İlahların biçtiği kader miydi, lodosçuluk ?

7 Eylül 2016 21:32
A
a
Lodos sonrasının Yenikapı-Bakırköy-Florya sahil şeridi, ellerinde hafifinden ve  kısa saplı çapamsı takımlarıyla dolaşanlarla doluverir (di)…
        Bunlar, iri dalgaların karada çatlayıp uzandığı noktalara kadar, takımlarıyla kum ve çakıl karışımlı sahilin olabildiğince altını üstünü karıştırırlardı …
        Bizler bu kişilere “lodosçu” tabir ederdik. Bunlar lodos dalgalarının karşı kıyılardan ya da zamanında kazaen ya da oynaşırken denize düşürüldüklerinde sahiplerini haylice üzen kıymetli taş ve maden gibi dalgaların süpürüp getirdiği takı döküntülerini bulmaya çalışırlardı. Boşuna yorulanların yanında, zaman zaman  sevinenlerini de görürdük…
                                xxxxxxxx
        Kırklı yıllarda şimdiki Cevahir’in bulunduğu nokta, babamın İETT işçisi olarak çalıştığı Şişli Tramvay garajıydı…
         Kibrit kutusunun yarı cesametindeki keçe parçalarını uçlarına çiviledikleri tahta çubuklarla tramvay raylarını süpüre süpüre dolaşanlara da “raycı” denilirdi. Sabahları erkenden servise çıkan vatmanları haylice tedirgin edermiş, bu“Raycılar”…
        İstiklal Caddesinin Tünel’in başından Taksim’e kadar uzayan bütünlüğü, raycıların en verimli çalışma alanını oluştururdu. Malum, bölgenin bar ve pavyonlarında kafayı çekip cadde oyunca şuursuz halde dolaşanların ceplerinden düşürdükleri kıymetler, çoğu kez tramvay raylarının aralarında kaybolup giderse de, ertesi sabahın erken saatlerinde “raycılar” için ekmek olarak geri dönerdi…
                             Xxxxxxxx
        Guatemala’nın bir şehrinde de “nehircilik”, yaygın bir meslek imiş. Şehrin bir kenarında debisi orta karar zehirli bir akarsuya dalan “nehirciler”, suyun sürükleyip getirdiği incik boncuk gibisinden kıymetli metal parçacıklarını zehirli  su yatağını karıştırıp bulmaya çalışıyorlar. Tabii bilmiyoruz Güney Amerika halkları arasında  da, bizim buraların avcılık kültüründeki  gibi bir “Rastgele” temennisinin bulunup bulunmadığını…
      Her neyse, netice-i kelam efendim, okka her yerde dörtyüz dirhem. Ne bir eksik ne bir fazla…
       Gelir dağıtan kahpelerin ürettiği sosyal manzaralar dünyanın her tarafında niteliğinde birbirlerinin tıpa tıp benzeri. Farklılık sadece fiziki niceliklerinde…
        Şansları yaver gittiğinde bizimkiler, raycılık ve lodosculukla yakalayabildikleri bir kaç lokmacık hayat iksirini yutaklarından geçirmeye çalarken. Guatemala halkları da, zehirli suların dere yatağı çamurları arasında arıyorlar, o hayat iksirini…
        Bu manzarayı çizen ve çizdirten kim ? Hz. Allah mı, yoksa, dünya halkları arasındaki çarpıklaştırılmış  gelir dağılımını dengeleme vaadiyle ortaya atılan kahpe kulları mı ?
                           Xxxxxxxxxx  
           2016 yılında dünyanın yüzde 1’lik nüfusu, geri kalan yüzde 99’undan (yaklaşık 7 milyar insandan) daha fazla servete sahip…
         İşin tuhafı,  son yıllarda ölçülen zengin fakir arasındaki makas açısı, yıldan yıla giderek büyümekte. 2014 yılında toplam dünyalının en fakirinden yarısının serveti, 80 “adet !” en zengininin servetine eşitken, 2015 yılına gelince bu eşitlikteki 80 zengin sayısı 62’ye iniyor…
          İnsanlar arasındaki bu gelir eşitsizliği denilen dengesizlik, tüm dünyaya şamil olduğuna göre, bu global çirkinlik iki sebebe bağlanabilir…
       Ya, kullarının rızkına kefalet vadeden Hz. Allah’ın zalimliği ki, (haşa)…
        Ya da, dünya üzerinde devlet ve hükümet olarak ortaya çıkmış tüm siyasi kuruluşların, genel anlamda bunların yönetim ve özel anlamda da bölüşüm ve dağıtım politikalarındaki hak, hukuk ve adalet kepazeliği…
       Belki de bu kepazelik, kullarının kendi arzu ve istekleri üzerine Hz. Allah’ın iradesiyle, yönetimci idareci dediğimiz  zalim politikacıların cüz’i iradelerinin eseri…
                           Xxxxxxxxx
       İstanbul’da tramvaylar kaldırılıp motorlu araç sanayinin yararına raylarının da sökülmesi, “raycılığı”, sona erdirmese  de, göz önünden kaldırdı…
       Sahil şeritlerimizin de, kamunun ortak kullanımına son veren inşaatlarla kapatılmasından,”lodosçular” ortadan yok oldular…
       Amma ne var ki, çift tekerlekli çekçeklerini ite ite götürenlerin, çöp konteynerleri arasında hayat iksiri aramaya çabalayanlarımız ise, sahte ilahların çizdiği kader olarak meydanda…      
 
1000
icon
Hikmet alb 8 Eylül 2016 12:00

Üstadım iyi ki varsınız eskiyi günümüze taşıyarak aradaki farki görmemizi sağlıyorsunuz teşekkürler

0 0 Cevap Yaz
hava durumu HAVA DURUMU
anket ANKET

e-gazete E-GAZETE
arşiv HABER ARŞİVİ
Bu haber ilginizi çekebilir! Kapat