Kedilerden de geriye hatıralar kalır Kezban hanım

12 Kasım 2016 22:32
A
a
‘’Bir kedi gibi sadece kendi seçtiği tarzda mağrur ve gururla yaşadı, bir kedi gibi sessizce acısını hiç belli etmeden öldü. Kızım bir okul dönüşü henüz minnacık bir yavruyken bir çöp kovasının içinde miyavlarken bulmuş onu.’’
Sevgili Mehmet Ali Yılmaz aile fertlerinden saydığı ve maalesef hafta içinde yitirdiği sevgili kedisi Kezban hanım için mükemmel bir veda yazısı yazdı. Köşe yazısını aşan bir üslup, içerik ve edebiyat güzelliği taşımanın ötesinde bir hayvanla insan arasında kurulan sevgi bağının anlamını iç acıtıcı dokunaklılıkla anlatan yazıyı hicranla okudum.
**************************
Sevdiklerimizin yitimiyle hayatımızda açılan karanlık, soğuk boşluk; ölümün katılığının oluşturduğu çaresizlik varoluşun saçmalığını duyumsatır ve gelip geçiciliğin kederi, hiçliğin anaforu ruhumuzda bulantı yaratır.
Her şey yaşanmaya değer ve anlam yüklü ama bir o kadar da boştur.
***********************
Ve bir kedi aslında bir kediden çok daha fazlasıdır. Bir kedi bir insan kadar bizde sevgi ve bağlılık oluşturabilir, aile ferdimize dönüşebilir tıpkı Kezban gibi.
Bu dünyayı hayvanlarla paylaşıyoruz; onlar kardeşimiz ama hiç de iyi davrandığımız söylenemez kardeşlerimize.  Hayvanları avlıyor, yiyor, kanlarını döküyor, ağır işlere koşuyor, üstlerine biniyor, birbirleriyle dövüştürüyor, acımasızca yarıştırıyor, kafalarını kesip duvarımıza asıyor, kafese koyup özgürlüklerini ellerinden alıyor sonra da akıl almaz bir kibirlilikle “hayvan” diye aşağılıyoruz onları..
Oysa evrendeki en tehlikeli tür insan.
Evrimin içinde henüz insan-ı kâmil olduğumuz, huzur bulduğumuz, şefkat ve merhamete ulaştığımız ve tüm canlılarla uyum içinde hayatı paylaştığımız söylenemez. Belki de bunu asla başaramayacak, bir nükleer savaşla yahut çevre felaketiyle dünyayı mahvedeceğiz.
Dünyanın dört buçuk milyar yıllık yaşı göz önüne alındığında sadece iki yüz milyon yıl önce beliren insan denen tür doğanın dengesini bozuyor, savaşlar çıkarıyor, işkence ve tecavüz edebiliyor, türlü sadistlikler yapabiliyor diğer insanlara.
 
Ben de tanışmıştım Kezban’la
 
Elveda kavuşmasız ayrılıklar için kullanılan bir sözcük; sevdiklerimize veda etmek zorunda kalırız, hayat acıdır, ölümle lekelidir ve geriye anıların tesellisi kalır.
Aşklardan, dostluklardan, akrabalıklardan değil sadece, kedilerden de anılar ediniriz.
Kezban’la anılarım var. Çocukken mahallemizde kuduzdan ölen bir komşumuzdan sonra kuduz takıntım oluştu; kedilere, köpeklere yaklaşamaz, tedirgin olurum. Ama sevmiştim Kezban’ı. Kendine özgü bir asaleti, yumuşaklığı, bilgeliği vardı. Sessizdi, sanki içine kapanıktı bir parça.
************************ 
Bir gece Mehmet Ali’de kaldığımda yatağımda sağa dönmüş Kezban’la burun buruna gelmiştim. Normalde korkuyla derhal yataktan fırlardım ama öyle olmadı; ona gülümsedim dahası varlığı hoşuma gitti, beraber uyuduk.
Mehmet Ali’ye ne vakit gitsem Kezban sokulur, paçalarımı koklar alışınca da kendi dünyasına döner evdeki varlığımı yadırgamazdı. Mehmet Ali’ye son gidişimde sevgili dostumla sohbeti koyultmuşken birden mutfakta karoların üstünde belirdi Kezban, beni kokladı şöyle bir başını kaldırıp baktı; gülümsedim, o da gülümsedi (evet, Kezban kalenderce gülümsemesi olan bir kediydi) sonra uysal adımlarla sessizce salondan uzaklaştı.
Kavlimiz bu kadarmış; o son bakışmış işte. Meğerse, Kezban göçmüş gitmiş, yıldızların uykusuna karışmış evrenin sonsuzluğunda.
Mehmet Ali ne güzel demiş: “Aldım onu Uludağ yolunda ulu bir ağacın altına bıraktım, geldiği doğaya bir an önce tekrar kavuşsun diye. Kalbim orada kaldı.’’
***************************
Doğadan gelir doğaya gideriz. Belki de doğrudur o mistik düşünce: Ölümle, bir başka canlıya, bitkiye, çiçeğe, ağaca, nehre, buluta, başka bir hayvana yahut bir insana dönüşe dönüşe evren yeniden devam ediyordur.
 
‘’Platero İle Ben’’
 
 
Kütüphanemden bir kedi kitabı çıkardım Kezban’ın vefatından sonra: ’’Uygarlığı Değiştiren 100 Kedi’’, Sam Stall yazmış. Kitap, bilim, tarih ve sanata katkıda bulunan kedilere selam duruyor.
Paul Uster’in “Timbiktu’’ adlı kısa romanı da ilk aklıma gelenlerdendir. Hayat, bir köpeğin ağzından anlatılır romanda.
Defalarca okuduğum “Platero ile Ben Bir Endülüs Ağıtı’’ çağdaş İspanyol şiirinin kurucularından Juan Ramon Jimenez´in başyapıtıdır. Jimenez’in yaşama sevinci dolu harika kitabında “Platero’’ adlı eşeğin öyküsü dile getirilir.  
***********************
Sanat sinemasının başyapıtlarından Robert Bresson’un ‘’Balthazar’’ı da bir eşek üzerinedir. Doğduğunda, çocuklar tarafından bir oyun olarak vaftiz edilmiş, Balthazar ismi verilmiştir eşeğe. Filmde Balthazar'ın doğumundan ölümüne kadar olan çileli öyküsü ve olayın geçtiği köyün insanları anlatılır.
*****************
Kezban toprağa gömüldü ama hatıraları bellekte, özlemi kalpte capcanlı kalacak.
 
1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

hava durumu HAVA DURUMU
anket ANKET

e-gazete E-GAZETE
arşiv HABER ARŞİVİ
Bu haber ilginizi çekebilir! Kapat