Hero….

18 Temmuz 2017 22:05
A
a
Geçenlerde pazaryerinde dolaşırken, kız eskisi bir hanımın üst başına takılıvermişti, gözlerim…
       “I like the love playing
 yazıyordu fanilasının üzerindeki alfabe dizisinde…
        Hiç umursamadığına bakılırsa, sanki kendini pazarlamaya çıkmıştı…
        Haydi bunu, dangalaklığının modaya, hem de şuursuzcasına olan tutkunluğuna verelim. Amma “Hero”, dakiyse, şeytanlığında şeytanın bizatihi kendisi olmalıydı…
                             xxxxxxxx
       Halkımızın üst tabakası bir ayağı dışarıda  yaşar. Eğitimine burada devam ediyorsa, bu kez yabancı okulları tercih eder. Dışarının lisans programlarına katılmış ise, üniversitesinin simgelerini giyim kuşamında belirgin kılar…
        Alt tabakaysa, fıtratının gereği, yukarıyı taklide yönelir…
        Esnaf takımı ya da ehl-i ticaret kesimi, fıtratın huyunu iyi bildiğinden, her pozisyondan kendisi için  vazife çıkarmanın yoluna bakar.
        Esnaf, üzerlerini kendisinin bile bilmediği gavurca yazılarla süslü kadın erkek giyeceklerini dükkanının tezgah üzerindeki raf ve sepetlerine doldurur da, doldurur…
 
     Çocuklarına “Haydi Allah’a Ismarladık” yerine, ”bye-bye” demesini de ihmal etmeden öğreten alt tabakanın zenci halkları, göğüslerindeki manasını bilmedikleri gavurca deyimler uyarında artık korsan gemilerinin tayfası mı olmuştur, gay mekanlarının krupiye namzeti mi, hiç düşünmeksizin cadde ve sokaklarımızı, dolaşarak kirletirler…
                         Xxxxxxxxxx
     Memlekette “Love play”in anlamını müdrik piç kuruları sürüsüne bereket, maksat piçlik değil mi ? Yanaşıverdi bu oyunu seven kız eskisi dangalak bayana ve soruverdiğini düşünün,
        Kaç para ?…. En azından onsekiz yıl  mahkumiyet…
       Sorgulama faslında vereceği cevap çok basit ve basit olduğu kadar da mantıklı…
       “Kendini satıyormuş efendim,  göğsüne de yazmış. Bende gidip fiyatını sordum, bunda ne suçum var hakim bey ?”
       Haydi bakalım, ayıkla pirincin taşını…
                                   Xxxxxxxx
      Öyle mi kızım, sende hiç utanma sıkılma yok mu ?  Ne demek o gömleğindeki yazılar, hiç okumadın mı ?
       “Bilmiyorum efendim. Dükkana girdim bunu verdiler, harfleri hoşuma gitti  alıp giyerek çıktım sokağa”…
                            Xxxxxxxx
      “hero”lu da öyle savunuyor kendini. Çarşıya inmiş,  dükkana girmiş, tezgahtar bunu vermiş, o da ücrette uyuşunca, giyerek girmiş mahkeme salonuna…
       Duruşma dinleyecek…
                       Xxxxxxxx
     Peygamber Efendimize izaf edilen güzel ve anlamlı bir ifade vardır…
      Birgün gelecekmiş ki, Müslümanlık, çıplak avcunda kor taşımadan bile daha yakıcı olacakmış…
       O günleri yaşıyoruz. Hakim ve savcılığın da meslek ehli olarak yakıp kavurucu iki ateş arasında sıkışıp kalmışlığı, işte buradan geliyor…
       Güzel Türkiye’miz ne hallerde görüyor musunuz ?
     Dükkanlarımızın isimleri gavurca. Mahallelerimizin isimleri gavurca. Dudaklarımızdan dökülen sevgi saygı ve muhabbet kelimeleri gavurca. Yemeklerimizin isimleri, Atatepe belediye pastanesinde servis edilen pasta ve börek çeşitlerinin isimleri hep gavurca…
       Bizler de Türkiye’de Türk ve Müslümanız diyerek gezinip duruyoruz  
 
1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

hava durumu HAVA DURUMU
anket ANKET

e-gazete E-GAZETE
arşiv HABER ARŞİVİ


Bu haber ilginizi çekebilir! Kapat