İslamcı yazardan sol üzerine hakkaniyetli düşünceler

15 Ekim 2016 22:06
A
a
Bu gün İslami kanattan bir yazarın Levent Gültekin’in Diken com.tr de yayınlanan  ‘’Solcular ‘halk düşmanı’ mı?’’  başlıklı yazısını özet olarak paylaşıyorum.
Üzerinde daha sonra konuşuruz.
*****************
‘’Solcu yazar, aydın, kanaat önderleriyle alakalı sıkça dile getirilen ve toplumda yer etmiş şöyle bir görüş var: Solcu aydınlar toplumun değerlerine uzak. Daha da ileri gidenler şöyle diyor: Solcular bu topluma düşman. Biraz daha ileri gidenler ise solcuları ‘devlet ve ülke düşmanı’ ilan ediyor.(…)
********
Solcular neyi savunuyorlar? Nasıl bir ülke istiyorlar? Kimin için, neyin mücadelesini veriyorlar? Savundukları hangi değerler halkın değerleriyle bağdaşmıyor?
‘Toplum değerleri’ diyoruz, nedir onlar?
Mesela demokrasiyi savunuyorlar. İnsan haklarını savunuyorlar. Özgürlüğü savunuyorlar. Mimari meseleleri tartışıyor, planlı şehirciliği savunuyorlar. İşçi haklarını, işçilerin çalışma olanaklarının sağlıklı olmasını savunuyorlar. Ağaç katliamına karşı durup çevre sorunlarını dert ediyorlar.
Ülke zenginliklerinin talan edilmesine itiraz ediyorlar. Açgözlü patronlardan emeğinin karşılığını alamayan yoksul insanların haklarını savunuyorlar. Herkesin çocuğunun eşit eğitim aldığı iyi bir eğitim sistemi istiyorlar. Savundukları bu değerler tüm bu toplumun da değerleri değil mi?
Toplum değeri denildiğinde aklımıza sadece namaz kılmak, oruç tutmak mı gelecek? Hem bunlar aslında inananlar için bireysel vazifeler değil mi? ‘Demokrasi’, ‘insan hakları’, ‘özgürlük’ , ‘hukuk’, ‘eşitlik’ ‘dürüstlük’, ‘adalet’ diyorlar. Bunlar bu ülkenin değerleri değil mi? Yolsuzluğa, hırsızlığa, talana, haksızlığa karşı çıkmak bu toplumun yararına değil mi? Çocukların yaşamasını savunmak bu halkın değeri değil mi?
************************
Namaz kılan, oruç tutan ama bu değerlerden habersiz muhafazakâr aydınlara niye halkın değerlerinden kopuk demiyoruz? Namaz kılıyorlar, oruç tutuyorlar ama hırsızlığa, yolsuzluğa, haksızlığa, çevre katliamına ses etmiyorlar. Peki bunlara ne diyeceğiz?
Dindarlığı çok önemseyip işçilerin berbat ortamlarda çalışmasını umursamayanlara ne diyeceğiz?
Sabah akşam kul hakkı vurgusu yapıp milyonlarca insanın hakkının göz göre göre gasp edilmesine sessiz kalan, ortak olan, bunu ülke sevgisi zanneden sağcı kafaya ne diyeceğiz?
Ülkeyi çok sevdiğini söyleyip herkesin hakkı olan kaynakları eşe dosta peşkeş çekenlerle yan yana durmaktan imtina etmeyenlere ne diyeceğiz?
************************
Diğer taraftan bir de ‘toplum düşmanı’, ‘ülke düşmanı’ meselesi var.
Millete küfür edip malını talan eden işadamlarıyla aynı yerde durmayı sorun görmeyen sağcı, muhafazakâr, İslamcı aydınlar halkın dostu ama tüm bunlara itiraz eden, halka küfür edip malını gasp edenlere tavır alan solcular halkın düşmanı öyle mi? Çevre katliamına sessiz kalan muhafazakârlar ülkeyi seviyor ama itiraz eden solcular ülke düşmanı öyle mi?
Şehitlik istismarıyla yoksul insanların çocuklarını ölüme gönderen, gönderilmesine en küçük itiraz etmeyen milliyetçi, muhafazakâr, İslamcı aydınlar toplumun dostu ama ‘yapmayın bu çocukları ölüme göndermeyin’ diyen solcular toplum düşmanı öyle mi?
