Serkan Ömer Abbasigil

İran'da hükümet karşıtı gösterilerin nedenleri ve olası sonuçları

9 Ocak 2018 22:02
A
a
İran'da aralık ayının son günlerinde işsizlik, enflasyon, yolsuzluk gibi nedenlerden ötürü başlayan gösteriler şu an için büyük ölçüde bastırılmış gözükmektedir. Ancak rejimin uyguladığı baskıcı politikalara karşı halkın tepkisinin giderek arttığı ve yeni gösterilerin yaşanabileceği de sıklıkla dile getirilmektedir. Bu süreçte İran'daki karışıklığı fırsat bilen ABD'de Trump yönetimi ile İsrail, ülkeyi daha da karıştırmaya yönelik söylemlerde bulunarak krizi derinleştirmeye çalışmaktadır.
ABD, İslam devriminin ardından, İran'ı izole etme ve çevreleme, hatta bölgeye yerleşmeye yönelik bir strateji oluşturmuştur. İran, İslam devrimi ile uluslararası camia tarafından dışlanan ve her geçen gün yalnızlaşan bir ülke konumuna sürüklenmiştir. İran'ın dış dünyadan yeterli destek alamaması, ülke güvenliği için gerekli askeri teçhizattan yoksun kalmasına, ekonomik açıdan büyük sorunlarla karşılaşmasına neden olmuştur. Bu nedenle Tahran yönetimi, askeri teknolojik ürünleri kendi üretmiş, ekonomisini ise dış dünyadan izole olmasına karşın ayakta tutmaya çalışmıştır. İran'ın siyasi ve ekonomik açıdan izole olması halkın refah düzeyinin düşük kalmasına neden olmuştur. İran'ın içinde bulunduğu zor koşulların farkında olan ve reformcu kimliği ile öne çıkan Hasan Ruhani, İran'ı dış dünyaya ile bütünleştirmeye çalışmış ve bu doğrultuda P5+1 ülkeleri (ABD, Rusya, Çin, Fransa, İngiltere ve Almanya) ile yapılan nükleer anlaşmanın İran için çıkış yolu olduğunu düşünmüştür. Ancak Obama döneminde İran ile ABD arasında esen ılık rüzgarlar Trump'ın başa geçmesi ile sona ermiş ve iki ülke arasında gerilim yeniden tırmanmıştır. İran ile yapılan nükleer anlaşmayı eleştiren, İsrail ve Suudi Arabistan ile yakın ilişkiler kuran Trump yönetimi, İran'ın iç karışıklığa sürüklenmesini büyük ölçüde istemektedir. Tahran yönetiminin, İsrail ve Suudi Arabistan'ın bölgede izlediği politikalara karşı mücadele etmesi, Suriye ve Yemen'deki çatışmalara kaynak ayırmak zorunda kalması ülkeyi ekonomik açıdan zorlamış ve nükleer anlaşma sonrası beklenilen refah düzeyine ulaşılmasına engel olmuştur.
Zengin petrol yataklarına sahip ve enerji kaynaklarının taşınması noktasında jeopolitik açıdan çok önemli bir nokta olan Hürmüz Boğazı'na hakim olan İran'da yaşanan veya yaşanabilecek olumsuz gelişmeler Türkiye başta olmak üzere tüm dünyayı olumsuz etkileyecektir. Nükleer anlaşma sonrası Avrupa ülkeleri ile ticaret hacmini artırmak isteyen İran'ın en önemli müttefiki jeopolitik konumu dolayısıyla Türkiye olacaktır. İran'ın enerji kaynaklarını Avrupa'ya taşınması buna karşın Avrupa ülkelerinin de İran'a yüksek teknoloji ürünlerini ihraç etmesi ve sanayi yatırımları yapması ülkede istikrarın sürmesine bağlıdır. Ayrıca İran'ın, Çin ve Hindistan'a petrol ihraç etmesi dolayısıyla bölgede yaşanabilecek bir kriz veya çatışma durumu ekonomik açıdan küresel ölçekte bir sıkıntı yaşanmasına yol açabilecektir.
İran'ın, ABD ve İsrail'in baskılarından kurtulması ve dünya üzerinde daha etkin bir role sahip olması için mevcut yapısında değişikliğe gitmesi gerekmektedir. Rejimi daha çok yaşlılar, muhafazakârlar ve yüksek gelirlilerin desteklemesine karşın; gençler, düşük gelirliler, liberaller ve demokrasi yanlıları rejime karşı bir duruş sergilemektedir. Her ne kadar İran'da ulusal kimlik Şiilik üzerinden kurulmuş olsa da; Tahran başta olmak üzere büyükşehirlerde laiklik isteyenlerin de mevcudiyeti yadsınamayacak bir gerçektir. Ayrıca etnik açıdan farklı ve Sünni mezhebinden olan Kürtlerin ve Belucilerin yaşadığı da dikkate alınmalıdır. İran'da özellikle gençlerin ve kadınların özgürlük talepleri karşılanmalı, sosyal medyaya yönelik yasaklar kaldırılmalı ve kişi hak ve hürriyetlerine aykırı olan uygulamalar sonlandırılmalıdır. Özellikle ülkede gönüllü olarak rejimi korumak için görev yapan Besic güçlerinin, insanların kılık kıyafetlerine karışması ve toplum üzerinde kişilerin yaşam tarzına yönelik olarak baskı kurmasına dönük uygulamalarda bulunması kabul edilemeyecek bir insan hakları ihlalidir. Devrim muhafızlarının, rejimi koruma bahanesiyle ülkedeki ekonomik yapıya hakim olmaları ülkede yolsuzlukların önlenememesine ve şeffaflığın sağlanamamasına yol açmaktadır. Bunun yanı sıra Mehdi gelene kadar kayıp 12. imamın vekili olan dini liderin herkesin üstünde konumlandığı ve ülkenin siyasi yapısını şekillendirdiği Velayet-i Fakih sistemi ve Anayasayı Koruyucular Konseyi ülkede katılımcı bir demokrasinin hayata geçirilmesinin önüne geçmektedir.
İran'da yaşanan son gösterilerin Azeri Türkleri tarafından büyük ölçüde desteklenmemesi ve Azerilerin yoğun olarak yaşadığı Tebriz'de gösterilerin yaşanmaması rejimin gösterileri rahatça bastırmasında etkili oldu. İran'ın geleceğini belirleyecek olan Şii Azerilerdir. Şii Azerileri içine almayan bir hareketin şu an için başarılı olması pek mümkün değildir. Ülkede farklı etnik kökenden insanların ekonomik nedenlerden ötürü katıldığı gösteriler dünya kamuoyunda rejimin devrilebileceğine yönelik algı oluştursa da şu an için devrim muhafızları ve Besic güçlerinin ülkedeki gösterileri rahatlıkla bastıracağını görmek gerekir. Fakat yaşanan son gösterilerin ardından ülkedeki dini liderin ve rejim savunucularının 21. yüzyılın dünya koşullarını görmesi ve mevcut sistemin sürdürülebilir olmadığının da fakına varması gereklidir. Böylece ABD ve İsrail'in, İran içerisinde karışıklık çıkarmasına dönük girişimleri ve bölge ülkeleri ile İran'ı karşı karşıya getirmeye yönelik projeleri başarısızlığa uğrayacak ve İran halkı uzun yıllardır aradığı huzur, barış ve refaha kavuşacaktır.
 
1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

hava durumu HAVA DURUMU
anket ANKET

e-gazete E-GAZETE
arşiv HABER ARŞİVİ



 
Bu haber ilginizi çekebilir! Kapat