Lozan barış mı hezimet mi ?

2 Ekim 2016 21:34
A
a
Anarşinin zirve yaptığı, her gün sağdan soldan onlarca Türk gencinin öldüğü 1970’li yıllarda; zamanın Başbakanı Süleyman Demirel, ortaya bir laf atardı, basın başta olmak üzere tüm millet günlerce o lafı tartışırdı.. Akıllarda ne terör kalırdı, ne anarşik olaylar, her gün onlarca ölen gençlerimiz.. Adam, tüm olumsuzlukları Millete kısa yoldan unutturur, o günü hatta o haftayı kurtarır giderdi..
 
     Birkaç örneği mi ?
     “Yollar yürümekle aşınmaz”
     "enflasyon düşüyor domatesten biberden buluyorlar, çıkıyor benden buluyorlar”
     "dün dündür, bugün bugündür."
     "benzin vardı da biz mi içtik?"
 
     *****
     Cumhurbaşkanlığı internet sayfasını arada bir izliyorum.  Haber çok manidar olduğu nedeniyle biraz önce bir kez daha baktım;
 
     Tarih 24.07.2016
     Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Lozan Barış Antlaşmasının 93. Yıldönümü vesilesiyle yayınlanan beyanatı.. Özellikle çarpıcı cümlelerini izleyelim; “Bugün, Cumhuriyetimizin kurucu belgesi olan Lozan Barış Antlaşması’nın imzalanmasının 93. yıldönümüdür.
Aziz milletimizin inanç, cesaret ve fedakârlıkla elde ettiği zafer, Lozan Antlaşması ile diplomasi ve uluslararası hukuk alanına taşınarak tescil edilmiştir.
Bu anlaşma, yeni kurulan devletimizin tapusu niteliğindedir.
Lozan Antlaşması’nın içeriği, bu anlamda başta milli irade ve demokrasi olmak üzere Türkiye Cumhuriyeti’nin sahip olduğu temel ilkelerin değeri, bugünlerde çok daha iyi anlaşılmaktadır.
../... Bu düşüncelerle, Lozan Barış Antlaşması’nın 93. yıldönümünde, Cumhuriyetimizin banisi Gazi Mustafa Kemal başta olmak üzere, anlaşmanın mimarı olan tüm devlet adamlarımızı rahmetle anıyorum.”
 
     *****
     Ve tarih 29.09.2016
     Beştepe'de muhtarları ağırlayan Cumhurbaşkanı Edoğan’ın konuşmasından çarpıcı birkaç cümle; 
     "Tarihte bize ne yaptılar. 1920'de bize Sevr'i gösterdiler, 1923'te Lozan'a bizi razı ettiler. Birileri de Lozan'ı zafer diye yutturmaya çalıştı. Her şey ortada.
İşte şu an Ege'yi görüyorsunuz değil mi? Bağırsan sesinin duyulacağı adaları biz Lozan'da verdik. Zafer bu mu..?
Oralar bizimdi. Oralarda bizim camilerimiz, mabetlerimiz var ama şu anda hala Ege'de kıta sahanlığı ne olacak, havada, denizde ne olacak bunları konuşuyoruz, hala bunun mücadelesini veriyoruz.
Niye..? İşte o anlaşmada masaya oturanlar sebebiyle. O masaya oturanlar, o anlaşmanın hakkını vermediler. Veremedikleri için şimdi onun sıkıntısını biz yaşıyoruz.."
 
     *****
     Oltaya (pardon ortaya)  ilk gelen Yunanistan Başbakanı Aleksis Çipras, pürtelaş ve anında tepkiyle aldı sazı eline; “Lozan Antlaşması’nı tartışmaya açmak ikili ilişkiler için tehlikeli olabilecektir..”
 
     Peşinden Yunanistan Dışişleri Bakanlığı’ndan ismi verilmeyen bir yetkili; “Lozan Antlaşmasına saygı duyulması gerekir. Lozan ve diğer uluslararası hukuka dayalı antlaşmalar uygar dünyanın gerçekleridir..”  
 
     Cumhurbaşkanının bu son açıklaması ülkemizde de muhtelif yankılara vesile oldu ve CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu da geç kalmadı; “Sayın Cumhurbaşkanının, muhtarlarla yaptığı toplantıda, Lozan Anlaşması'nı bizim tarihimize uygun olmayan bir dille eleştirmesini ben içime sindiremiyorum. Bu parlamentoyu parlamento kılan da Lozan Antlaşması, T.C.’ nin varlık nedeni olarak saydığımız Lozan Antlaşması’nın bizim tarihimizde özel bir yeri vardır. Lozan Antlaşması büyük imkânsızlıkların yaşandığı bir süreç içinde, batının dize getirildiği anlaşmadır aslında. Türkiye’nin varlık nedenidir../..”
 
      *****
     Şimdi;  Erdoğan’ın Lozan’la ilgili sitayişle bahsettiği 24 Temmuz açıklamasından sonra, aradan daha iki ay geçmişken ortaya sürdüğü bu tam aksine ve son derecede çarpıcı Lozan hakkında konuşmasını anlayamadı toplum.. Her şey bir yana 29 Eylül 2016 tarihinin Lozan Antlaşmasıyla ne ilgisi vardı?  
 
     Yani bu işin içinde başka işler vardı aynanın ötesinde..
     Ve merhum Demirel’in kamuoyunu boş bırakmamak yönünden ustalığını bu yazımın giriş konusu yapmakla hata etmedim sanırım.. Zira  Erdoğan’ın bu açıklamalarını izlerken aklıma gelen ilk konu doğrusunu söylemek gerekirse bu espriler oldu.. "Usta’lık, Demirel’den Erdoğan’a boşuna miras kalmadı herhalde.." dedim kendi kendime..   
 
