Loading...

Keşke dinlesen…

24 Haziran 2018 22:22
A
a
Değişiyoruz, toplumca tuhaflaşıyoruz. Tahammülsüz ve sağduyusuz bireylere, topluma dönüşüyoruz. Gezegen de böyleleşiyor. Batının bireysel, benmerkezci, kibirli yapısını eleştirirken gitgide bu forma evriliyoruz. Kapitalizmin getirdiği bencillik dünyadaki kültürleri temelinden etkiliyor. Sabırsız, ‘önce ben’ zihniyetiyle bütünleşmiş, ‘merhabasız’ kalabalıklara dönüştük.
Farklılıklara, farklı kültürlere, farklı hayallere, farklı kimliklere tahammülsüzüz. İnsanları giyinişini, konuşmasını, memleketini, izlediği filmi, diziyi, televizyon kanalını, sosyal medyada büründüğü karakteri, yediğini, içtiğini baz alarak etiketliyoruz. ‘Biz’ ve ‘siz’ ve ‘onlar’ olarak gruplaşmaya, gruplaştırmaya bayılıyoruz.
Zihinsel ayrımcılık, zihinsel tahammülsüzlük, zihinsel cinsiyetçilik, zihinsel ırkçılık, mezhepçilik, ayrımcılık en tehlikeli davranıştan gündelik hayattaki en ufacık tepkiye bile birebir etki ediyor. Kimsenin ne zamanına, ne emeğine saygımız var.
En ufağı bile dedim ya… Metrodan inenleri beklemeden ite kaka binmeye çalışandan, yürüyen merdivende solda dikilip geçenlere izin vermeyenlere kadar diyorum. Her ortamda iltimas bekleyen ‘ben ayrıyım, ayrıcalıklıyım’ tavrından, sürekli kısa yoldan kâr etme zihniyetinden de bahsediyorum. ‘Amaca giden her yol mübahtır’ anlayışıyla işyerinde, aile yaşamında, arkadaş ortamında hırçınca, bencilce, korkunç davranan kimselerden bahsediyorum. Yere tükürmekten tutun da, insanın tercihine göz dikenleri de dahil ediyorum. Gezegen gerçekten farklılıklarla güzel, farklı dillerle, farklı müziklerle, farklı danslarla, sanatlarla güzel. Çoğunluk gelenin azınlığı ezme telaşına girmediği zaman güzel. Yok etme, imha etme anlayışının olmadığı zaman güzel.
‘Buralar benim, bu benim, bu yol benim, bu para benim’ anlayışını yıkarak var olanı paylaşınca güzel. Güzel de biz toplumca unuttuk sanırım bunları…
Her hatanın altında kasıt, her güzel davranışın altında çıkar arar olduk. Birbirimize güven yerin dibinde…  Evlerin kapısının ardına kadar açık olduğu zamanlardan, kapının önüne sürüyle güvenlik kamerası koyduğumuz günlerdeyiz… Çünkü nefret koyulaştı, merkeze oturdu, kol geziyor sokakta. Kadından, çocuktan, hayvandan çıkıyor acısı. Engelliden, fakirden, emeğiyle karnını doyurandan… Çünkü herkes etiketledi birbirini. Biz dedi, siz dedi. İnsandan önce kimlik geldi. Nereli, kimci, kimli, nesi var, nesi yok, kimi var, neyi yok…
Etiketlerin altını kulaktan dolma bilgilerle doldurduk. İnsanları olmadıkları gibi sanarak kafamızdaki çöplüklerle donattık, şekillendirdik. Okumadık, okumaktan uzaklaştık. Sanatı görmedik, görmeyi reddettik, sokağa çıktık ama gözlemlemedik, tercih etmedik. Yedik, içtik, güzelleştik, daha yakışıklı, daha zengin, daha havalı, daha mevkili olduk; ama içimiz boşaldı. Bomboş kaldık.
Sevmeyi zorlaştırdık, binaların arasında insan olmanın doğasını unuttuk, birlikte yaşamayı kopkoyu kurallara bağladık, zora koştuk. Daha fazla pay almak için yıktık, kırdık, hırçınlaştık. Gezegeni parçaladık, masumiyeti yok ettik. Bilgi hızlandıkça daha bilinçli, daha sakin, daha paylaşımcı, daha bilgin olmak yerine daha hırçın, daha gözü kör, daha üstün körü bilgi sahibi, daha bencil oluverdik. Kitabın özetini okuyarak bilgi sahibi olduğumuzu sandık, suçladık, yargıladık, cezalandırdık.
Ve bunların hepsi dinlememekten oldu. Fikrimizi değiştirmeye korktuğumuzdan, etiketleyerek, öğrenmeye, paylaşmaya kapatarak kendimizi kolaya kaçmamızdan oldu. Çünkü basitçe, öğrenmeden yargılamak öğrenmekten çok daha kolay. İşte sadece dinlememekten, insan diğer insanı ‘biz’, ‘siz’ veya ‘onlar’ diye ayırır oldu. Aslında keşke dinlesek, keşke dinlesen, keşke dinlesem…
 
1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

hava durumu HAVA DURUMU
arşiv HABER ARŞİVİ



 
Bu haber ilginizi çekebilir! Kapat