Çocuk külleri varken yüreğimde bırakıp gidemem ben bu şehri, bu ülkeyi

30 Kasım 2016 22:37
A
a
Milli eğitimin simgesi meşaledir.O meşalenin alevine çocuk ölümlerinin alevini katmayalım, yanmış çocuk bedenleriyle dolup sönmesin.
Çocuk külleri yüreğimde birikmiş.
Bir yanım hep yangın.Bir yanım umut mavisi.
***********************
Nasıldı Can Yücel’in o güzelim şiiri, bir iki dizeyle hatırlasak mı:
‘’Bu günlerde herkes gitmek istiyor.Küçük bir sahil kasabasına,bir başka ülkeye, dağlara, uzaklara...
Hayatından memnun olan yok. Kiminle konuşsam aynı şey...
Her şeyi, herkesi bırakıp gitme isteği.
Öyle ''yanına almak istediği üç şey'' falan yok.Bir kendisi.’’
OysaPlutarkos ne güzel demişti 2000 yıl önce:‘’Niçin bir başka güneşle ısınan topraklar aramalı. İnsan kendisinden kaçamaz ki.’’
*****************
Buralardan korkak bir sıçan gibi sessizce uzaklaşmayı ABD’ne, Avustralya’ya, Kanada’ya, Yeni Zelenda’ya, Norveç’e İsveç’e, Küba’ya kaçmayı hayal eden ne çok insan var çevremde.
Bursa’yı bırakıp İzmir’e Eskişehir’e kaçmak isteyenler de çok.
Türkiye bitmişmiş, umut yokmuş, her şey çökmüşmüş, gelecek karanlıkmış.Bu ne yılgınlık,bu ne karamsarlık, bu ne teslimiyet.
Hele gençlerde Türkiye’den kaçmak hayali yaygın.68 ve 78 kuşağı Türkiye’yi kurtarmak için ölümüne feda etmişti kendini; şimdiki gençler Türkiye’yi kurtarmanın değil kendini Türkiye’den kurtarmanın peşinde.
Oysa o çocuk ölümlerinin külü, şehitlerin kanı, terör kurbanları, madenlerde göçük altında kalan işçiler, patlamalarda bedenleri parçalananlar; bu kan, bu şiddet, bu dehşet izler her yere kadar bizi.
 
