KUDÜS SEYAHATİ NOTLARI (3)

25 Ekim 2016 21:48
A
a
Bavullarımızı oteldeki odamıza yerleştirdikten sonra yatsı namazını eda etmek üzere Mescidi Aksaya doğru yola çıktık. Otel Filistinlilerin yaşadığı doğu Kudüs bölgesinde olduğu için yollar caddeler perişan, terkedilen binalara yeniden inşa için izini verilmediğinden çoğu kullanılmaz ve metruk vaziyette. Doğu Kudüs belediye hizmetlerinden çok az faydalanmaktadır. Gerçi Filistinlilerin oy kullanma hakları mevcut ama, oy kullananlarda nüfus oranı dörtte bire düştüğünden başkan seçtirmeleri mümkün olmadığı gibi, dünya kamuoyunda İsral’i resmen haklı bir tanıma olarak algılanabileceğinden Filistinliler seçimlere katılmıyor ve oyda kullanmadıklarını tercümanımız bize anlattı. Otelimiz ile mescidi Aksanın dış duvarları arasında dörtyüz metre kadar olan mesafeyi  yaya olarak yürüdükten sonra, eski Kudüs’ün labirenti andıran yerleşim yerine geldik. Kapıdan eski Kudüs’e girerken İsrail askerlerinin denetimi ile karşılaştık. Pasaportları gösterip eski Kudüs’e girdiğimizde, bizdeki Cumalıkızık köyünü andıran  taştan yapılmış kaldırımlar üzerinden yürüyerek dar sokaklardan taştan yapılmış binalar arasından Mescid-i Aksanın avlu kapısına geldiğimizde tekrar elleri silahlı tam teçhizatlı askerlerin kontrolünden sonra Mescid-i Aksanın  bahçesine girebildik. Caminin avlusunun emniyeti Filistinli polislere bırakılmış ama bu polislerde en ufak bir silah dahi yok. Mescidi Aksanın bahçesi, çok geniş bir alanı kapsamakta, aşağı yukarı Mescid-i Nebevinin bahçesi kadar ve hatta daha büyük bir alana sahip. İçerisinde zeytin ağaçları, bahçenin etrafında ise kesme taşlardan yapılmış biblo gibi mescitler ve, makamlardan oluşmakta. Zira gelen Müslüman hükümdarlar adlarını yaşatacak mescitler yapmışlardır. Bahçenin güney duvarlarından sonra Emevi halifelerine ait köşkler, onlardan sonra da kanlı vadi denilen bir vadiye dik yamaçlarla açılmaktadır. Mescid-i Aksanın bahçesi çok havadar, güneş ne kadar yaksa da her zaman esmekte, manevi havası ise insana tatmadığı hazları yaşatıyor. Bahçenin ortasında Peygamberimizin göklere yükseldiği, sivil mimari örnekleri yönünden  eşi bulunmaz sekizgen bir şekilde yapılmış, mermer ve çinileri harika renklerden oluşan, Kanuni Sultan Süleyman’ın yaptırdığı o zamanın Osmanlı hat sanatının şaheseri yazı örneklerini içeren dış duvarlar adeta zamanının ihtişamını bir güneş gibi yansıtıyor. Caminin bahçesi ve duvarla çevrilen mekanların içleri oldukça bakımlı, bu bakım işleri de Filistinliler tarafından kurulan vakıf aracılığı ile sağlanmaktadır. Gerek Kubbetüssahra ve gerekse Mescidi Aksa Cami ve avlusu içinde bulunan mescitlerin halıları ile Kayserili iş adamlarımız tarafından hediye edildiği belirtilmiştir. Kubbetüssahra cami ortasında peygamberimizin miraca yükselirken ayak bastığı büyükçe bir kaya ve bu kaya parçasının bir kenarında da etrafı demirle çevrilerek muhafaza altına alınmış Peygamberimizin (SAV) in ayak izi mevcut. Demir kafesin bir kenarından açılan delikten bu ayak izine rahatça elinizi sokup, temas edebiliyorsunuz. Kayanın altında merdivenlerden inilen mağaramsı bir oyuk mevcut. Bu oyuk içersinde kıble tarafına da küçük bir mihrap yapılmış, oda büyüklüğündeki mağarada 15-20 kişi kadar bir insan namaz kılabilmektedir. Rivayete göre de Peygamberimiz (SAV) miraçdan döndükten sonra bu mağara içinde büyük peygamberlere imam olarak namaz kıldırmıştır. Ayrıca aynı kaya parçasının daha alt kısmında ise Yahudilerce kutsal sayılan kutsal sandığın bulunduğu rivayetler arasındadır. Bu rivayetlere İsrail hükümeti de inanmış olacak ki, kontrolleri altında bulunan Ağlama duvarı içinden başlayarak, eski kalıntı ve dehlizleri tamir adı altında Kubbetüssahra caminin altına doğru gelerek açtıkları açıkça görülmektedir. Zaten