Loading...

Hayatın içinden

29 Ekim 2018 21:24
A
a
100. yıl özel eğitim öğretmeni yeğenimin yakın zamanda başından geçen ilginç ve bir o kadar da düşündürücü, gerçek bir kesiti sizlerle paylaşmak istedim.
Durakta karşılaştık onunla yalnız önemli olanların dışarıda olduğu bir havada soğuk, zemheri, çatlamış elleri, yaşlı gözleri, eğik beli, soğuk havada üşümüş burnu…
Buralı değil belli çekimser bakıyor her yanı, sorgular gibi. Gözlerini kısıp okumaya çalışıyor otobüs saatlerini, yanıma sokuluyor nihayetinde “Kızım” diyor “otogara gideceğimde” tamam teyze diyorum birazdan gelir otobüs sen yanımdan ayrılma söylerim ben sana. Gülümsüyor bana, olur ya bilemediğimiz şehir yalnızlığı gülümsemelerinden işte. Az bulunmadım bende bilmediğim şehirlerde. Anlıyorum onu. Ancak buraya bu kadar yabancıysa bu küçük kasabadan bozma ilçede, işi ne onu anlayamıyorum işte. Aramızdaki sessizlik uzun sürmüyor. “Ben nereden geldim kızım biliyor musun?” diyor. Belli dökmek istiyor içindekileri, yüzünde yine o gülümseme tanıyorum bu gülüşü, mahzun, bu gülüş yaşlarla dolu içi sanki. Nereden geliyorsun teyze diyorum. Aynı mahzun gülüş yüzümde. Ama onun ki kadar yaşanmışlık saklı değil içinde “taa Trakya’dan” tabii doğru ya nasıl tanımadım bu şiveyi (ağızı). Eee teyze diyorum ne işin var burada. Çoluk çocuk mu gelmiş zamanında. “Yok kızım” diyor “yok…” burada ne var ki cezaevinden başka. “Yok teyze diyecek oluyorum mevsimi değil yoksa çoktur görecek yer burada… Duruyorum bir an bitirmeden sözümü. Doğru şehrin girişinde bir cezaevi var ancak hiçbir bilgim yok orası hakkında. Açık mı kapalı mı bilmem, içinde kimse var mı yok mu bilmem. Şaşırmış, bakmadım yinede teyzenin yüzüne Sanki ilk kez orası için gelen birini görmüş gibi davranmadım “öyle mi teyze” dedim. Şimdi de geri dönüyorsun herhalde. Baktı gözüme utangaç yüzünü yandan kaldırıp. Saniyenin bilmem kaçta kaçı sürdü bu göz değmesi, özlem kokuyordu yüzü. Gözleri acı içinde derin bir kızgınlıkla dolu, yine de hasret ağlıyordu yaşları. “Kızım orada yatıyor, açık görüş var dediler ondan geldim ben.” Sustum içimde kayboldu kelimelerim. Çevirdim başımı ondan çok uzak yerlere. Kafamda dönüp duruyor o an gelip geçen ne varsa kim varsa… Trakya dediğin buraya en az altı saat. Bir yaşlı kadın sorsan belki evinin bahçesine çıkıp çiçeklerine su vermeye hali yok. Oralardan kalkıyor kayıp bir şehre, nasıl gidilir bilmez yol bilmez okuması bile öyle zayıf ki. Kaçtır gördüğü otobüsleri, otogar otobüsü sanıyor. Nasıl olurda kalkar ta buralara gelir.  Gözlerini siliyor sürekli. Hıçkırıyor orada. Dur teyze ağlama diyemiyorum. Nasıl bir his bilmem ki ağlama diyeyim. Ona aklımca akıl vereyim. Sarılmak istiyorum ona, yaşadığı tüm acılara. Bu şehirdeki yalnızlığına. Belki 80’e gelen yaşından yüzüne sızan çizgilere ve o çizgilerden yanağına sızan yaşlara. Oysa halim donuk yüzüm gülümsemeye çabalıyor. Biraz daha üzülmesin diye halim ne kötü düşünmesin diye. İçten ama bir o kadar sahtekar bir gülüş yerleşiyor yüzüme. Otobüs geliyor sonra. Bir şehirden bir uzak şehre aracı olan, otogar otobüsü. Hoşça kal teyze diyorum. “Son durakta ineceksin tamam mı?” Minnettar bakıyor yüzüme. “Allah razı olsun kızım bana yardım ettin.” Ne demek teyze diyorum ne yaptım ki. Yarım yamalak sarılıyoruz birbirimize. Zaten oldum olası otobüsler önünde vedalaşmaktan nefret ettim. Biniyor sonra yanağı otobüs camına dayalı bu kez güveni cama adamış öylece bakıyor yüzüme. Gidiyor, bir ceza evinden başka hiçbir şeyi olmayan bu şehirden. Gözü bende benim cismimde kızına veda ediyor belki. Eller son kez kalkıyor. Otobüs uzaklaşıyor. Ardından benim otobüsüm geliyor. Dalgın seyrediyorum yolu. Ta ki ceza evinin yakınından geçinceye kadar. Bakıyorum da şöyle, sahiden büyükmüş bina ve hayallerini, umutlarını, çocuğunu bırakmış bir anne için, sahi ne var ki burada ceza evinden başka.
Fatma TÜRK- Türkçe öğretmeni
 
1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

hava durumu HAVA DURUMU
arşiv HABER ARŞİVİ



 
Bu haber ilginizi çekebilir! Kapat