İnsan aklı, devlet aklı ve Lozan anlaşması!..

5 Ekim 2016 22:29
A
a
Beyin, öyle karmaşık bir organdır ki, onun nasıl işlediğine bile insan aklı yetmiyor!
Uzmanlar ’Beynin ne yaptığını biliyoruz ama ne yapacağını bilmiyoruz’ diyor.
Kendi beyninin bile ne yapacağını bilemeyen insanoğlu, Ortadoğu gibi karmaşık bir siyaset coğrafyasında akıl yürütmeye çabalıyor.
Eskiden beynimizin yüzde 10’unu falan kullandığımız söylenirdi.
Günümüzde sinir bilim ve beyin görüntüleme tekniklerindeki gelişmeler sayesinde beynimizdeki tüm sinirlerin çeşitli eylemler sırasında aktive olduğunu görüyoruz.
Artık kullanmadığımız herhangi bir sinir ağı bulunmadığı biliniyor.
Yani beynimizin kullanmadığımız bir tarafı yok…
Ama yine de çoğu şeyi bilmiyoruz…
 
* * *
 
Çünkü akıl da yaratılmıştır. 
Her yaratılmış ise sınırlıdır.
İnsanın beyni gibi, düşüncesi ve ilmi de sınırlıdır.
Bu ilim de bir noktaya kadar varabilir, ondan ötesine geçemez.
Geleceği bilemez…
Sonsuzu kavrayamaz…
İnsan aklının da ulaşamayacağı kadar yüksek ve derinliğine inemeyeceği kadar ince gerçekler vardır.
Bunlar aklın sınırlarını aşarlar.
Akıl, bu gerçeklerin ancak var olduklarını bilir, ama nasıl ve nice olduklarını anlamaya kalkıştı mı yanılmayı da peşinen kabul etmiş demektir.
Böyle bir akıl, anlama âleti olmaktan çıkar, itiraz makinesi olur.
Çoğumuzun sıkça düştüğü durum gibi…
Henüz kendi özünü, içeriğini bilemeyen aklın, toplumsal bir aklın şekillendirdiği karmaşık bir Ortadoğu siyaseti üzerine ahkâm kesmesi de, kuşkusuz onu anlamaya çalışması açısından yanlış değildir ama çoğu kez insanı doğruya da ulaştırmaz.
 
 * * *  
İnsan aklının yanında bir de devlet aklı vardır.
Devlet aklı ile insan aklı birbirinden çok farklı çalışır.
Devlet aklı, kamusal aklı anlatır.
Bir “devlet aklı”na sahip olmayan milletlerin meydana getirecekleri toplumsal birliktelikler uzun ömürlü olmaz ve sancılı süreçleri içinde barındırırlar.
O nedenle devlet aklı önemlidir.
Lozan barış mı, hezimet mi?” sorusuna yanıt ararken çoğu kez insan aklı yanılır.
Bu konu öteden beri tartışma konusudur.
Kimileri Lozan’ı Cumhuriyetin ‘Tapu Senedi’ olarak tanımlarken, kimileri de Osmanlı’nın ‘Ölüm Fermanı’ olarak tanımlar.
Hangisidir doğru olan?
1920'de bize Sevr'i gösterdiler, 1923'te Lozan'a bizi razı ettiler” sözü ne kadar doğrudur?
Yahut yanlış mıdır?
Anlaşma öncesi elimizde ne vardı, savaş galibi bir ülke olarak masadan nasıl kalktık?
Bunların bilinip, tartışılması gerekmez mi?
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın güncellediği Lozan konusu üzerine bu günlerde yeniden tartışmalar alevlendi.
Ana Muhalefet lideri Kılıçdaroğlu, “Sayın Cumhurbaşkanının, muhtarlarla yaptığı toplantıda, Lozan Anlaşması'nı bizim tarihimize uygun olmayan bir dille eleştirmesini ben içime sindiremiyorum” dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın güncellediği tartışmada Erdoğan’ın yaklaşımını tek-tek bireylerin algılamada zorluk çektiği, çekeceği açıktır.
Bunu, devletin bütün bilgi, bulgu, belge ve gelişen olayların da bütün ayrıntılarını elinde bulunduran devletin ve onun başının; devlet aklı ile dile getirilişi olarak görmek mantıklı, doğru değil midir?
 
1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

hava durumu HAVA DURUMU
anket ANKET

e-gazete E-GAZETE
arşiv HABER ARŞİVİ
Bu haber ilginizi çekebilir! Kapat