İhanet şebekeleri! (1)

1 Kasım 2016 20:32
A
a
Devletlerin ömrü de insanlar gibidir. Tarihi süreçleri içinde doğarlar, büyürler ve ölürler. Tarihin ilk devirlerine kadar baktığımızda sonsuza kadar yaşayan bir devlet göremezsiniz. Devletlerin yıkılması, yok olması da umumiyetle bünyeye yerleşerek, binayı içerden çürüten ve hasta eden nedenlerden olmuştur. Devletlerin bünyeleri dış darbelere karşı dayanıklıdır. Zira dışarıdan gelen düşmanlara karşı tebaa dediğimiz yapı, hangi fikirde olursa olsun birleşerek karşı tepkisini gösterir. Zaten içerde birlik sağlandığı sürece de, düşman topu tüfeği o yapıyı yıkamaz. İnsan vücudu nasıl ki, hücrelerine yerleşen mikropların cesedi ele geçirmesi DNA’yı bozması neticesi, ölüm dediğimiz beklenen sonucu doğuruyorsa, devletleri yıkanda bir milletin zihnine, kalbine ve kurumlarına yerleştirilen fitne ve ihanet tohumları olmuştur.
Dünya üzerinde imparatorluklar kuran, getirdiği düzenle aleme ayar veren dedelerimizi, dışardan gelen düşman istilaları yıkmamıştır. Bizi hep bizim gibi görünen, bizim gibi yaşayan, bizim besleyip büyüttüğümüz ve bizim inandığımız manevi değerleri istismar edenler yıkmıştır. Asırlardır dünyaya hükmeden Osmanlı İmparatorluğu, insan denilen değeri olduğu gibi kabul etmiş, insanlar arasında her ne kadar din, dil, ırk ve kültür farklılıkları da olsa, bütün bu farklılıkların farkında olduğunu kabul etmiş, türlü türlü din ve mezhep farklılıklarını bir kültürel zenginlik olarak kabul etmiş, Osmanlı kültürel mozaiğini oluşturmuştur. İnsanı yaşat ki devlet de yaşasın düsturunu kendine şiar edinmiştir. Uyguladığı düzen de, insan fıtratına en yakın sistem olan hakkaniyet ve adaletli bir düzen olunca, 1299 yılından 1908 yılına kadar kesintisiz olarak tarih sahnesinde kalmış, dünyanın en uzun süren imparatorluğuna sahip olmuştur.
Günümüz İslam aleminde cereyan eden savaşlar, kavgalar ve dökülen kanların mimarı, İngiliz aklı ve siyasetinin eseridir. Tarih boyunca İngiltere ve Osmanlı karşılıklı olarak birbirleri ile meydanda savaşmamışlardır. Sadece son dönemde Çanakkale’de ve Kutulamare’de ordularımız karşı karşıya gelmiş, Osmanlı’nın en zayıf döneminde Kutul amare savaşında İngiliz ordusu general kadrosuna varıncaya kadar bozguna uğramış ve esir alınmıştır. Kutulamare savaşı, bugüne kadar İngiltere’nin uğradığı en büyük hezimettir. Çanakkale’de ise yine boylarının ölçüsünü alarak gitmiştir. Türkiye’nin NATO’ya girdiği tarihe kadar Kutulamare savaşı tarih kitaplarında okutuluyor ve yer alıyordu. Ancak İngilizlerin zorlaması ile Türkiye’nin NATO’ya giriş şartlarından birisi olarak bu tarihten sonra tarih kitaplarından kaldırılmıştır. Ne yazık ki o günkü hükümet İngiltere’nin bu isteğini emir telakki ederek, gereğini yapmış tarih kitaplarımızdan bu savaşı kaldırmıştır.
Öteden beri İngiltere’nin Ortadoğu’da daima gözü olmuştur. Zira sanayi devriminin en önemli gücü olan dünya petrol yatakları bu bölgededir. İngiliz aklı daha 1800’lü yıllarda bunun farkına varmış, hesaplarını da petrol üzerine kurgulamıştır. Bunun için de Ortadoğu’yu dizayn ederken, bütün politikalarını da böl-parçala ve yönet sistemi üzerine kurmuştur. Ancak 1924 Lozan Anlaşması tarihine kadar Ortadoğu’daki petrol yatakları Osmanlılar’ın kontrolünde idi. Bunun için de öncelikle Sultan 2 Abdülhamid’in tahttan indirilişi olan 1908 yılına kadar, imparatorluk olan, ancak bu tarihten sonra “devletliğe” terfi eden, Osmanlı ile birlikte, Ortadoğu’yu Osmanlı’ya bağlayan en önemli maddi ve manevi bağ olan hilafetin de kaldırılması icap ediyordu. Bunun için de İngiltere ilk olarak, 1789 Fransız ihtilalinin fikirlerini kullanarak özgürlükler ve azınlıklar haklarını körüklemeye başladı. Zira Osmanlı coğrafyası o tarihlerde çok geniş bir alana yayılıyor, bu coğrafya parçası içinde de her türlü ırktan insanlar yaşıyordu. Bulgarlar, Sırplar, Yunanlılar, Araplar, Ermeniler, Yahudiler vs bu coğrafyanın bir parçası idiler. Din olarak da Hıristiyanlar, Müslümanlar ve Yahudiler aynı ülkenin insanları idi. Birbirleri ile dalaşmadan, niza çıkarmadan asırlarca Osmanlı şemsiyesi altında yaşıyorlardı. Bu birliktelik bağını koparmak amacıyla İngilizler ilk olarak içimizdeki beyinsizleri kullanarak 1865 yılında önce Selanik’te bahriyeli doktorlarının öncülüğünde Jön Türkler denilen gizli teşkilatı kurdurdular. Bu teşkilat dışarıdan aldığı destek sayesinde kısa sürede taraftar buldu.  Bugün edebiyat kitaplarında isimleri geçen Namık Kemal, Ziya Paşa, Şinasi, Agah Efendi ve Ali Suavi gibi kalemler bu teşkilatın mensuplarındadır. Bütün amaçları, Osmanlı coğrafyası içinde yaşayan ayrı ayrı özel maksat ve menfaatlere matuf düşünceleri de vardı. Bir kısmı muhtariyet ilan eden azınlıklardan köşe kaparak menfaat devşirmek, bir kısmı da şahsi hırs ve emellerini tatmin edecek makamlara gelmekti. Sonraları yeni Osmanlılar denilen bu teşkilat, sahip oldukları basın yayın kuruluşları sayesinde milliyetçilik fikirlerinin Osmanlı’da yayılmasına sebep oldular. Bütün amaçları ne olursa olsun Osmanlı’yı bölüp parçalamak hilafeti alaşağı etmekti.  Bunun için de Rum ve Ermeni çeteleri ile Avrupa devletleri ile işbirliği yapmaktan çekinmediler. Kafatası anlayışına sahip bir Türkçülüğün toplumda yayılmasını sağladılar. O güne kadar Osmanlılık ve ümmet şemsiyesi altında bir arada yaşayan milletler, siz Türkseniz, biz de Ermeniyiz, Rumuz, Sırpız, Bulgarız fikirleri ile birer birer isyan hareketlerine başladılar. Büyük bir kaos ve kargaşanın nedeni oldular. Milletin felaketini hazırlayarak, kendilerini çağdaş fen bilimleri okusunlar diye Avrupa’ya gönderen Osmanlı sultanı Abdülaziz’i de katledecek kadar ileri gittiler. Osmanlı’nın yıkılışını hızlandıran bu hainler bugün bile adını, sanını bildiğimiz fikirleri ve kitapları okullarımızda okutulan bu yerli hainlerdir.
Devam Edecek…
 
