Hilafeti getiren zafer!

6 Eylül 2016 20:54
A
a
Günümüzden tam 500 sene önce yani 1516’da devr-i saadet ve dört halife sonrasının en muhteşem İslam devleti olan Devlet-i Al’iye-i Osmaniye’nin padişahı Yavuz Sultan Selim Han Mercidabık savaşını kazanarak Kansu Guri’yi mağlup ederek, makam-ı hilafetin Osmanlı uhdesine geçmesini temin etmişti. Bu büyük seferi anlatmadan evvel Tacüt Tevarih’ten bir mukaddime ile rüyayı sadıkaya dayanan bir müjdeye, ehemmiyeti münasebetiyle temas etmeyi uygun gördük. Daha sonraları ‘Eğri Savaşı Zaferi’nin manevi kahramanı olan şeyhülislam Hoca Saadettin Efendi, babası Hasan Can’dan nakil edi­yor: “Yavuz Selim Hazretleri gecelerin çoğunda uyumaz nafile namazları kılar, teheccüt namazlarını ise hiç aksatmazdı. Çoğu gecelerde de kitap okur, bazen de Hasan Can’a oku­turdu. Hasan Can bir gece yorgunluk ve rahatsızlık hasebiyle yatsıdan hemen sonra yatar ve sabaha kadar uyur. Sabah namazına kalkıp eda ettikten sonra hazreti padişa­hın huzuruna gider. Padişah hazretleri sorar: ‘Bu gece hiç görünmedin ne yapıyordun?’ Yorgunluktan uyuyunca sabah namazına kadar uyumuşum diye cevap verir Hasan Can. O zaman padişah hazretleri sorar: ‘Ne rüya gördün? Hatırlayacak bir rüya görmedim efendimiz diyen Hasan Can, padişah­tan şu sözü iştir: ‘Bütün gece uyuyasın ve rüya görmeyesin, çekinme söyle.’
Hasan Can: Yemin ederek rüya görmedim sultanım, deyince. Padişah hazretleri: ‘Acayip iştir bir rüya vardır görülmüş ola.’ Hasan Can padişahın yanından ayrılır. Düşüne düşüne Kapı Ağası dairesine gider, bakar ki, Hazinedarbaşı Mehmed Ağa, Kilercibaşı, Saray Ağası ve Kapı Ağa­sı Hasan Ağa oturuyorlar. Fakat Hasan Ağa bir acayip, gözle­ri yaşlı, başını önüne eğmiş düşünür durur.
Hasan Can sorar: Nedir bu hal Hasan Ağa? Diğer misafirler cevap verir: Ağa bir rüya görmüş. Hasan o zaman sırrı anlar, tevekelli padişah durmadan bir rüyadan söz eder. Hasan Ağaya ısrar eder, rüyasını anlattırır. Şöyle ki; yatsıdan sonra Hasan Ağa uyur çünkü her gece teheccüte kalkar fakat öyle bir rüya görür ki Ağa kapısının kapısı vurulur kapıyı aralayan Hasan Ağa koridorda elbiseler içinde nur yüzlü bir çok asker bekleşir bir insanın giremeye­ceği aralıktan dört kişi içeri süzülür ve kapıyı çalan konuş­mayı alır ve der ki: “Bilirmisin niye geldik? Ben de buyurun dedim. Dedi ki bizler Resulûllâh’ın ashabıyız. Allah’ın selâmı üzerine olsun, bizi Resullûlah Hazretleri gönderdi. Selîm Han’a selâm söyledi ve buyurdu ki kalkıp gelsin Haremi Şe­rifin hizmeti ona nasip kılındı. Bizleri görürsün ki bu zat Sıddık-i Âzam, bu zat Ömer-ül Faruk, bu zat Osman Zînnureyn’dir. Ben de seninle konuşurum Ali İbnü Ebî-Talib’im,var Selâm söyle deyip kayboldular”, dedikten sonra ağlamaya devam eder.
