Emperyalizmin küresel oyunu: Cinsellik

28 Ağustos 2016 21:58
A
a
Gündem o kadar yoğun ki emperyalizm ve kapitalizm dünyada şiddetiyle kol gezerken, bu yazımda bunların farklı savaşını ele alacağım. Gecen haftalarda bu köşeden yazdığım emperyalizmin küresel oyunu yazımda bahsettiğim Uyuşturma etkisi yapan şey, Kızılderililer’in ateş suyu dediği içkiydi. Bunlardan biri de, değer yargılarından arındırılmış cinselliktir. Edebiyat, sinema, televizyon, gazete ve dergiler cinsel açlık duygusu yaratmak için her türlü yöntem ve tekniği kullanmaktadırlar. Bugün ülkemizde en çok satılan bir gazete bu yöntemi saçma fantezi köşesiyle içte içe ‘’kurt gibi’’  yapmakta. Renkli dünyalara kanat açmanın, bedensel hazzın aşikâre hissettirilip, aranması sağlanmaktadır.
           Bugün toplumu esir alan televizyon ve gazeteler buna interneti ve sosyal medyayı da eklersek, araç olarak, kullanılıyor. Bir gazetede okuduğum haber ilginçti: İnternette dünya genelinde 260 milyon site pornografik yayın yapıyor. Bunların tamamı emperyalist kapitalist ülkelerde bulunuyor. Eskiden ideolojilerin propaganda kitapları vardı, bugün bu etkileri azaldığından, şimdilerde edebiyat, özellikle romanlar bir silah olarak kullanılmaktadır.
       Fransız yazar Milan Kundera (Var olmanın Dayanılmaz Hafifliği) başta cinsel ve duygusal olmak üzere her türlü ihaneti yüceltiyor. Aslında sevgilisine, eşine ihanetle başlayan ihanet duygusu, onu taşıyanı ideolojisine, içinde bulunduğu gruba, kader arkadaşlarına ve nihayet ülkesine ihanete kadar götürebilir. Romanlarda, toplumları sarsmak için onu ayakta tutan en önemli kurum olan aileye saldırılmaktadır. Edebiyatımızda bunun misyonerliğini yapanlar bulunmaktadır. Kültürel değerlerimizin en aşağılık şey olarak gördüğü “ihanet ve aldatma” meşrulaştırılır, “aşağılık olan yüceltilerek” değer haine getirilir. Örneğin, bugünün darbe severi A.Altan’ın “Aldatmak” kitabında öyle sahneler ve duygu durumlar ortaya koyar ve aldatmayı öyle meşrulaştırır, doğallaştırır ki, onu adeta yaşar
          Evliliği ayakta tutan “eşlerin birbirine güven” duygusudur eğer bu güven yoksa evlilik ve aile de yok olur. Neden aileye saldırılmaktadır? Aile toplumun temelidir. Toplumu o ayakta tutar. Aile, bireyi vatanına bağlar. Aile bozuksa, toplum bozuktur.. İflah olmaz! Popüler kültürümüzün şarkıları bile aynı amaçla kullanılmaktadır. Şarkılarda “sana bir ihanet borcum var, ödedim sonunda…” söylenir, güzel nağmelerle… “Dün gece hiç tanımadığım bir erkeğe, sırf sana benziyor diye, usulca sokulup merhaba dedim” örneklerini çoğaltabiliriz. Hülesa;
       İçerseniz “çağdaş, modern, batılı…” olursunuz. Zinanın adı “çapkınlık” olur. Yapılan şey ise “kaçamak”. Bu kadar masum! Bunlara karşı çıkarsanız ya köylü olursunuz ya da gerici. Rüşvet, yolsuzluk, adam kayırmanın adı “iş bilirlik, iş bitiricilik, beceriklilik, köşeyi dönme” olur. Teröre kayıtsız kalarak “insan hakları ödülü” bile alırsınız.
          Emperyalizm ve kapitalizm, bireylerde cinsel açlık duygusu yaratarak, kendini ayakta tutmaya çalışmaktadır. Bedeninize odaklanmanız sağlanır. Böylesi birinin yurt ve dünya sorunlarıyla ilgilenmesi, açlar, işsizler, evsizler, mutsuzları düşünmesi ne kadar beklenir? Kendi bedenin derdine düşmüştür.  Tensel zevklerin peşindedir. Birey yalnızdır ama kapitalizm örgütlüdür. Açlar, işsizler çeşitli biçimlerde direnir, düzen onları bir şekilde meşruiyet dışına iter ve yok eder. İnsan olmak haysiyetinize bile dokunmaz. Çünkü emperyalizm ve kapitalizm sizi “insan olma” nın ne olduğunu düşündürecek  hal bırakmaz.
 
1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

hava durumu HAVA DURUMU
anket ANKET

e-gazete E-GAZETE
arşiv HABER ARŞİVİ
Bu haber ilginizi çekebilir! Kapat