İstanbul beyefendisi

4 Kasım 2016 22:08
A
a
Öncelikle Erkan Yazıcı kardeşime sonsuz teşekkürlerimi sunmam lazım ki beni dün gece Ahmet Vefik Paşa’da oynanan güzel bir oyuna bir oldu bittiye getirip götürdüğü için… Oyun onun çok küçük yaşlarda izleyip çok beğendiği bir oyundu… Ben de izledim ve gerçekten bende çok beğendim… Oyunun adı İstanbul Beyefendisi idi…  Oyunun müzikalitesi de oldukça güzeldi… Bir sanatsever olarak tavsiye ediyorum elbette… Ama ben kan vermenizi de tavsiye ediyorum tabi… Klasik müzik dinlemenizi de… Okumanızı da… Klasik müzik deyince Can Ertan ağabeyime de teşekkür etmem gerektiğini düşündüm… Sağ olsun öyle zamanlarda bana öyle güzel eserler gönderiyor ki sosyal medya üzerinden… Gecemi günümü ihya ediyor…
**
P.K. (PEEKAY)
Tabi Ekrem Örsyapan’ın (Ekrem Baba’nın) bana özellikle tavsiye ettiği ve iyi ki de tavsiye ettiği, eve gelir gelmez seyrettiğim ve mutlaka sizlerin de izlemenizi istediğim P.K. isimli filmden de bahsedeceğim sizlere… Hatta direk konusunu yazacağım…
Film, uzak bir gezegenden dünyamıza gelen bir uzaylının Hindistan'daki bir çöle inmesiyle başlıyor. Dünyaya çırılçıplak gelen uzaylının, gezegenindeki insanlarla iletişim kurmasını sağlayan boynuna asılı ufak kontrol kolyesinden başka yanında taşıdığı hiçbir şey ve bırakıldığı yer hakkında hiçbir bilgisi yok… İndirildiği çölde kontrol kolyesini (kumandasını) çaldıran PK; kara kara ne yapacağını düşünürken Hindistan'da başına gelen olaylar, dünyamızı tanıma çabaları ve yaşadığı masum aşk filmimizin konusunu oluşturuyor…
Filmin içeriğinden daha ayrıntılı bahsedecek olursam; farkında olmadığımız önyargılarımızın, sorgusuz sualsiz kabul ettiğimiz dogmatik düşüncelerin, din kavramının, batıl dinlerin, dini kendi amaçları için kullanan insanların en masumane ve ironik bakış açısıyla eleştirilmesi diyebiliriz. Kafasında hiçbir değer yargısı olmayan birinin günlük yaşantımızı ve birçoğumuz için tabu haline gelen din olgusunu objektif bir biçimde eleştirmesi, olaylara farklı açılardan bakmamıza fırsat tanıması aslında filmin ne kadar 'farklı' olduğunu gözler önüne seriyor.
Din kavramını ve dinlerdeki dogmatizmi eleştiren başka filmler de vardır belki, bilemiyorum. Bu anlamda PK benim için bir ilkti. Fakat bana göre PK'yı aynı konuyu işleyen diğer filmlerden ayıran en önemli özellik; anlatmak istediği hassas noktaları kimsenin inancına hakaret etmeden ve dalga geçmeden yapabilmesi, ironik bakış açısını masumiyetle birleştirmesi. PK kesinlikle içi boş bir komedi değil, güldürdüğü kadar düşündürüyor da.
Daha önce Hint filmi izlemiş olanlar bilirler, hareketli müzik eşliğindeki danslar Hint filmleri için vazgeçilmezdir. Fakat bu filmde hareketli dansların normale nazaran azaltılmış olması oldukça dikkatimi çekti. Bunun bilinçli bir hareket olduğunu düşünüyorum. Eğer müzikal yön daha fazla olsa film bu kadar etkileyici olmazdı. Meşhur Hint dansları yine var tabi ki, ama tadında bırakılmış ve minimum düzeyde tutulmuş. Eğer Bollywood filmlerinde yer alan ve filme odaklanacakken aniden ortaya çıkan danslar sizi rahatsız ediyorsa bu filme bir göz atmanızı tavsiye ederim.
Özetleyecek olursam; PK kesinlikle kusursuz bir film. İnanın objektif yorumlayabilmek adına, yazacak negatif bir özellik bulayım diye çok uğraştım… Herhangi bir mantık hatası, abartılı bir sahne, kötü bir oyunculuk var mı diye çok düşündüm. Fakat üzgünüm, ben bu zamana kadar hem böylesine samimi ve hem de "içi dolu" bir film izlememiştim.
Önyargı katılmamış mantık, duygunun her çeşidi, masumane aşklar, içten kahkahalar... Kısacası ne ararsanız var. Senaryosu, kurgusu, oyunculukları, dansları ve görüntüleriyle kesinlikle bir başyapıt. Arşivlenip tekrar tekrar izlenecek, bazı replikleri akıllara kazınacak ve aklınıza geldiğinizde sizi gülümsetecek türden. Hint filmlerine önyargılı olanların özellikle izlemesini tavsiye ediyorum. Fanatikleri tarafından pohpohlanan birçok Hollywood filmini her yönüyle ezer geçer. İzleyin, izlettirin efendim!
Çok ama çok teşekkür ederim Ekrem Baba tavsiyen için…
 
1000
icon
Hikmet alb 5 Kasım 2016 11:55

FİLMİ İZLEMEDEN ANLADIĞIM KADARI İLE YENİ DÜNYAYA GELEN BİR CANLIYI ETRAFINDA HİÇ İNSAN OLMADAN İLAHİ GÜCÜN KUDRETİ İLE YAŞAMA SARILMASI VE OLAYLAR ZİNCİRİNİN BU ANLAYIŞ İLE DEVAM ETTİRİLİŞİ OLARAK GÖRÜYORUM DEMEKKİ İNSANLAR DOĞDUKTAN SONRA HEM SUNİ VE HEM DE DOĞAL ETKENLERİN ETKİSİ İLE BÜYÜR YANİ İNSANI ÇEVRESİ ETKİLİYEREK ONA YÖN VERİLMEKTEDİR ALLAH BÜTÜN İNSANLARA AYNI DUYGULARI VERMİŞTİR GÜLMEK AĞLAMAK SEVİNMEK ÜZÜLMMEK VS O HALDE DOĞUŞTAN HERKES EŞİTTİR ONUN DEĞİŞTİRİLMESİ ETRAFI İLE OLMAKTADIR BİZ BUNA BİZİM ANLAYIŞIMIZDA KISMET VEYA KADER DİYORUZ BENCE BU OLGUYU DEĞİŞTİRME İMKANINI İNSAN KENDİSİ BULABİLİR BENCE FİLMİ BU MEALDE DEĞERLENDİRME UYGUN OLUR DİYE DÜŞÜNÜYORUM SEVGİLER

0 0 Cevap Yaz
H. Ağa 5 Kasım 2016 10:14

Güzel bir makale. ironik bakış açısı terimi ile tam olarak neyi ifade ediyoruz.

0 0 Cevap Yaz
Recep AYDIN

ironik yani hafif alaycı...

0 0
hava durumu HAVA DURUMU
anket ANKET

e-gazete E-GAZETE
arşiv HABER ARŞİVİ
Bu haber ilginizi çekebilir! Kapat