İHANET ŞEBEKELERİ (2)

2 Kasım 2016 22:20
A
a
Sultan Abdülaziz’i katleden jön Türkler, toplumda büyük tepki çekince yurt dışına, yani esas ülkelerine kaçmak zorunda kaldılar. Cemiyetin ileri gelenleri içlerindeki kin ve nefreti Osmanlı idaresine karşı kusmuşlardı… Yurt dışına kaçmalarına rağmen cisimleri gitmiş, ama ayrılıkçı fikirleri insanların zihinlerini bulandırmıştır. Osmanlının kurtuluşunu meşrutiyetin ilanında gören, Bab-ı Ali’nin bir kısım kalem erbabı ve Jön Türklerin kalıntıları 1895 senesinde ittihat ve Terakki denilen ve Osmanlı’nın yıkılışı dâhil, zihniyetini bugün bile sürdüren cemiyeti kurdular. Bu cemiyetin ilk kurucuları arasında da yine Selanik kökenli dönmeler, sabetayistler çoğunluktaydı. Bursa da maarif müdürlüğü yapan Ahmet Rıza Bey, Selanikli Nazım, Milaslı Halil Bey gibi isimler vardı. Sultan Aziz’den sonra tahta geçen 2. Abdülhamit Han bu cemiyetin esas gaye-i maksadını bildiği için, müntesiplerine pek göz açtırmıyordu. Bundan dolayıdır ki ittihatçılar masonik bir yapılanma içine girerek bir müddet faaliyetlerini gizlice yürütmeyi tercih ettiler. Bu gizlilik içinde devletin asker ve bürokrasi içine sızmayı ve en üst mevkilere gelmeyi de başardılar. Bu cemiyetin mensupları da aydın dediğimiz kesimdi. Ülkeyi ve halkı kurtarmanın ancak pozitif bilimlere ve eğitimi yaymakla mümkün olacağını düşünüyorlar ve bu düşüncelerini de zamanın padişahına layihalar halinde sunuyor, bununla beraber yurt içinde bastırıp halka dağıtıyorlardı. O tarihlerde yayınlanan Jön Türk ve meşveret gibi gazeteleri çıkardıkları gibi, zamanın itibar görmüş basın ve yayın organlarının çoğunun köşe yazarları da bu cemiyetin mensupları idi. İttihatçılar gizlilik esas alan masonik bir yapılanma modeli ile teşkilatlandıkları için askeriye içinde de bugünkü FETÖ yapılanması gibi yüksek mevkilere kadar gelebildiler. Tarihte güya bizlerin çoğumuzun “büyük zannettiği ama gerçekte siyaset ve idarede hiç de öyle olmayan Mithat Paşa, Talat Paşa, Enver paşa zatlar Sultan Abdülhamit’in de başını yiyen kişilerdi. Avrupa’nın besleyerek desteklediği bu sergerdeler, tıpkı jön Türkler gibi merkezi otoriteye başkaldırarak sözde, hürriyet, müsavat, uhuvvet ve adalet gibi yüce değerleri de istismar ettiler. Osmanlı ya özgürlük getireceğiz diyerek, padişahın yetkilerini elinden alan tazminat ve ıslahat fermanlarını ilan ettiler.  Böylece Osmanlı coğrafyası, içeride ittihatçılar ve padişah arasındaki iç çekişme ve kavgalar sonucu, gücü içeriye hapsedince, dünyaya ve dünya siyaset ve gidişatına kapılarının kapanmasına sebep oldu. Hesap kitap yapmadan padişah giderse yerini hangi otorite ile doldurabiliriz hesabını yapmadan, tek padişah gitsin de sonra yerine geleceği düşünürüz hesaplarını yaptılar. Merkezi otorite bu iç çekişmelerle uğraşırken Ortadoğu da İngilizler ve İsrail petrol yataklarını nasıl işgal edebilirizin zeminlerini hazırladılar, balkanlar da o güne kadar Osmanlı idaresinde kardeşçe yaşayan milletler birer birer bağımsızlık hareketlerine giriştiler. En sonda 31 Mart 1908 tarihinde de sultan 2. Abdülhamit’i tahtan indirdiler. Bu tarihten sonra iktidar tamamen ittihatçıların eline geçti. Hilafet ve saltanat Cumhuriyet ilanına kadar devam etse de aslında Osmanlının yıkılışı 31 Mart 1908 2. Abdülhamit Han’ın tahtan indirilmesi ile olmuştur. 