     Bu manidar konuşmasının en az 3 - 4 nedenini tahmin etmek hiç de zor değil aslında.. Şimdi Lozan’ı anlayacağız diye; devletimiz adına imza atan merhum İsmet İnönü’yü ve Dr. Rıza Nur ile 30’un üzerindeki delege heyeti üyelerini kabirlerinden çıkartıp  “anlatın bakalım”  diyecek halimiz de yok..
 
     En kolayı Sayın Erdoğan ve danışmanlarına bakıp da niyetleri konusunda isabetli bir empati yapmak.. Bu tür bir yaklaşım bizi genelde yanıltmıyor; hem de oluşturulan bu tür gündemlerde kaybolmamak yönünden yararlı oluyor..   
 
     Ben yine de içimden gelen bir sese kulak vermek istiyorum..
     Osmanlı'nın son devresi ve dağılışı ile T.C. Devletinin kuruluşundan itibaren kaybettiğimiz toprakları, özellikle ortadoğu yönünden gözden geçirmekte fayda var.. 500 yıl yönettiğimiz Musul, Kerkük ve o bölgedeki benzeri yerler gibi..
 
     Bugün Lozan'dan başlanır  konuşmaya, fakat hesapların nerelere ulaşacağı da belli olmaz..; Suriye ile ilgili tezkerenin uzatılmasını ve "Musul'un etnik kökenlere ayrıştırılarak bölünmemesi için elimizden geleni yapacağız.." gibi  vurguları dikkate almak gerek.. Bakarsınız "dünya beşten büyüktür" gerçekten.. Ne dersiniz..?
  
     Haydi bu olası hesapları da konuşun biraz.. Ya da bağrışın ve figan edin Milletçe; Lozan barış mı, hezimet mi..? diye..
 
1000
icon
Hikmet alb 3 Ekim 2016 00:29

DEĞERLİ YAZARIM DÜŞÜNCELERİNİZE AYNEN KATILIYORUM LOZAN BARIŞ KONFERANSININ TARİH KİTAPLARINDA İLK OKUL DA ÖĞRETTİLER YÜZ SENE SONRA BU KONUDA HİÇ BİLGİLERİ YOKMUŞ GİBİ CUMHUR BAŞKANINA BU YAZIYI HAZIRLAYAN DANIŞMANLARININ MİLLETİN DİKKATİNİ BAŞKA YÖNE ÇEKMEK İÇİN MİLLET İLE DALGA GEÇİYORLAR BUNUN DOĞRUSUNU SÖYLEMEYİP BİZLERİN MEVCUT İDARENİN EKSİKLERİNİ GÖZDEN UZAK TUTMAYA ÇALIŞILIYOR EGE ADALARI İKİNCİ DÜNYA SAVAŞINDAN SONRA İTALYANLARIN OLURU İLE YEDİ DEVLETİN İMZALARI İLE YUNANİSTANA VERİLİYOR LOZAN ANLAŞMASINI ON ALTINCI MADDESİNDEKİ SONRADAN GÖRÜŞÜLMEYE BIRAKILAN HUSUSLARI DA ELİMİZDEN ALINMIŞ TIR YANİ BOŞUNA YALAN SÖYLEYEREK MİLLETİNAKLI İLE ALAY EDİLİYOR SURİYEDE ALTMIŞ BEŞ ÜLKE ÜLKE BULUNMAKTADIR BİZE ORADAN BİR MENFEAT VERİLMEZ EĞER SINIRLARIMIZA YAKIN OLABİLECEK TEHLİKELERDEN KENDİMİZİ KORUYACAK DÜZENLEMELER SAĞLAR İSEK BU BİZİM İÇİN BAŞARI SAYILMALIDIR "DİMYATA PİRİNCE GİDER İKEN EVDEKİ BULGURDAN OLMAYALIM"BU BÖLGEDEKİ ÇATIŞMALARIN HAÇLI SEFERİNE DÖNÜŞECEĞİ İDDİASI VAR

0 3 Cevap Yaz
Hüsamettin Taşdemir

Yazdıklarınıza aynen katılıyorum Hikmet Bey.. 18 Yaşında idim Dr Rıza Nur'un Hayat ve Hatıratını okuduğumda.. Müteakiben de bu konuyu ilk defa dile getiren Kadir Mısıroğlu'nun yazımın başlığında atıf yaptığım adlı kitabını.. Her ikisinin adını da neredeyse deliye çıkarttı bu bizim yerli (!) basın.. yazacak o kadar çok şey var ki aslında; şu aşamada yutkunuyoruz.. Bazen yutkunmak ; ham armudu yeyip de tıkanmaktan ya da ayvayı yeyip de bir yerlere tıkılmaktan iyidir diye herhalde.. Umarım Osmanlı'nın son dönemi ve Cumhuriyet tarihimiz birkez daha devlet tarafından gözden geçirilir.. Görünenlerin ötesinde bir takım farklı gerçekler var ise; bu böyle ortaya salata gibi dejenere edilmemeli, siyasete malzeme yapılmamalı.. Devlet eliyle Millete, özellikle gençlere anlatılmalı.. Doğrusu bu değil mi ? Heyhaat ki heyhat.. Daha bir ay olmadı Savunma Sanayiimizin yanısıra "Türk Tarih Kurumumuz" bile özelleştirilmeye açıldı.. Ne kadar şaşırtıcı değil mi ? Ve üzücü..

0 2
hava durumu HAVA DURUMU
anket ANKET

e-gazete E-GAZETE
arşiv HABER ARŞİVİ
Bu haber ilginizi çekebilir! Kapat