DARBE ÜZERİNE NEFİS MUHASEBESİ (2)

23 Ağustos 2016 22:08
A
a
Ve işte Sayın Erdoğan hata etti ve bu hataları sonucu göz göre göre, neler olduğunu hep birlikte gördük. İşin garibi Sayın Erdoğan, 17-25 Aralık olaylarından sonra, paralel çetenin ne büyük bir tehlike olduğunu, bizzat başına gelen olaylar nedeniyle gördü ve hissetti. Bu yüzden her platformda, paralel yapı ile mücadele edilmesi gerektiğini, avazının çıktığı kadar dile getirdi. Ama maalesef, partinin üst kademesi ve yerel yönetimleri ile partinin il ve ilçe yönetimlerinin hiçbirisi bu tehlikeyi görmediği gibi, sevdiklerini iddia ettikleri Sayın Erdoğan’ın çırpınışlarını dahi kale almadılar. Sayın Erdoğan’ın haykırışlarına aldırmadılar bile! Ama bu aymazlar, menfaatleri olduğu zamanda, hemen utanmadan sıkılmadan Erdoğan’a sarılmaktan da geri kalmadılar.
Sayın Cumhurbaşkanı, Diyanet İşleri Başbakanlığımızın tespit ettiği din işleri şurasındaki konuşmasında açıkça paralel yapıdan dolayı sorumlu olduğunu, gerekli ihtimamı göstermediği ve bu belaları başımıza sardığı için milletinden özür dilediği ve hatasını açıkça kabul ettiği halde, hala içimizdeki bazı ahmakların keramet bekledikleri görüyoruz. Sayın Erdoğan’ın açık ve seçik olarak, paralel hainleri bugüne kadar anlayamadığından dolayı, günahlarını itiraf ettiği halde, hala içimizdeki bazı ahmaklar açık açık 15 Temmuz’u Erdoğan ordu ve M.İ.T.’le birlikte tezgahlayarak, FETÖ’cü eşkıyaları açığa çıkardıklarını iddia edecek kadar basitleşiyorlar. Yüzlerce şehidimizin kanını, binlerce gazimizin canını ve kanını, haşa Sayın Erdoğan üzerine bulaştırmaya çalışıyorlar. Bu sözlerini bilerek ve isteyerek söyleyen ve böyle düşünenler, hiç şüphesiz ki FETÖ’ye hizmet edenlerdir. Bilmeden, düşünmeden bu şekilde düşünenlerin ise ahmaklıklarına bir diyeceğimiz yok. Sayın Erdoğan açıkça ‘’hata ettim ey milletim’’ diyor ama içimizdeki bazı saf diller de, ‘’Reis hata etmez, vardır bir bildiği’’ demekle büyük bir gaflet içinde olduklarını da anlamıyorlar. Hani ‘’Şeyh uçmaz, onu müritleri uçurur.’’ derler ya aynı mantalite bazılarımızda devam ediyor.
Şunu unutmayalım ki bu âlemde herkes yaptığı hatalardan, kusurlardan sorumludur. Herkes sonuçta yaptığının neticesini görecektir. En ufak bir hayır işleyen onun mükâfatını, kötülük işleyen de mücazatını görecektir. Bu sorumluluk anlayışı, herkes için geçerlidir. Senin için, benim için olduğu kadar, Sayın Erdoğan için de geçerli bir kuraldır. Kaldı ki ayet-i kerimede ‘’La teziruvaziretun, vizrauhra’’ (Hiçbir yüklenici, başka birinin yükünü yüklenmez.) buyurulmuştur.
 
