Değişim…

1 Aralık 2016 20:28
A
a
12 Eylül Faşist yönetiminin ardından iktidara gelen Özal, ‘Türkiye’yi dışarı açacağız’ dediği zaman bütün muhalefet, Özal’ın ülkeyi satacağını, batıracağını anlatırdı halka.
Doğrusu bizler de gençlik dinamizmi ve bize yanlış öğretilen Sol anlayışla muhalefetin bu anlatımını onaylardık.
Ancak Türkiye üretimi arttırıp, kalkındıkça ve dış satıma rekabet koşulları içinde yöneldikçe anlayabildik dışa açılmanın ne demek olduğunu.
Ama o güzelim yıllar muhalefet etmekle geçmişti Özal’a karşı…
 
* * *
 
2002 yılından bu yana iktidarda olan AK Parti ve onun lideri Erdoğan da, ilk yıllarda, “İstanbul’u değiştirdiğimiz gibi Türkiye’yi de değiştireceğiz” dediğinde yine aynı çevreler onun ülkeyi geriye götüreceğini, satacağını, karanlıklara gömüleceğimizi anlatmaya başlamışlardı.
AK Parti’nin gizli ve radikal başka gündemleri olduğunu yayıyorlardı sağa-sola.
Oysa Erdoğan, 12 Eylül’den kalma Anayasayı değiştirerek, sivil, demokratik bir hale getireceklerinden söz ediyordu sürekli.
O nedenle son sürece kadar AK Parti dışında hiçbir parti destek vermedi bu değişim söylemlerine.
 
* * *
 
Erdoğan İMF ili ilişkilerin gözden geçirileceğini söylüyordu en başından itibaren.
Sonunda onunla yollar ayrıldı…
Eğitim özgürlüğü üzerindeki bütün yasakları kaldıracaklarını söylüyordu Erdoğan, gelinen noktada bu konuda önemli mesafelerin alındığı ortada.
Başörtüsü konusunda da Erdoğan, ''bu problemi çözmek, dini özgürlüklerin gereğidir” diyordu.
Başörtüsü sorunu çözüldü.
Ekonomik alanda, sağlık alanında önemli dönüşümler gerçekleşti.
Her türlü vesayete karşı açılan savaşta büyük yol alınsa da mücadele sürmekte…
 
* * *
 
AB ile ilişkilerin AK Parti’nin birinci önceliği olduğunu söyleyen Erdoğan, gerçekten de ilk yıllar AB ile ilişkilerde üyelik müzakerelerini başlatarak önemli bir yol aldı.
Türkiye'nin, Kopenhag ölçütleri düzeyine ulaşmak zorunda olduğunu belirtiyordu Erdoğan ve bunun, ifade, ideoloji, din özgürlüğü, eğitim özgürlüğü üzerindeki yasakların kalkması ve ana dilde öğretim anlamına geldiğini söylüyordu.
 Ve yine bunun salt Kürtler için değil, fakat herkes için ana dilde yayın üzerinde kısıtlamaların kalkması ve işkenceye son verme anlamına da geldiğini söylüyordu.
Çözüm süreci ile de barışa bir şans verilmek istense de bu süreç bilindiği üzere rafa kaldırıldı.
 
* * *
Cumhurbaşkanı Erdoğan, başından beri, “Ortadoğu’da daha fazla kan, gözyaşı, savaş görmek istemiyoruz. Problemlere, birbirinin haklarına saygı duyan devletler şeklinde kalıcı, barışçı bir çözüm istiyoruz. Biz, kişiden veya devletten gelen terörizmin bütün türlerine karşıyız” demişti.
Bu konuda Türkiye’nin Ortadoğu’nun yeniden şekillendirilmesine yönelik egemen güçlerin planlarına nasıl direndiği ortada… 
 
* * *
Değişim kaçınılmaz bir şey…
Hepimiz sürekli bir değişimden geçiyoruz.
Kabul edip, etmeme lüksümüz yok.
Erdoğan Türkiye’yi, kafaları, anlayışları da değiştirdi.
Hepimizi değiştirdi…
Dünya tek kutupluluktan çok kutupluluğa doğru yol alırken, Türkiye’nin de çok yönlü dış politikalar geliştirmeye başlaması yanlış değil.
1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

hava durumu HAVA DURUMU
anket ANKET

e-gazete E-GAZETE
arşiv HABER ARŞİVİ
Bu haber ilginizi çekebilir! Kapat