Gerileme ve geri kalma sebeplerimiz

6 Kasım 2016 21:51
A
a
Selçuklu İmparatorluğu ile başlayan Türklerin İslamiyet’e hizmetleri, Osmanlı İmparatorluğu ile devam etmişti. Talas Savaşında bir avuç Müslümanı Çin Ordusunun karşısında gören Oğuz Türkleri “bizim de düşmanımız olan Çinlilerin karşısında yiğitçe meydana çıkan bir avuç topluluğa yardım edelim” demesiyle başlayan birliktelik asırlar boyu Müslümanlara, İslamiyet’e, hatta bütün insanlığa hizmet etmesinin kapısını açıyor, İslamiyet’in Endülüs’ten sonra Avrupa’ya taşınmasına neden oluyordu.
Hastalarını bile tedavi etmeyi dinden çıkmak sayan Avrupa insanına insanlık öğretmek önce Selçuklu sonra Osmanlıya yani ecdadımıza nasip oluyordu.
Selçuklular ile başlayan ticaret uygulamaları ile batı insanları, Müslümanları daha yakından tanıma fırsatı buluyordu. Kervansaraylar, kurulan ithalat ve ihracat pazarları, gümrüklerin çok az miktarda olması, haramiler ve korsanların saldırıları neticesinde tüccarların uğradığı zararın karşılanması gibi uygulamalarla altın çağını yaşayan Selçuklu ekonomisi üreten ve pazarlayan idi. Ekonomik çalışmalar başta olmakla beraber fen-sosyal ve dini ilimler birbirine paralel bir şekilde Nizamiye Medresesi ve ülke genelindeki diğer Medreselerde ders olarak veriliyordu. Aynı uygulamaya benzer bir ticaret anlayışı Osmanlı’da da devam ediyordu.
Elbette her zirve yapan sonrasında gerilemeye başlıyor. Zirvede kalıcı olabilmek zirveye çıkmaktan daha zor.
Batılılar ahlaki ticari uygulamalarla fen-sosyal ilimleri de Müslümanlarla yaptıkları ticaret vasıtasıyla kendi diyarlarına götürdüler. Geliştirmek için çaba harcadılar. Bu çabayı gören Selçuklular pek de önemsemediler. Müslümanların buluşlarını benimseyen batı sosyal hayatı düzenlemede mesafe alıyordu. Tıp, fen, sosyal, ekonomik gelişmeler bir bir gerçekleştiriliyordu.
Bir rehavet içerisindeki Selçuklular sonrasında da Osmanlılar önemsemedikleri batının halleriyle hallenme aşkıyla cebelleşe dursun, batı “Müslümanların insanlığa sundukları ilim” ile mesafe alıyordu.
Elbette Allah CC Adil’dir. Çalışana verir.
Ecdadımızın en büyük yanlışlarından olan ve günümüzde de devam eden “Fen-sosyal ilimlerle meşgul olanların Dini ilimlerle iştigal olmamaları, Din Âlimlerinin de fen ve sosyal ilimlere meyletmemeleri”, günümüz diliyle söyleyecek olursak – “bilim adamlarımızın dinden uzak hatta dinsiz, din Alimlerimizin ise fen ve sosyal ilimlerinden bi:haber olduğu” gerçeğidir.
Birçok örnek verilebilir. Marifetname’nin yazarı Erzurumlu İbrahim Hakkı 73 tane ilim tespit etmiş bu ilimlerden ancak birkaç tanesi günümüzde kullanıla gelmektedir. Ama bütün dünyanın tanıdığı Mevlana en güzel örnektir. İnsanları “tevhit” inancında birleştiren aynı zamanda tasavvuf, şair, fikir adamı ve kimya mühendisidir. İslami ilimlere de vakıftır. Meşhur Mevlevilik hakkında şöyle bir hikâye anlatılır. Bir gün çarşıda Mevlana’nın dönmeye başladığı rivayet edilir. Bu meselenin bilimsel boyutu şöyledir. Mevlana yaptığı inceleme neticesinde hücrenin içerisindeki atom çekirdeğinin etrafında dönen elektronları tespit eder, daha önceden de bilim adamları vasıtasıyla öğrendiği dünyanın güneş etrafında, diğer güneş gezegenleriyle birlikte ve bütün Samanyolu galaksisinin bir yörüngede döndüğünü bilmektedir. Gezegen ve yıldızlar kendi etrafında ve belirli bir yörüngede dönerken yaratılmış en küçük nesne hücrenin atomunun etrafında da elektronların dönmesi Mevlana’yı da dönmeye sevk etmiştir.
Fikir adamlığı, şairlik, bilim adamlığının yanında Mevlana aynı zamanda büyük bir Din Âlimi’dir.
Günümüzde de geri kalmışlığın en büyük etkeni “İslami ve sosyal-fen çalışmaların birlikte yönetilmesi birlikte öğretilmesi” elzemdir. “Allah’ın ipine hep birlikte sımsıkı sarılınması” (Ali İmran-103) gerekmektedir.
Böylelikle bilim adamları “dinsiz”, din Âlimleri “cahil” olmayacaklardır. Kurtuluşun reçetesi budur.
 
1000
icon
Hikmet alb 7 Kasım 2016 09:51

İNSANLIK TARİHİ İLE BAŞLAYAN TÜRK TARİHİ İYİ YÖNETİMLER SAYESİNDE YÜKSELMİŞ KÖTÜ YÖNETİMLER İLE DE YIKILMIŞTIR BU ŞEKİLDE TÜRKLER TARİH BOYUNCA ONALTI DEVLET KURMUŞTUR MİLADDAN SONRA 993TARİHİNDE MÜSLÜMANLIĞI KABUL ETMİŞLERDİR(VAN TARAFLARINDA YAŞAYAN KARAHANLILAR ZAMANINDA) TÜRK VE İSLAM KÜLTÜRLERİ İLE YOĞRULAN BU TOPLUMUN TARİHİ ŞAN VE ŞEREFLE DOLUDUR OSMANLI İMPORATORLUK DEVRİNDE ÇAĞ AÇIP KAPATMIŞTIR KÖTÜ YÖNETİMLER İŞBAŞINA GELİNCE 1699TARİHİNDE İMZALANAN KARLOFÇA ANLAŞMASI İLE GERİLEME VE YIKILMA DÖNEMİ BAŞLAMIŞ 1914-1918 TARİHLERİ ARASINDA YAPILAN BİRİNCİ DÜNYA HARBİNDE YENİK ÇIKINCA TOPRAKLARI GALİP DEVLETLER TARAFINDAN İŞGAL EDİLMİŞTİR TARİHİ BOYUNCA ESARET ALTINDA YAŞAMAMIŞ BU MİLLET ELİNDE İMKANLARI KALMAMIŞ OLMASINA RAĞMEN TARİHTEN GELEN ASELETİ İLE (KUVAİ MİLLİYE RUHU İLE) SAVAŞARAK YEDİ DÜVELE MEYDAN OKUYARAK VAR OLMA VEYA YOK OLMA SAVAŞINI KAZANMIŞTIR İMPORATORLÜK KÜLLERİ ARASINDAN DOĞAN BU MİLLETİN ADI TÜRKİYE CUMHURİYETİ DEVLETİDİR YENİ DEVLET YÜZ SENEDİR YAŞAMAKTADIR

0 1 Cevap Yaz
hava durumu HAVA DURUMU
anket ANKET

e-gazete E-GAZETE
arşiv HABER ARŞİVİ
Bu haber ilginizi çekebilir! Kapat