Yoksulların çocuklarını mezara gönderen çatışmacı politikalara karşı duruyorlar.
Bütün bunları kimin için istiyorlar? Yeşil alanların talan edilmesine karşı çıktıklarında o halkın hakkını da savunmuş olmuyorlar mı? İşçi sınıfının kötü çalışma koşullarına kimin için itiraz ediyorlar?
‘Yoksulluk büyük sorun önce buraya bakalım’ dediklerinde bunu kimin için demiş oluyorlar?
‘Çocuklar ölmesin’ derken kimin çocuklarını kastediyorlar?
Tüm bunları bu ülkede yaşayan yoksul, sesini duyuramayan, haksızlığa uğrayan insanlar yani halk için istemiyorlar mı?
Bu değerleri savunan, bu değerleri ülkede etkin kılmak için hayatını bu yolda heba eden insanlara ‘halk düşmanı’, ‘ülke düşmanı’ yaftası yapıştırmak insafsızlık değil de ne?
Asıl sorun…
Tekrar edeyim: Solun tüm bu değerleri savunurken kullandığı üslupta ve yaklaşımda sorunlar var. Bunu hepimiz görüyoruz. Ama bu durum, esası görmemize engel mi?
*******************************
Asıl sorun Türkiye’de dindarlığın solcu olamaması. Bütün dindarların sağcılık, muhafazakârlık çuvalına doldurulması.
(…)
Hukuku, özgürlüğü, eşitliği, vicdanı olmayan, yoksulun hakkını gözetmeyen, herkese eşit eğitim imkânı sunamayan, çevreyi, doğayı önemsemeyen, insana değer vermeyen bir devletin ayakta kalamayacağını akıl edemiyorlar.
Devletler köprülerle, otobanlarla, güçlü silahlarıyla var olmazlar.
İnsana verdiği değerle, insanın huzurunu, insanın gelişmesini esas alan yaklaşımla büyürler, güçlenirler. Sol işte bu eksikliğe vurgu yapıyor. ‘İnsana, insanın, huzuruna, yaşamına öncelik verelim’ diyor. Bunun için mücadele ediyorlar. İşkenceler, hapisle geçen ömürler, ödenen ağır bedeller hep bunun için.
Yani toplum için. Toplumun huzuru için. Toplumun değerleri için.
Sadece bunlar da değil. Edebiyatta, sanatta, sinemada hep bir mesafe kat edemediğimizden yakınırız.
Kat ettiğimiz o en küçük mesafede de en büyük pay yine solundur.
Sağcı, muhafazakâr aydınların yapmadığı bir şeyi yaptılar. Toplumun sahici sorunlarını kitaplara, filmlere konu ettiler. Bu mücadeleyi veren insanlara ‘toplum düşmanı’ veyahut ‘toplum değerlerinden kopuk’ demek akıl alır bir şey mi?
Diyeceğim o ki sol, bütün eksikliklerine, bütün yetersizliklerine, üslup sorunlarına rağmen yaşadığımız şu günlerde vicdanını, insanlığını bütünüyle yitirmiş bir ülkenin kalan son vicdanıdır. Bunu görememek, hakkını teslim edememek ise en büyük vicdansızlıktır.
**************
Türkiye güzel bir ülke, halkı büyük bir halk.
Konuşmak, diyalog kurmak, anlamaya çalışmak, empati geliştirmek zorundayız.
Emperyalizmin kumpaslarına düşüp birbirimizi katletmenin, dışlamanın, düşmanlaşmanın gereği yok.
Klişeleri aşmalıyız, fikirler farklı olsa da ortak paydalar bulabilmeliyiz, en azından birbirimizi anlamaya çalışmalıyız.
Levent Gültekin de bunu yapmaya çalışmış.
 
1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

hava durumu HAVA DURUMU
anket ANKET

e-gazete E-GAZETE
arşiv HABER ARŞİVİ
Bu haber ilginizi çekebilir! Kapat