Dedesi papaz, ninesi de dönme miymiş ne ?…

3 Eylül 2016 22:18
A
a
Birisin aşağılamak ya da güvenilirliğini silip atmak, daha doğrusu AFOROZ etmek istediğimiz  kişinin geçmişine yükleniriz…    
        Oysa her beşer kendisinden sorumludur. Cezalar ferdidir, mükafatlar ferdidir. Kimse kimsenin maşası  da değildir…
         Bir kimse din sandığı, din olduğuna inandığı ya da inandırıldığı bir kabulden bir başka tarafa atlarsa, o yakada sağlam kalır ve oranın umdelerine sıkı sarılır…
        Hıristiyanlığı reddedip İslam dinini benimseyerek Allah’ın ipine sarılanların Müslümanlıkları gerçekten sağlamdır. Tataviye olarak görünenler varsa da, o manzara, üzümün üzüme baka baka kararmasından…
         Bakınız, Housseyn Obama,  kökeni itibarıyle Afrikalı bir Müslüman toplumun mensubu iken, aç gözlü doymak bilmez kölecilerin zulmüne uğrayıp dininden edilmiş Müslümanların bir ferdiyken, Hıristiyanlığa veya fettoşizmin diyalokçuluğuna  atlamış - atlatılmış bir mürted, veya çocuğu…
         Din diyerek benimsediği fettoşizme, yani Hırıstiyanlığa da sıkı sıkıya sargın ve tutkun. Hiç kimsenin de kalkıp, “Yahu bunun dedesi ninesi Müslüman dönmesi idi, kendisine güven olmaz, damarlarındaki geçmişinin kanı ısınır da Suriye krizinde Müslümanlardan yana tavır alıverirse ?” gibisinden şüphe dehlizine girdiği falan yok…
        “Siz  kan ve can vererek işidin işini halledin, PYD mi YDP mi her ne ise, onlara ellemeyin” diyor…
          Ne demektir ve neyi göstermektedir ? bu…
                       
                               Yumurtanın sarısı…
       Gazete çatısının altına ilk girişim Milli Gazete’de  olmuştu. Varakparelerin gazete’den sayılabilmesi için belli sayıda sarı kartlı gazeteciyi kadrolarında göstermeleri gerekiyordu. Bizim mahallede de böyle donanımlı adam yokluğundan, “adamıyla madamını uydurup” sarı kart sahibi lokantacı, çalgıcı ya da hokkabaz türünden meslek dışı kimselerin sarı kartları kiralanırdı…
       İstemiştik ki, biz de kartlanalım da hiç değilse gazetenin kart madrabazlarına pek ihtiyaçları kalmasın…
        Gazeteci politikacı ortaklığı biçiminde oluşturulmuş devletin “Basın Yayın Sarı Kart Örgütü”, bizim boyumuzu postumuzu beğenmediğinden olacak, hakkımız olan sarı basın kartımızı  vermemişti, hem de gerekçesiz…
       Haa, yumurtadan bahsediyorduk, değil mi ?…
                             xxxxxxxx
       Sonraki yıllarda Akit kuruldu. Günün birinde yeşil sermayeden bir davet. Gerici takımından ne mikdar eleman var ise, hepsini davet etmişler, sermayenin konferansını dinlemeye...
       BİM kurulmuşmuş. İki saat kadar BİM’in kuruluş amacı ve fabrika ayarları, toptan fiyatına perakente hizmet aşkını anlattılar. Dönüşte de ellerimize dolu dolu hacimli tarafından iki büyük poşet…
       Alışkanlık peyda oldu ve başladım hep oraya gitmeye, paramız yeşilden başka renge boyanmasın diye…
        Yumurta alıyorum. Suya atıp kaynatayım diye. Su kabağı misali suyun üzerinde oynaşıp duruyorlar…
        “Yumurtanın Sarısı  gitti bunun yarısı” diyerekten bir de kafiye tutturmuyorlar mı, bayılırsınız valla …
         Her neyse, bendeniz efendim yine de BİM’den ayrılmam, satılan hırdavat ve elektrikli küçük- büyük ev aletleri ÇİN işi olsalar da…
         Oysa Bursa, kendi başına bir bıçak sanayi merkezi, biraderim. Peynir bıçağının da palikaryası yapılıyor bizim güzel Anavatan topraklarımızda…
 
1000
icon
Hikmet alb 4 Eylül 2016 01:36

ÜSTADIM GEÇMİŞİMİZİ İNKAR ETMEYELİM AMA BENCE ONUN ŞU ANDAKİ DURUMU BİZİ İLGİLENDİRMELİ HEP GEÇMİŞE TAKILI KALMAYALIM TOPLUMDA ÇOCUK BABAYI GEÇTİĞİNDE İLERLEME OLUR YOKSA YERİMİZDE SAYARIZ SAYGILAR

0 0 Cevap Yaz
hava durumu HAVA DURUMU
anket ANKET

e-gazete E-GAZETE
arşiv HABER ARŞİVİ
Bu haber ilginizi çekebilir! Kapat