Gümrük Birliği güncellemesinin önemi…

11 Ocak 2017 22:24
A
a
Geçtiğimiz Haziran ayında İngiltere halkının AB’den ayrılma kararı ve geçtiğimiz ay da İtalya’da gerçekleştirilen referandumda da AB karşıtlarının zafer kazanması, içine girmek için 50 küsur yıldır uğraş verdiğimiz AB’nin Türkiye’de de sorgulanmasına yol açtı.
Göz krizi, ekonomik problemler, yükselen faşizm gibi sorunlarla uğraşan AB Türkiye için ne anlam ifade ediyor?
Fransa ve Almanya’nın yanı sıra, Hollanda ve Avusturya gibi ülkelerde aşırı sağın yükselmesi ne anlama geliyor?
Bunun Türkiye’ye yansımaları nasıl olur?
Bütün bu sorular yüksek sesle seslendirilmeye başlandığı bu süreçte AB ile aramızda yürürlükte olan Gümrük Birliği de sorgulanmaya başlandı.
Özellikle 3. dünya ülkeleriyle olan alış-verişlerimizde aleyhimize olan kısımların giderilmesi, anlaşmanın yeniden güncellenmesi gündemdeki yerini öne çekti.
 
* * *
Anlaşmanın imzalanması aşamasında Türkiye’de önemli tartışmaların yaşandığı, özellikle büyük sermayenin önemli bir bölümünün isteksiz davrandığı ve karşı çıktığı anlaşma 31 Aralık 1995 tarihinde yürürlüğe girmişti.
Avrupa Birliği ülkeleri ile Türkiye arasında ticari ürünlerin her iki taraf arasında herhangi bir gümrük kısıtlaması olmaksızın satılabilmesini öngören bu anlaşma ile Türkiye, dünya ile serbest rekabette süreç içinde önemli bir yol kat etmiş ve bu gün dış satımını önemli bir ölçüye ulaştırmıştır.
Gümrük birliği, kapalı ürünler için ortak bir dış tarife sağlamanın yanı sıra Türkiye'de, özellikle endüstriyel standartlara ilişkin birkaç temel iç pazar alanlarında AB müktesebatının uygulanmasını öngörmektedir.
Avrupa’nın, dünyanın pek çok yerinden getirilen beyaz eşya ve otomotiv gibi araçları Türkiye pazarında salt satarak para kazanmaya alışan bizim büyük sermaye için bu sürece uyum kuşkusuz kolay olmadı.
Ama gelinen noktada bu gün Avrupa’ya ve dünyanın pek çok yerine beyaz eşya ve otomotiv satar hale geldi Türkiye.
Öyle ki bu gün her Avrupa’da her iki evden birinde mutlaka bir Türkiye menşeli bir beyaz eşyanın kullanılıyor olması gibi bir başarı yakalandı.
 
* * *
Ancak Türkiye’nin 3. dünya ile olan alış-verişlerinde Türkiye aleyhine olan kimi maddeler ile tarım alanında uygulanmayan maddeler Türkiye için artık sürdürülemez bir noktaya gelmişti.
Türkiye, gümrük birliğine girerek, AB bilgisi olmadan herhangi bir AB üyesi olmayan ülke ile anlaşma yapmamayı kabul etmişti.
Evet, Türkiye 1996 yılından bu yana, AB'nin ana dış-satım ve dış-alım ortaklarından biri olmuş, Türkiye'nin gayri safi yurtiçi hâsılası 4 kat artmış ve Türkiye dünyanın en hızlı büyüyen ekonomilerinden biri haline gelmişti ama artık 3. dünya ile olan alış-verişlerde ortaya çıkan aleyhimize durumlar düzeltilmesi gerekiyordu.
Tarım konusunda da gümrükler gözden geçirilmeliydi…
Türkiye bu gün, Avrupa Birliği'nin Gümrük Birliği içinde yer alan, Andorra, Monako ve San Marino dışında, AB üyesi olmayan tek ülke konumunda bulunuyor.
 
* * *

2013'de Avrupa Birliği ile ABD arasındaki Transatlantik Ticaret ve Yatırım Ortaklığı (TTIP) müzakerelerinin başlaması, Ankara'yı özellikle alarma geçirdi.
Tamamlanması halinde dünyanın en büyük serbest ticaret alanını oluşturması öngörülen anlaşma ile, ABD ürünlerinin tek taraflı olarak gümrüksüz bir şekilde Türkiye pazarına girişinin önünün açılma olasılığı gündeme gelmişti.
Türkiye şimdi Gümrük Birliği'nin bu endişeleri giderecek şekilde revize edilmesini istiyor.
Ortaklık müzakerelerinin dondurulması gibi bir krizin yaşandığı bir süreçte Gümrük Birliği’nin yenilenmesi bu gün çok daha yaşamsal bir önem arz ediyor.
Türkiye-AB arasındaki müzakereler donsa da, bitse de Gümrük Birliği anlaşmasının ayrı bir önemi var Türkiye için çünkü.
 
1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

hava durumu HAVA DURUMU
anket ANKET

e-gazete E-GAZETE
arşiv HABER ARŞİVİ



 
Bu haber ilginizi çekebilir! Kapat