ağlama duvarının bulunduğu mekana, Yahudilerden başkası alınmıyor. Kubbetüssahra caminin batısında merdivenlerden inildikten sonra dikdörtgen planda inşa edilmiş, Mescid-i Aksa camine varılmakta. Bu cami, vakit namazlarında oldukça kalabalık bir cemaat kitlesine sahip. Hele hele Cuma günü Cuma namazlarında tercümanımızın dediğine göre Kudüs ve çevresindeki bütün camiler ve mescitler kapatılıyor, Cuma namazlarında tüm Filistinliler Mescid-i Aksa camini dolduruyorlar. Caminin içi ve avlusu hınca hınç insan doluyor. Bir nevi bayram yerine dönüyor. Mescid-i aksa camiinin içi oldukça ferah tavan çok yüksek ve çok süslü. Ancak İsrail hükümeti kötü niyetli olarak mihrabın bulunduğu tavanı onarmak maksadıyla iskele kurmuş, ancak bu tamirata Filistinliler tepki göstermiş, namaz vakitleri bu iskelenin altında cemaat namaz kılmakta. Zira camiinin Emevi halifesi tarafından bizzat yaptırılan mimberi bundan dört sene kadar önce fanatik bir Yahudi tarafından yakılınca, yerine yeniden bir mimber yapılmış, yanan Aslı da, Elhalil kentindeki Hz. Yakup’un ve Hz İbrahim peygamberin metfun bulunduğu camiye götürülmüştür.
Namaz çıkışında insanlar bizim Türkiye’den geldiğimizi görünce, yüzlerinden memnuniyet ifadelerini görmek mümkün. Halis niyetle sohbet ve konuşmaya çalışıyorlar. Recep Tayyip ERDOĞAN ismi Filistinlilerin zihinlerinde kazınarak yer etmiş. Herkesin ağzında aynı isim. Çoğu zaman gençler yolda yürürken bile Türk olduğumuzu anlayınca R.T. Erdoğan diye selamlaşıyorlar. Buradaki Müslümanların Türkiye’nin ve onun kuruluşu olan TİKA’nın yaptıkları hizmeti biliyorlar ve takdir ediyorlar. R.T. Erdoğan figürü Filistinli gençlerde müspet manada yer etmiştir. Şurası da bir gerçek ki Kudüs ve Filistin’i ziyaret edenlerin yüzde yetmişine yakını Türkiye’den gelme. Tercümanımızın beyanına göre Kudüs’e her yıl iki milyon turist geliyor. Ancak bunun sadece altmış bini İslam ülkelerinden geliyormuş. Hâlbuki Kudüs İslam âlemi için bir Mekke bir Medine kadar önemli bir şehirdir. Oraları ziyaret etmek demek, Filistin davasına manevi destek demektir. Ziyaretçi konusunda Filistinlilerin tüm dünya Müslümanlarına serzenişleri var. Filistinlilerin en büyük serzenişleri de eski Genel Kurmay Başkanımız İlker Başbuğ’un İsrail’i ziyaretinde başına kipa giyip ağlama duvarında dua etmesi, ama hemen bu duvarın arkasında bulunan Mescid-i Aksa camiine çıkarak ziyaret etmemesine üzülüyorlar.
Dünyada paraya yön veren Yahudi aklı, mukaddes şehir Kudüs’ün taşını toprağını paraya tahvil etmiş. Her yıl hac ziyaretine gelen iki milyonu yakın Hristiyan’ın konaklamasından büyük paralar kazanıyor. En çok parayı da mezar satışından kazanıyor. Zeytin dağının Kubbet-üs Sahra’      ya bakan etekleri kanlı vadiye kadar uzanan kısmına belki onbinlerce mezar yapmışlar. Bu mezar yerinin bugünkü fiyatının bir milyon dolar olduğu söyleniyor. Dünyanın her yanından zengin Yahudiler ilk önce cennete gitmek için öldüklerinde buraya gömülmek amacıyla yüklü miktarda mezar parasını ödüyor. Zira Yahudi inancına göre kıyamet koptuğunda cennete ilk gidecekler buradaki mezarlardan çıkacaklardır.
Her şeyi ile buram buram İslam kokan bu toprakların, Yahudilerin pislik yumağı haline gelmiş ayakları altında çiğnenmesi çok acıdır. Maalesef bu topraklar asırlardır, İslam ümmetinin birçok peygamberin eğleştiği, yurt tuttuğu ve övgü ile bahsettiği yerler olmasına rağmen, günümüz Müslümanlarınca, sanki gözden çıkarılmış, terkedilmiş, bir vaziyettedir. Çıkacak yeni bir İslam önderinin gelişini beklemektedir sanki. Bu lider Kudüs’le birlikte tüm dünya Müslümanlarının umudu olacaktır.
 
1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

hava durumu HAVA DURUMU
anket ANKET

e-gazete E-GAZETE
arşiv HABER ARŞİVİ
Bu haber ilginizi çekebilir! Kapat