Yaşadığım âlemde attığımız her adımdan, yaptığımız her fiilden sorumlu olduğumuzu bilmeli ve düşünmeliyiz.
Ak Partililer olarak, 15 Temmuz sonrası yapacaklarımız için yeni bir yol haritası çizmeliyiz. ‘’Bir musibet, bin nasihatten hayırlıdır.’’ Sözü gereği de, ülkenin başına hep beraber sardığımız bu belayı nasıl en az zararla atlatabileceğimizin yollarını aramalıyız. Öncelikle Meclis grubu, yerel belediyeler ve yönetimler olarak, Sayın Cumhurbaşkanımızın yaptığı gibi, paralel çete ile bugüne kadar mücadele yapmayarak ülkeyi uçurumun kıyısına bizim getirdiğimizi kabul edip, ilimizden, ilçede yaşayanlarımızdan özür dilemeliyiz. Sonra da ‘’Ey Rabbimiz! Eğer unuttuk veya hata ettik ise, bizi bunlardan muaheze etme.’’ Ayet-i kerimesini hatırlayarak, ‘’Kul nisyan ile maluldür.’’ Sözü gereği fiili tövbemizi yapmalıyız. Yapacağımız bu tevbe ellerimizi semaya açıp lanet okumak değil, bizzat Ak Partili belediyelerde, il ve ilçe yönetimlerinde bulunan Paralel çete mensuplarını bir bir tespit edip, kapı önüne koyarsak, fiili tevbe olur. O zaman verilen canlar ve dökülen kanların ruhları bizi affedecektir.
15 Temmuz’da partinin üst kademesi sınıfta kalmıştır. O gece Sayın Başbakan’ın, FETÖ’cü eşkıyanın kullandığı helikopterleri vurması için Eskişehir Ana Jet Üstü Komutanlığına telefon ettiğinde komutanın ‘’Sayın Başbakan’dan yazılı emir isterim.’’ gibi cevap vermesi de gösteriyor ki, Ak Parti bugüne kadar devleti sadece idare etmiş ama ne hikmetse başımızdakilerin hiçbirisi muktedir olamamıştır. Emekli bir acuze ta ABD’den emir veriyor, ordunun büyük bir bölümünü harekete geçiriyor, bizim başbakanımızın sözü bir ordu komutanına geçmiyor. Çok düşündürücü ve acıklı bir durum ama bütün bu olumsuzlukların sebebi de partinin üst kadrolarının her şeyi biz biliriz kuruntularıdır.
Onlar her şeyi bildikleri için, mahalle başkanlarına, mahalle yönetimlerine, fedakârane çalışan müşahitlerin fikir ve görüşlerine başvurmaz, çoğu zaman değer de vermezler. Partinin taban çatısını oluşturan ve yukarıdakilerin de yüklerini çeken bu şerefli insanlar, sadece bayrak, vatan tehlikeye girdiğinde hatırlanır, bir de seçim dönemlerinde seçim çalışmaları için hatırlanır. 15 Temmuz’da gördük ki kendilerini vatan ve bu dava uğruna tankların paletleri altına atan, mermilerin önüne siper edenler bu aziz insanlardı. Siz bugüne kadar hiçbir milletvekili, belediye başkanı, meclis üyesi vs. nin darbe akşamı ilk hengâmede, ölüm tehlikesinin kol gezdiği saatlerde sokağa çıkabildiğini gördünüz mü?
Partinin esas yükünü sırtlayan mahalle başkanları, müşahitler vs. daha düne kadar kendi seçtirdiği belediye başkanlarının huzurlarına çıkamazdı, görüşemezlerdi, müdürler onları muhatap bile kabul etmezdi. Çünkü onların başkanlarından müdürlerine kadar hepsi kibir budalası, ne oldum delisi olmuşlardır. Ama 15 Temmuz akşamı saklanan bu alçak tipler, 16 Temmuz gecesinden sonra tehlike savuşturulunca, biz de darbeye direndik nidalarıyla demokrasi mitinglerinde arz-ı endam ettiler. Ak Parti bu çakma kahramanlardan bir an evvel kurtulmalıdır. Unutmayalım ki bu ülke mazlumların duası ile ayaktadır. Makam ve mevkiiler bir gecede yerle bir olur gider ama hak ve hakikat ilelebet baki kalır.
 
1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

hava durumu HAVA DURUMU
anket ANKET

e-gazete E-GAZETE
arşiv HABER ARŞİVİ
Bu haber ilginizi çekebilir! Kapat