CİNSEL İSTİSMAR ve AHLAK…

9 Mart 2018 21:58
A
a
İnsanların bedenleri üzerinden cinsel amaçlı olarak faydalanma isteğine yönelik her türlü eylemler şeklinde tarif edebileceğimiz istismar vakaları, toplumumuzda giderek artmaya başladı. Önceleri mahkemelerimizde istisna olarak tek tük gördüğümüz bu suçlara ilişkin davalar, nerdeyse her  gün gözümüzün önünde sıkça görülmeye başlandı. Bu davalara bakan mahkemelerin duruşma listelerine şöyle bir göz gezdirdiğimizde bu vahim hakikatlerle yüz yüze kaldığımızı anlarız. Hele hele küçük çocuklara, uygulanan  cinsel istismar, bu suçun nedenli alçak boyutlara vardığını da gösterir. Fert olarak kızsak da, üzülsek de,  öfkelensek de bu tür feci hadiselerle karşı karşıyayız. Ve istesek de, bu sapıklarla aynı sokağı, aynı mahalleyi paylaşıyoruz.
Her ne şekilde olursa olsun cinselliğe yönelen fiiller ceza kanunlarında yer almış, halk arasında infial yaratarak kamu düzenine zarar veren bu eylem cezalandırılmıştır. Bundan önceki 765 sayılı eski Türk Ceza Kanununda bu tür suçlara verilen adlar, ırza geçme, ırza tasaddi ve sarkıntılık gibi isimlerle adlandırılıyordu. Ancak hükümetin kabul edip 12.10.2004 tarihli 5237 sayılı kanunda ise ırza yönelik bu suçların isimleri daha da kibarlaştırılarak cinsel istismar şeklinde törpülendi. Bu suçlar,   cinsel istismar denilerek, göze ve kulağa hoş gelecek şekilde adlandırıldı. T.C. Kanunumuzda cinsel dokunulmazlığa karşı suçlar 102-103-104 ve 105 maddeler de düzenlenmiştir. Söz konusu maddeler de bu suçlara verilecek ceza miktarları da artırılmıştır.
Ceza kanunumuzdaki suçlara tespit edilen cezalar az gelmiş olacak ki, son üç dört yıldan beri bu tür suçlar da bir patlama olmuş, bu çoğalma toplumu geniş ölçüde rahatsız etmiş olacak ki, hükümetimizin ilgili üç bakanı muhalefetin de görüşünü alarak yeni bir düzenleme yapma ihtiyacını hissetmiştir. Dışarıdan anlayabildiğimiz kadarıyla cinsel istismar suçlarına verilecek cezalar önemli ölçüde artırılacak, belki de müebbet hapis ve cezaları öngörülebileceği ve bazen de şartları oluştuğunda faile hadım cezası bile tatbik edilebileceğini öngörmektedir. Peki cezaları artırmak ve hadım etmekle toplumda bu suçlar azalacak mı? Bu soruya olumlu cevap vermek pek mümkün görünmüyor. Zira geçmişte bu suçlara verilen  ceza miktarları artırıldıkça, suç işleme oranı daha da artmıştır.
Avrupa Topluluğu müktesebatına göre idam cezası da verilmeyeceğinden, kala kala en ağır ceza müebbet kalıyor. O takdir de de, senin benim vergilerimle bu ahlaksız herifleri ölünceye kadar bizler besleyeceğiz demektir. Uzmanların görüşüne bakılırsa, bu suçlara meyyal  olanlar umumiyetle, iktidarsız tiplerdir. Bu gayri ahlaki davranış sonuç da bir hastalıktır. Hadım edildikleri zaman, bu sapık davranışlar son bulmayacaktır. Bu düşünce tarzı çocukların cinsel istismarının müsebbibini testesteron hormonuna bağlamaktır. Küçük çocuğun anneyi emmesini bile testesteron hormonu cinselliğe bağlayan Freud’u de haklı çıkaracağız bu gidişle. Suçun kaynağını testesteron hormonuna bağlamak, bir yerde tecavüzcüye savunmasında ödün vermek demektir. Tecavüzcü bu suçtan hakim huzuruna çıktığında “hakim bey bu işte benim bir suçum yok, tertesteron hormonum fazla salgılama yapmış kendime hakim olamadım suçlu bu hormondur.” Derse ne yapacağız? Tecavüzcüye illaki bir ceza verilecekse, çok fazla ince eleyip sık dokumaya da gerek yok. Onu ceza evinde ayrı ayrı özel koğuşlara atıp semirteceğine, ayrımcılık yapmayıp normal koğuşlara koyarsanız, toplum vicdanı onu yargılar ve hak ettiği cezayı verir. Normal vatandaş suç işlediği zaman 30-40 kişilik normal koğuşlara atar da, mafya babaları, teröristler ve onların başları, sanatçılar ve cüzdanı kalın olanları beş yıldızlı lüks otel konforundaki koğuşlara koyarsan, elbette ki bazı kesimler için cezalar caydırıcı olmaktan çıkar.
Adam bu suçtan içeriye girdiğinde başına gelecekleri bilirse en azından belki tecavüz suçunu işlemekten çekinir.  
Irz düşmanları ve tecavüzcüler için, yasal yollar zorlanarak gerekli cezai tedbirler alınmalıdır. Küçücük çocuğun ırzına geçip daha sonra da öldüren caniler hak ettikleri cezalara çarptırılmalı ve toplumdan tecrit edilmelidir. Fakat bu tür suçlar için sadece cezai tedbir almak sorunu çözmez, çözmüyor da. Zira cinsel saldırı suçları ahlaki suçlardır. Ahlak ve edebi insan vicdanından söküp atan bu suçlara karşı en etkili ve sonuç alıcı tedbirler de ahlaki ve manevidir. Aileden, okuldan, üniversitelerden, medyadan, sokaktan velhasıl insan vicdanından ahlak ve maneviyatı kaldırdığın zaman, fert hayvanlaşıyor ve hatta hayvandan da aşağı seviyelere iniyor. Bunu bilen merhum Erbakan söylemlerinin en başına sorunların çözümünün “önce ahlak ve maneviyattan” geçtiğini dile getirdi. Günümüzdeki her türlü kötülüklerin başında ahlaki çöküntünün sebep olduğu bilinir ve anlaşılırda, nedense; insanlara ahlak ve manevi terbiye verilmez. Rabbini, peygamberini, dinini – diyanetini, tarihini kültürünü ve nereden gelip nereye gideceğini bilen ahlaklı nesiller yetiştirmediğimiz sürece, insanlık dışı bu tür olaylarla her zaman karşılaşacağız. Olayların sonuçları ile değil, sebep ve saikleri ile uğraşırsak, daha müspet tedbirler alabiliriz. Hem toplum rahat eder ve hem de hayırlı bir iş yapmış oluruz.
 
1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

hava durumu HAVA DURUMU
arşiv HABER ARŞİVİ



 
Bu haber ilginizi çekebilir! Kapat