Hasan Can, huzuru padişahiye dönünce yine rüya soru­suyla karşılaşır ve şöyle hitap eder, Padişah: “Hasan Can sa­baha kadar yatıp uyudun rüya görmemen acayip, söyle hay­van gibi yatıp uyudun mu?” der. Hasan Can cevap verir:
-Sultanım o rüyayı bu Hasan kulunuz görmediyse başka Hasan kulunuz görmüş müsaade varsa anlatayım deyince padişah anlat der. Dikkatle rüyayı dinleyen padişah hazretle­ri: “Hasan Can görürsün ki biz her zaman görevi almadan hareket etmeyiz. Babalarımız ve dedelerimiz Evliyaullâhtan el almışlardır. Zahire çıkan kerametleri vardır. Bakma biz on­lara benzemedik” diyerek nefislerini bastırırlar.
Yukarıda naklettiğimiz kutlu rüyadan sonra hazreti padi­şah Veziriazam Sinan Paşa’yı kırk bin askerin müsellah (silâh­lı) olarak bulunduğu Kayseri’ye gönderdi. Bir ay sonra da yâni Hicrî 922/Milâdî 1516 yılının ilkbaharında hedefi Mısır olan seferi bilfiil baş latmış oluyordu. İstanbul’da kaymakam-ı saltanat olarak Pîrî Mehmed Paşa bırakılmış, Şehzade/Veli­aht Süleyman, Edirne’ye, Hersekzade Ahmed Paşa Bursa’ya taht muhafızı olarak gönderilmişti. Yavuz Selim bu seferin İran’ın üzerine olduğunu göstermek ve Kölemenleri kandırmak istediyse de çok tecrübeli Kansu Guri’yi bu dola­ba koymak mümkün olmadı. Kansu Guri Suriye hududuna gelmiş muhtemel bir Osmanlı hücumunu burada karşılamayı uygun görmüştü.
Yavuz Selim önceden gönderdiği Sinan Paşa’yla Elbis­tan’da birleşmiş ve bu arada Bıyıklı Mehmet Paşa yanındaki kuvvetlerle Orduyu Hümayuna katılmıştı. Arkasından Rama­zan oğlu Mahmud Bey ve onu takiben Kölemenlerin bir valisi olan Yunus Bey de saf değiştirerek hak olan taraf Sultan Selim’in yanında yer almıştı. Bu arada Kansu Guri, İran’ın içlerinde ti­ril tiril titreyen Şah İsmail’e ittihat teklif ettiyse de bu sarhoş buna cesaret edememişti. Çünkü Çaldıran’da beynibâlâsın da patlayan yumruk ya aklını tama men başından almıştı yahut da aklını tam olarak kullanabilmeye vesile olmuştu. Bildiğimiz odur ki, Kansu Guri’nin yerinde teklifine evet diyememiştir. Tabii bu Osmanlı için iyi olmuştur. Çünkü unutmamak gerekir ki, düşmanı teke düşürmek siyaset-i İlmiyenin icabındandır. Şimdi Mısır’a sefer yapmak bir yerde, o zaman hilâfetin payitahtı olan Kahire’ye yürümek demekti. Yani üzerine yü­rünülen, yalnız Kölemenler değil, Kansu Guri değil ya kimdi? Halife idi, Halife 3. Mütevekkil, sanki Kansu Guri’ye bağlı idi. Halife-i rûyizemin vazifesini yapabilmekten uzaktı. Zaten Ya­vuz’u bu sefere çıkmaya iten sadece siyâsi ahval değil, İki Ci­han Serveri’nin dört büyük halifesi ile Kapıcıbaşı Hasan Ağa’nın rüyayı sadıkasındaki tecelliyatı ve bu tecelliyatı, si­yasî ahvalde gösterdiğinden, halin mecburiyeti münasebeti ile Zenbilli Ali Efendi Hazretleri fetva vermişti. Nişancı Hocazâde Mehmed Çelebi Hazretleri ise, Harem-i Şerifin muhafızlığı ve Hilâfetin Osmanlı Devleti’nin uhdesinde kalması iktiza ettiğini belirtmişti.
