi de uluslararası anlaşma imzalamıştır Türkiye.
 
* * *
Bakanlık, iyi tarım ve kontrollü tarım gibi uygulamalarla gıda güvenliğini sağlamak durumundadır.
Salt GDO’lu ürünlerin denetimi değil, sağlığımıza zararlı tüm ürünlerin denetimini kapsar bu.
GDO’lu ürün başka, ıslah edilmiş hibrit tohum başkadır.
Zaralı olan GDO’lu tohumlardır.
GDO’lar dünyada 1996 yılından bu yana üretilmektedir.
GDO bitki ve hayvanların laboratuar ortamında bilim adamları tarafından genetik özelliklerinin değiştirilmesi sonucu oluşan yeni tarımsal ve hayvansal ürünlerdir.
Böyle bir tekniğin geliştirilmesine, bitki ve hayvanların doğal yaşam alanları hariç yerlerde büyüyebilmesi, böceklere karşı dirençli hale gelebilmesi, sert hava koşullarında da yetişebilmesi, daha fazla ürün elde edilebilmesi gibi gerekçeler gösterilmektedir.
Hiç kuşkusuz DNA’sı değiştirilmiş ürünlerin zararları vardır.
Ve bütün dünyada olduğu gibi bizim ülkemizde de bu bitki ve besi hayvanları ürünleri gibi GDO’lu ürünler marketlerde bulunmaktadır.
Bunun insan sağlığını tehdit eder boyutlarda GDO içermemesidir önemli olan ama bunun kontrolü de zordur.
En çok Soya fasulyesi, Mısır, Pamuk, şeker, kanola yağı, kabak gibi ürünlerin GDO’lu olarak yaygın olarak bulunduğu biliniyor.
GDO’lu üretimin yüzde 99’unu ABD, Arjantin, Kanada ve Çin yapıyor.
Türkiye, GDO’lu üretimin yüzde 90’ından fazlasını oluşturan 4 ana üründe, yani pamuk, soya, kanola ve mısırda dış alım yapıyor.
Yönetmelik yüzde 9 oranında GDO bulunan ürünlerin satışına izin vermektedir.
Bütün dünyada da GDO’lu ürünlerin belli orana kadarının kullanılabileceği kabul edilmiştir.
Ama bilindiği gibi bunun denetimi kolay değildir.
 
* * *
Ancak bu yediğimiz, içtiğimiz her şeyin GDO’lu olduğu anlamı taşımamalıdır.
Hibrit tohum gerçeğini GDO’lu ürünlerle karıştıran kimi cahillerin bu konuda ahkâm kesmeleri komik olmaktadır.
Eskiden yediğimiz domates ve benzer ürünlerden aldığımız tat unutulmaz, evet bu doğrudur.
Bu tür domateslerin üretimi yasak falan değildir.
Ama bunlar verimli olmamaktadır.
Üretici bugün tarlasında kendi yiyeceği domatesi bile çoğunlukla bu türlerden yetiştirmemektedir.
Çünkü bu türler hastalıklara karşı dayanıklı olmadığı gibi ömürleri de azdır.
Bu nedenle geliştirilmiş, ıslah edilmiş yeni Hibrit tohumları tercih eder üretici.
Bu tür tohumlar hem hastalıklara karşı daha dayanıklı hem bol verimli olduğu gibi uzun ömürlüdürler.
Bilip-bilmeden bu konuda lafazanlık yapmak tüketiciyi yanılttığı kadar, aynı zamanda üreticiye de zarar vermektedir.
 
1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

hava durumu HAVA DURUMU
anket ANKET

e-gazete E-GAZETE
arşiv HABER ARŞİVİ
Bu haber ilginizi çekebilir! Kapat