2. Abdülhamit uzun süre uyguladığı “senin düşmanın benim dostumdur.” Anlayışı ile bu kritik süreç de toprak kaybına sebep olmadan ayakta tutmaya çalıştı. Bu kadar çalkantılı ve sancılı bir ortama rağmen Abdülhamit ittihatçılara 1908 tarihinde de 4.600.000 km2’lik bir toprak parçası bıraktı, ama bu yüzölçümünde olan bir ülkeyi ittihatçılar acemi ve yanlış politikaları sonucu 16 sene sonunda 800.000 km2 ye kadar indirdiler. Kimse bugüne kadar bu yok oluşun hesabını da sormadı, soramadı… Hilafete ihanetimizin sonucu da bugün avuç içi kadar alana hapsolmuş, Anadolu toprakları üzerinde dahi, terörden, ihanetlerden başımızı kaldıramıyoruz. Ayaklarımıza içimizdeki hainlerin yıllar önce vurdukları prangalarından bir türlü kurtulamıyoruz.
Günümüzde Ortadoğu coğrafyasında meydana gelen savaşların, çekişmelerin, dökülen kanlarında bir sebebi, İslam âlemini tek bir çatı altında tutan tespihin imamesi olsan hilafetin ilgasıdır. Hilafet kaldırılınca tespihin taneleri ortaya saçıldı, amaçsız, inançsız ve yalnız bir şekilde İslam âlemi darmadağın oldu, parçalandı ve küçüldü. İngiliz siyaseti gereği bu küçülme, bölük pörçük parçalanmayı da körükledi. Şu anda Irak da ve Suriye de tezgâhlanan oyun da ırk ve mezhep temeline dayanan, küçük küçük ideolojik minyatür devletçikler oluşturmaktır. Çünkü bu harita hem İsrail’in ve hem de batının arzuladığı bir ortamdır.
Batı Osmanlıyı ve hilafeti kaldırmak için ırk milliyetçiliği silahını kullandı. Şu anda Ortadoğu’da ve Türkiye de bölünmeyi hızlandırmak için dini imgeleri, tarikat ve cemaatleri kullanmaktadır. Türkiye de bu tez 15 Temmuz’da halkımızın şuurlu bir kesimi tarafından izale edildi. Ama bu tehlike henüz geçmiş değildir. Batı aynı şekilde FETÖ terör örgütü çökerse, yine içimizden başka bir tarikat ve cemaati ayartabilir. Bundan sonra tehlike dışarıdan değil içeriden gelir. Zira ‘van minit’ le başlayan süreçte, Türkiye haklı olarak mücadelesini milletler arası medeniyet çatışmasına yöneltti. Sadece sayın Cumhurbaşkanı’mızın sarf ettiği bu söz bile, İslam aleminde umutların yeşermesine vesile oldu. Türkiye tarihteki yerini yeniden ihya ediyordu. Ama aynı yöneticilerin basiretsiz tutumu ve sorumsuzlukları yüzünden, besleyip büyüttükleri cemaat denilerek ihanetleri örselenen bir yapı, için için iyi niyeti istismar ederek devletin kurumlarını ele geçirdi ve ihtilal yapacak kadar da ileri gittiler. Artık 15 Temmuz’dan sonra Türkiye medeniyetler arası savaşı, medeniyet içi çatışmasına indirgemiştir. Bundan sonra en az beş on sene kadar, FETÖ terörü ile PKK teröründen başını kaldıramaz. Gücümüzü de bu hainlerle uğraşırken içerde tüketir gideriz. Kendi hanesi içinde düzeni ve birliği sağlamayan bir devlet İslam âlemi üzerinde etkili olamaz, birliği de sağlayamaz.
                                               Devam edecek…
 
1000
icon
Hikmet alb 3 Kasım 2016 11:09

DOĞRU BİR TANE OLUR İKİ DOĞRU OLUR İSE BUNUN ADI PARALEL OLUR DOĞRUDA ANLAŞILAMIYOR İSE BUNUN TARTIŞMAK YERSİZDİR BU İNATLAŞMALAR MAKSATLIDIR HALBUKİ DOĞRU DÜŞÜNEN İNSAN MANTIĞI DOĞRUDA BİRLEŞMESİ GEREKİRDİ

0 0 Cevap Yaz
hava durumu HAVA DURUMU
anket ANKET

e-gazete E-GAZETE
arşiv HABER ARŞİVİ
Bu haber ilginizi çekebilir! Kapat