1000
icon
Hikmet alb 2 Kasım 2016 00:48

DEĞERLİ KARDEŞİM YAZINI OKUYUNCA BU BİLGİLERİN DOĞRULUĞU HER HALDE SENDEN BAŞKA HİÇ BİR KİMSE TARAFINDAN DOĞRU YAZILMIŞ TEBRİK EDERİM DEMEZ OSMANLI İMPARATORLUĞUNUN YIKILIŞ TARİHİ 1914-1918TARİHLERİ ARASINDA YAPILAN BİRİNCİ DÜNYA SAVAŞI SONRASI MAĞLUP OLMUŞ VE İMZALANAN MONDROS MÜTAREKESİ İLE İŞGALLER OLMUŞ VE BU İŞGALE KARŞI DA İSTİKLAL MÜCADELESİ VERİLEREK KAZANILAN ZAFERLERDEN SONRA TÜRKİYE CUMHURİYETİ DEVLETİ KURULMUŞTUR OSMANLI İMPARATORLUĞUNUN KÜLLERİ ARASINDAN YENİ BİR TÜRK DEVLETİ KURULMUŞTUR YUNANİSTAN 1829 TARİHİNDE BULGARİSTAN VE BALKAN DEVLETLERİNİN 1789 TARİHİNDE YAPILAN FRANSIZ İHTİLALİNİN MİLLİYETÇİLİK DUYGULARI ETKİSİYLE AYAKLANARAK OSMANLIDAN AYRILMIŞLARDIR SUÇLADIĞIN YAZARLAR DA BU MİLLET TARAFINDAN VATAN ŞAİRİ VE MİLLİYETÇİ YAZARLAR OLARAK BİLİNMEKTEDİR YAZDIĞIN YAZININ KAYNAĞI NEDİR BİLMİYORUM AMA SAKIN BU KAYNAĞI BİR DAHA KULLANMA MAKSATLI YAZILMIŞ BİR DÖKÜMAN OLDUĞU KANATİNDEYİM SELAM VE SEVGİLERİMLE

0 0 Cevap Yaz
hava durumu HAVA DURUMU
anket ANKET

e-gazete E-GAZETE
arşiv HABER ARŞİVİ
Bu haber ilginizi çekebilir! Kapat