 
68’liler umut doluydu
 
Cumhuriyet özgüven aşılamıştı, 10. yıl marşında vardır o özgüven.
Yedi düvelle çarpışıp emperyalizmi yenmiş, mazlum milletlere örnek olmuş, Osmanlının çöküntüsünden cumhuriyeti kurmuş, Anadolu’daki minarelerin yanına sanayileşme hamlesiyle fabrika bacalarını katmıştık.
68 ve 78 kuşağı da umut doluydu, hayalleri vardı.Türkiye’yi değiştireceklerini; daha adil eşitlikçi, sömürüsüz bir ülke kuracaklarını; devrimin mümkün olduğunu düşünüyorlardı.
Bu uğurda en iyi okulları bırakıp yollara düştüler;Samsun’dan‘’Tam Bağımsız Türkiye’’ yürüyüşü başlattılar;Dolmabahçe’de ABD’li 6. Filo denizcilerini denize attılar.
O sloganlarda, o marşlarda canlılık vardı; heyecan rüzgarında salınırdı taşınan pankartlar, dövizler, flamalar.
Kime, nasıl çaldırdık umudumuzu da böyle ödlek, sünepe bir tavuk gibi kanat açıp uçacağımızı sanıyoruz bir başka şehre, bir başka ülkeye.
****************
Yok öyle!.. Bursa’dan gidemem ben; ne bir başka şehre ne bir başka ülkeye.Burada, bu canım şehirde doğdum; burada dağılıp gidecek atomlarım toprağa;çınarlara, Nilüfer çayına, Uludağ’ın karlarına burada karışacağım.Bu kent benim aynam, onda belirdi suretim; camda oluşmuş nefesin buğusu gibi silinip gideceğim Bursa’da.
**********************
Gidemem buralardan asla…
Ulu Caminin ezanlarını özlerim, Tophanede patlayan iftar topunu da. Hisarın burçlarında kalır aklım, türbelerin huzurlu sessizliğini, çınarların gölgesini ararım;yatırların şefkatini, şeftali çiçeklerinin rengini, nefti zeytin yaprakları arasına beliren zeytinlerin ışıltısını anımsarım;Uludağ’ın karlı çamlarının masalsılığını, Bursa ipeğinin hışırtısını çıkaramam aklımdan. İskender kebabının, kestane şekerinin lezzeti yakar içimi.
Karagözün perdede belirişini, Süleyman çelebinin Mevlüdünü, Mudanya Mütareke Evi’nin siluetini özlerim.Nazım’ın Bursa’da yazdığı şiirler gelir hatırıma, Aziz Nesin’in Bursa sürgünlüğü zihnimde canlanır; cumbalı evler girer rüyalarıma;İznik çinilerinin rengi yüreğimi titretir; Muradiye külliyesi, hanlar hamamlar, kapalı çarşının hengâmesi, Koza Han’da içtiğim çaylar hatıralarımdan çıkıp gelir.Zeki Müren’in sesi çınlar kulağımda, Müzeyyen Senar’ın da tabi.
Ovamı özlerim, Nilüfer çayını, Misi’yi, İznik gölünün sisli sabahlarını, Gemlik körfezinde akşamyağmurunu, Karacabey harasındaki at kişnemelerini, kılıç kalkan şakırtısını, Mehter takımının heybetin; Gölyazı’nın göle batmış ağaçlarını anarım hep.
Ben Bursa’yım,Türkiye’yim ben. Gidemem!..
*****************
Yurt yangınında ölenler, terör, yolsuzluklar, dolarda patlama, işsizlik...
Bir başka Türkiye ve dünya mümkün.Orada Karayipler’ de bir adada kanıtlanmıştı.
''Küba halkının yüzde 85'i ev sahibi; kalanlar maaşlarının sadece yüzde 10'unu kiraya veriyor. 30 dolar maaş alan Castro da bu kiracılar arasındaydı''diyordu Soner Yalçın dün.
Parasız eğitim, parasız ulaşım parasız sağlık mümkün.
Fidel'in külleri umuda savruldu.Hayalleri yakacak bir ateş yok ki...
Küba yaptıysa Kurtuluş Savaşını başaran, FETÖ’cü darbe girişimini önleyen bu büyük ülke, bu engin gönüllü cesur fedakar, cefakar halk; buraların uzun havaları, zeybeği, horonu, duaları, masalları, destanları, manileri, evliyaları, devrimcileri de haydi haydi başarır.
*********************
Bir başka Türkiye bir başka Bursa yok. Buradayız vatanımızdayız, şehrimizdeyiz. Şimdi ve daima.Çocuklar yanmasın diye kor ateşlerde.
 
1000
icon
mustafa 1 Aralık 2016 10:57

bu güzel yazıya bir de ataol behramoğlu'nun "bu yangın yerinde" başlıklı şiiri de iyi olur diye düşünüyorum.şiir şöyle; "Yaşamak bu yangın yerinde/her gün yeniden ölerek/Zalimin elinde tutsak/Cahile kurban olarak/Yalanla kirli havada/Güçlükle soluk alarak/Korkağı, döneği,suskunu/Görüp de öfkeyle dolarak/Yaşamak görevdir bu yangın yerinde/Yaşamak, insan kalarak"

0 0 Cevap Yaz
hava durumu HAVA DURUMU
anket ANKET

e-gazete E-GAZETE
arşiv HABER ARŞİVİ
Bu haber ilginizi çekebilir! Kapat