Maddeleşme…

4 Aralık 2017 21:34
A
a
Günlük hayatın çeşitli hareket ve faaliyetleri içinde amaç ve fikirlerimizi iktisadi düşüncelere göre ayarlayıp şekillendirdiğimizde, kendimizi de maddeleştirmiş oluruz…
Devlet Başkanı Tayyip Erdoğan geçenlerde tertiplenen bir toplantıda, “teknolojik bağımlılıktan” bahsetmekteydi. Hatta daha ötelerinde, şikayetçisiydi bu nevzuhur psikiyatrik çözülmenin…
Günlük hayatımızda hanelerimiz için ayıracağımız serbest zamanların kısalıp, geçim gailesiyle harcanan zamanlarınsa uzayarak bedenlerimizi yorgun ve bitkin hale düşürmesi, özellikle demokrasi kurbanı çalışan kadınları ilk ağızda teknolojinin pompalı gaz ocaklarına bağladı…
Çünkü, mangallı mutfaklar uzun zaman israfına ve aşırı yorgunluğa yol açıyordu…
Püskürtmeli sıvı gazyağlı mutfak enerjisinin uçucu likit petrol gazlarıyla ikamesi, çoğu hane halklarını, mahalle içlerine kadar yayılan tüplü enerji satıcılarına  potansiyel müşteri kıldı…
Daha henüz seçme seçilme haklarına yenilerde
kavuşanlarımız pek bilemez, akabinden hane halkları  salt mutfak konforuyla birlikte kış aylarında da, aynı kökenden gelme doğalgazlı ısınma konforuna bağlandılar…
Bu alandaki safha safha birbirlerini takip eden maddeleşme evrimleri, doğrudan bir zaruretin zorlaması olduğundan, bu değişim saiklerinin iktisadi ve gösterişçi egosantrik düşüncelerle ilgili olacağı pek düşünülemez…
Lakin, akıllı telefon adı ile anılan aynalılarda durumun farklı olduğu - olacağı kesin…
Amerikalılaştırıldığımız şu Türkiye’deki küçük esnaf katili marketlerin klasik meyvelerimizi, “lüks armut  ve lüks elma” etiketiyle tezgahlamalarına karşı ahalideki duyarsızlık, mutlak maddeleşmenin dik alasıdır…
xxxxxxxx
Sosyal sınıfların alttan ve üstten bütün tabakalarına bakalım. Beşeri münasebetlerin renkli yapısını, dini, bedii, nezihi ve ahlaki formatlarını, öne çıkardıkları maddeleşmiş canlı cesetlerinin ardına atıyorlar…
İnsan toplumlarının hemen bütün katmanlarda insani değer ölçüleri, dünya kaygılarıyla yoğurdukları maddi beklentilerinin uzlaştırılamayacak kadar uzaklardaki bir kenara atılmış vaziyette…
xxxxxxx
Mal ve servete düşkünlük ve ihtirasın salt itici gücü, öyle veya böyle yürütülen sıradan iktisadi faaliyetleriyle  kişinin sermaye birikimini tamamlamasına yeterli olabilir mi?...
Özellikle nüfuz sahiplerinin zenginleşme peşindeki koşuşmaları, siyaset alanında paye ve itibar, sivil hayatta da, debdebeli bir hayat sürmek…
Amaç bu olunca?…
xxxxxxxx
 
Günümüzün gençlerine, özellikle efemine takımına bakınız, dışarıya çıktıklarında her birinin elinde bir aynalı telefon...
Ailelerinin bütçe harcamalarında kapasite bakımından önemli bir eksiklik bulunmayabilir. Ama her birinin dirseklerinden yukarıya kıvrık kollarının avuçları içerisinde aynalı telefonların gökyüzüne çevrili ekranlarıyla, her biri hemcinsleriyle asalet ve gösteri yarışında…
Belki de aile efradı, bugünden yarına asgari ölçüde olsun, zaruri mutfak harcamalarını karşılayabilecek mali imkanlardan da yoksunlar…
Teknolojik bağımlılığın, zengin fakir demeden etkisine aldığı idrak yoksunu çocuklarının talepleriyle  zorlandıklarında, haneler, maaş ve ücret yetmezliği girdabına yuvarlanıyorlar…
Çare, hane nüfusunda yer alan kadınların da, emek piyasasına çıkmalarında - çıkarılmalarında aranıyor…
Xxxxxxxxx
Teknolojik bağımlılık, insanı maddeleştirirken, haneleri yuvalıktan ve kadınları da annelikten ayırıp koparıyor…
 
1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

hava durumu HAVA DURUMU
anket ANKET

e-gazete E-GAZETE
arşiv HABER ARŞİVİ



 
Bu haber ilginizi çekebilir! Kapat