Küreselleşme iyidir…

27 Kasım 2016 22:41
A
a
Küreselleşmenin tarih sürecinde ne zaman başladığı konusu ve tanımı henüz üzerinde uzlaşmaya varılamamış bir konu olarak karşımızdayken, şimdi de ‘Küreselleşme süreci sona mı eriyor’ sorusu sorulmaya başlandı.
Böyle olsa da küreselleşme olgusu bugün hala etkinliğini sürdüren bir gelişme olarak üzerinde durulması gereken bir konu.
Küreselleşme, ürünlerin, fikirlerin, kültürlerin ve dünya görüşlerinin alışverişinden doğan bir uluslararası bütünleşme süreci olarak belirdi.
Küreselleşme diye adlandırılan şeyi anlamanın en iyi yolu, dünyanın 'birleşik' hale gelmesi ama bunun tekdüze bütünleşmediği bir 'biçim sorunu' üzerinde yoğunlaşmak olduğunu görmekle olası.  
Yani, dünyanın birleşik hale gelmesi, tekdüze dinamikler ile oluşan bir süreç değil.
Ve küreselleşme, ekonomik olduğu kadar siyasal, teknolojik ve kültürel boyutlu bir süreçtir de aynı zamanda.
Çoğu insanın gözünde küreselleşme, basitçe gücün ya da etkinin yerel toplulukların elinden alınıp küresel arenaya aktarılmasıdır.
 
* * *
Evet, bu çok boyutlu kavram etki ettiği toplumsal gerçeklik türüne göre bireylerin kafasında çeşitli anlamlar oluşturmuş bulunuyor.
Bu anlamda kimileri için küreselleşme, kapitalizmin gücü, kimileri için de, dünyanın batılılaşması olarak algılandı.
Kimileri, küreselleşmenin yoğunluk ve artan melezleşmeyle birlikte heterojenlik yarattığını düşündü.
Kimileri de homojenliği artırdığını...
Devlet dışı sosyal organizasyonlar küreselleşmeyi, çevre hareketi, demokratikleşme ve insanileştirme gibi pozitif sosyal amaçları sağlayacak kaldıraç olarak gördü.
İş adamları için artan kâr ve güç stratejisi, hükümetler için de çok sık olarak devlet gücünde artış sağlamanın yerine kullanıldı.
Kimi küçük ve yoksul ülkeler bu gelişmeyi kendilerinin bir kurtuluşu olarak görürken, yine kimi küçük ve yoksul ülkeler bu gelişmenin kendilerini ortadan kaldıracağını düşündü.
 
* * *
Kuşkusuz batılı ülkeler, yoksul ülkelere kıyasla dünyadaki gelişmeleri hâlâ çok daha fazla etkileyecek güce sahiptirler.
Ama küreselleşmenin başka bir boyutu, beraberinde giderek merkezsizleşmeyi; belli bir ülkeler grubunun denetiminin ortadan kalkmasını, büyük kuruluşlarının denetim gücünün iyice azalmasını da getirmesidir.
1970’li yılların sonunda başlayan neo-liberal ekonomik politikalar refah devleti uygulamalarını sona erdirerek dünya çapında pek çok ekonomik, siyasi, toplumsal ve çevresel sorunlara yol açmıştır.
Küreselleşme olgusu ile ilişkilendirilen bu sorunlar küresel çapta çok ciddi toplumsal tepkiler ortaya çıkarmıştır.
Ancak, küreselleşme, ne ulusal ekonomileri hasta eden bir zehirdir ne de kâr amaçlı tekellerin işçileri sömürmek ve çevreye zarar vermek üzere kullandığı bir araçtır.
Küreselleşme, ne sömürgeciliğin dönüşü ne de dünya yönetimine erişim anlamındadır.
En temel düzeydeki basit anlamıyla küreselleşme, olanak dâhilindeki ticarî aktivitelerin sınırlarının genişlemesidir.
Coğrafî, teknolojik ya da yasal engellerle kısıtlanmış, satış, satın alma, üretim, borç verme, borçlanma faaliyetlerinin daha pratik hâle getirilmesidir.
Küreselleşme olgusunun reddi yerine, sınırları oluşturularak, toplumların yararına kullanılması yönünde politikalar belirlenmesi daha mantıklıdır.
Küreselleşmenin olumsuz yönleri kuşkusuz vardı ama toplumlara ait maddi ve manevi değerlerin ve bu değerler çerçevesinde oluşmuş birikimlerin milli sınırları aşarak dünya çapında yayılmasını sağlaması en önemli özelliğidir. 
Küreselleşmenin ideolojik kutuplaşmalar çözme, farklı kültürler ve inançlar arasındaki ilişkiler yoğunlaştırması özelliklerinden yararlanılmalıdır.
 
1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

hava durumu HAVA DURUMU
anket ANKET

e-gazete E-GAZETE
arşiv HABER ARŞİVİ
Bu haber ilginizi çekebilir! Kapat