Bu arada Kansu Guri, padişaha elçi yollamıştı. Fakat ge­len elçiler alışılmışın dışında zırhların içine gömülmüş asker­lerdi. Yavuz Selim: “Kansu Guri’nin yaranında âlim, fâzıl, ulemâ yok mudur?” diye sordu. Ve bunların idamını emretti.
Yunus Bey ki, (Kölemenlerin bir valisi idi, Yavuz Selim ta­rafına geçmişti) hemen padişahın ayağına düşüp bağışlan­malarını diledi. Padişah bunları af etti. Orduyu Hümayun Halep üzerine doğru yürüyüşe geçti. Halep’in kuzeyinde Mercidabık adlı mahalde iki ordu karşı karşıya geldi. Yavuz Selim Hazretleri, zaferler ordusunun ce­nahlarının kumandanlarını şöyle taksim buyurmuşlardı. Sağ cenahta Anadolu Beylerbeyi Zeynel Paşa, Karaman Beyler­beyi Hüsrev Paşa, Şehsuvaroğlu Ali Bey ve Ramazanoğlu Mahmud Bey, sol cenahta ise Sivas Beylerbeyi Sadi Paşa ve Rumeli askeri yer almışlardı. Gazi Hazreti Padişah ise, Yeniçe­ri ve Azep askeri ile merkezde bermutad yerini almıştı. Toplar ise yine Çaldıran’da olduğu gibi bir duvar sistemi içinde dizilmişti. Muharebe çok şiddetli oluyordu. Bayezid-i Velî Hazretlerinin bizzat geliştirdiği toplar, mahdumunun zaferleri­nin sebebi oluyordu. Mısırlılar bu muharebeye ancak sekiz saat dayanabildiler. Topçuların muntazam atış salvola­rı Osmanlı kıskacı Kölemen ordusunu sarıp yok etmek üzereyken firar yoluna düşenler canlarını kurtarabildiler. Fi­rar yoluna Kansu Guri de başvurmuştu amma, yaşlılık, üzün­tü ve kurtulma heyecanı bu yaşlı müslümanı bitap düşürdü, atından inince bir su kenarında bir seccadeye uzandı ve ru­hunu teslim etti. Biz bir mü’min olarak Bayezid-i Veli hazretlerinin intikalinde, ona gaip namazı kılan bu zâta Allah’tan rah­met dilemeyi vazife addediyoruz. Kansu Guri seccadenin üzerinde öldüğü zaman ona kimse sahip çıkamadı. Çünkü öyle bir firar hareketi uygulanıyordu ki, herkes kendini kur­tarma kaygısına düşmüştü. Osmanlı’nın zaferlere alışmış sancağı galebenin verdiği güzellikle dalgalanıyor, Kölemenler mağlûp ve münhezim olarak savaş meydanını, o günün de galibi en büyük İslâm devletinin kahraman mücahitlerine terk ediyordu. Kansu Guri, İstanbul’a kadar gideceğini he­sapladığından hazinenin tamamına yakınını yanına almıştı. Fakat Kahire’de yaptığı hesap Mercidabık’ta, beni yanlış he­sapladın dercesine feryat etmişti. Hazine, Devleti Osmanıyanın eline geçti. Tarihler Hicrî 922 Recep ayının 23’ünü/ Milâ­di 1516 Ağustos’unun 24”ünü gösteriyordu. Şimdi içinde olduğumuz şu günlerde beş yüz sene evvelki fethi, günümüzde Suriye ile olan ahval inşaallah lehimize bitecek bir sonuca müncer olur. Fiemanillah.
 
1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

hava durumu HAVA DURUMU
anket ANKET

e-gazete E-GAZETE
arşiv HABER ARŞİVİ
Bu haber ilginizi çekebilir! Kapat