Loading...

Köroğlu…

10 Şubat 2019 21:59
A
a
          İkinci Dünya Harbi sona ererken biz de İstanbul’dan Bursa’ya göc etmiştik.  Demirtaş  mahallesindeki 17. İlk mektebin dördüncü sınıfa kaydımızı yaptırdık. Bursa’nın bir diğer ucundaki Hisar mahallesine de yerleştik…
          Amcam, Kayhan çarsısında odun kömür ticaretiyle uğraşırdı. Çarşamba günleri okul çıkışı oraya uğrar, amcam ile birlikte dükkanda toplanan bir kaç arkadaşına Köroğlu gazetesini okurdum…
          O yıllarda okuma yazma bilenlerin azlığından olacak, orta direk Bursalı, memleketteki hal ve gidişatı, İstanbul’dan gelen gazeteleri mektepli küçüklere okutarak öğrenirdi...
          Bursa’ya göctüğümüz günlerde şekerin fiyatı kırk elli civarından aniden 560’a yükseldiğinden, her evde ve her mekanda bulunamıyordu. Babaannemle birlikte Emirsultan Camiine gider, özellikle Cuma günleri, içeride vaaz kürsüsünde mevlid okuyan hoca efendileri dinlerken, önümüze yaydığımız kullanılmış müsvette defter yapraklarına da birer ikişer şeker düşerdi. Çok nadirattan sanki gökten inermiş gibi külah ile inenleri de olurdu…
          Böylece, kuru üzüm ile içtiğimiz çayların yanında arasıra şekerli çay içme- içebilme mutluluğuna da kavuşurduk…
                                                                      Xxxxxxxxxxxx
          Günler geçtikçe mektepler çoğaldı. Takvimlerdeki ay ve gün isimleri değiştikçe, toplumun birlik beraberlik harcında da yavaştan yavaşa çözülmeler başladı. Mektepler okullaştı, büyükleri artık  mektep çocuklarına gazete okutmak yerine kendileri okur oldular.  takvim yaprakları da  arkasına aldığı zaman rüzgarıyla hızla ve hem de gayri şuur sersemliğiyle körlemesine uçuşunca, halk, evvela ekran karşısında aptallaştırılarak köleleşti. Okumuşu okumamışı, dişimiz erkeğimiz, büyüğümüzle  küçüğümüzle topluca,halkımız, maalesef milletimiz, elektronik bonzai ile esarete alındı ve, özüne yabancılaştırıldı…
            Şimdi geçmişimize ve kültürümüze, dolayısıyle kendimize yabancılaştık. Bunun lamı cimi yok…
                                                                    Xxxxxxxxxxx
             Gelelim, domates, biber ve patlicaaaaan’a…
              Birinci Cumhuriyet, fikriyatta kontrollu baskı, ekonomide liberalizm ile işe başladı. Bir süre böyle devam ettirildi, ya da ettirdiler. Fikriyat, siyaset ile birlikte iktisatta idari mekanizmanın yetersizliği görülünce düzen tersyüz edilerek devletçiliğe geçildi. Bu arada imkan yetersizliğinden ötürü halkın kendisi de başladı ceketini mantosunu ters yüz ederek, ettirerek yenileştirmeye…
              Dünya büyük buhranı, ikinci harp yılları, varlık vergisi, milli korunma kanunu, harp zenginliği, karaborsacılık, ihtikar ve istifçiliğin yanında bir de o günlerin ölçüsüne göre devleşen sermaye birikimi, siyasi partileri çoğalmaya zorladı…
               İkinci Cumhuriyet, ekonomiyi yeniden geriye çevrip liberalizmi bir kez daha uygulamaya aldı. İsrafçılık, Müslümanlığın temel ilkeleri arasına girdi. O günlerden bugünlere dek, bütçeler yama tutturulamaz biçimde tahribata uğradı-uğratıldı…
                 Osmanlı devletimiz de bütçelerindeki bu dikiş tutturulamazlığından batmıştı. Yedi düvel istimbotlarının Dolmabahçe önlerinde demir atması ne demektir bilir misiniz ?
                 Gerçi son  Enbiyadır Peygamber Efendimiz. Dünya ölçümlerine göre, matematik ve hendesi hesaplara bakarak konuşursak, deriz ve diyebiliriz ki,
                  Yeni bir Peygamber gelse ve de halkımızı, Müslüman milletimizi Allah adına vekaleten tasarrufa davet etse, hiç kimsenin kılı bile kıpırdamaz…
                                                                  Xxxxxxxxxxx
            Kimbilir, Allahüalem biz bilemeyiz, domates biber, patates faciası Allah’ımızın bir ikazı ve de ihtarıdır…
           Hafif bir yaptırımla, nimetleriyle kaynaklarının kıymetini bildirici…
           Gerçi uygulamalı bilim uzmanları, rahatlıkla izah edebiliyorlarsa da son günlerin şiddetli yağışlarına bağlı sel ve seylaplarla hortumların domates tarımında yol açtığı tahribatı. Amma, üç bin beş bin liralık aynalı telefonların ilk mektep çocuklarının elinde oyuncağa dönüşmesine ve dönüştürülmesine gelince, çeneleri kilitleniyor…
            Hükümet es kazara bir kanun çıkarıp da dese ki ;Bundan böyle erkeklere has firenk gömlekleri, yedek yaka ve yedek kol ağızlarıyla birlikte imal edilerek satılacak…
            Üç vakte kalmaz, meydana gelecek iktisadi krizin ağırlığına tahammül edemeyeceğinden,  devletimiz  batar gider…
              Çünkü, canlı hayat, israfla ayakta duruyor… 
1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

hava durumu HAVA DURUMU
arşiv HABER ARŞİVİ
Bu haber ilginizi çekebilir! Kapat